‘TERTİP’Lİ DEVLETİMİZ VARDIR VES-SELÂM...
Bizim devletimiz tertip ve düzeni sever. Bütün işleri belli bir tertib ve ahenk içinde yürütür. Sürprizleri sevmez, bir sürpriz olması gerekiyorsa, o sürpriz de devletin tertib, ahenk ve bilgisi dahilinde olmalıdır; yani sürpriz olacaksa onu da devletimiz yapar, bir sürprize maruz kalmaz, kalamaz, bunun için tüm tedbirlerini almıştır çünkü.
Sürprizsiz bir hayatın ne kadar sıkıcı olacağına dair hemen hepimizde müşterek bir kanaat vardır; öyle bir hayatı çekilmez buluruz. Ama aslında böyle midir. Gerçekten sürprizsiz bir hayat çekilmez midir? Sürprizleri ‘tertib’ edenlerden olmadığınız zaman durum gerçekten çekilmez bir hal alabilir. Peki ya sürprizleri ‘tertib’ edenler için!... İşte onlar için hayat adrenalin miktarının en üst seviyede olduğu bir macera filmi tadında devam eder ve bazılarının ‘dayanamadığı’ da olur zaman zaman.
Kitap tavsiye etmekten hiç mi hiç hoşlanmam aslında, başkalarının zihnini belirlemeği bir risk telâkki ettiğimdendir bu. Ama bu hafta sizlere bir kitap tavsiye etmek istiyorum; ‘biraz da macera’ sadedinde bir tavsiye, hep ‘ciddi’ meseleleren bahsetmekten bazen sıkıldığımdan ve sizlerin de sıkılmış olabileceği ihtimalinden hareketle...
BAY PİPO / Bir MİT Görevlisinin Sıradışı yaşamı: HİRAM ABAS isimli kitap, DoğanYayıncılık’tan Soner Yalçın – Doğan Yurdakul imzası ile çıktı ve iki aylık bir zaman süresinde ikinci baskısını yaptı. Zaman zaman mâruz kaldığımız sürprizlerin mimarlarının renkli dünyalarının seyrine dalabileceğiniz ‘renkli’ bir kitap...
Bahsettiğimiz kitaptan mânidar bir tertip örneği ile yetineceğiz; devamını kitaptan okumanız için...
“... 5 Eylül 1955’te Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldı!
...Ardından 6- 7 Eylül olayları...
...Olayların bilançocsu korkunçtu: 3 kişinin öldürüldüğü, 30 kişinin yaralandığı saldırılarda, 73 kilise, 1 fabrika, 8 ayazma, 2 manastır, 3584’ü Rum vatandaşlara ait olmak üzere 5538 gayrımenkul tahrib edilip yakılmıştı...
...Hükümet hemen teşhisini koydu: bu olay olsa olsa komünist kışkırtması olabilirrdi.
...Selanik konsolosluğunna gödevli hasan Uçar ile Batı trakya Türklerinden üniversite öğrencisi Oktay Engin bombalamıştı Atatürk’ün evini.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde ‘orgeneral’ rütbesine kadar yükselip, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevinde bulunan, o günlerin genç subayı Sabri yirmibeşoğlu Özel Harp Biriminde Seferberlik Tetkik kurulunda görevli idi...
Yıllar sonra emekli olduğunda6 –7 Eylül olaylarının perde arkasını gazeteci Fatih Güllapoğluna açıkladı:
- ...Tabii.. 6 –7 Eylül de bir özel harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden soğuk terler boşandı)Sorarım size bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?...”(BAY PİPO., sf. 48-49-50-51).
Evet ne kadar ilginç ve ‘tertip’li hatıralar değil mi?
Kitapta daha niceleri var, meraklılarına duyurulur...
Bugünlerde iki ay gibi kısa bir zamanda ikinci baskısını yapacak kadar çok satması da çok mânidar gibi geldi bana; siz ne dersiniz?..
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi