Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > MEMNUN MUSUNUZ?

MEMNUN MUSUNUZ?


 


İletişim teknolojisinin son yıllarda ulaştığı noktayı hesaba kattığımızda, bilgiye ulaşmanın ne derece kolaylaştığı âşikâr bir durum. Artık herhangi bir bilgiye ulaşmak için yüzlerce kilometre yol kat etmek gerekmiyor. Bilgiyi ayağımıza getirmenin, bilgisayar literatürü ile; pek çok ‘kısayol’u var; aradığımızı hemen ‘masa üstünde’ bulabiliyoruz. Peki bu ülkedeki fikrî ve felsefî derinliğe olan tahammülsüzlüğün, hatta fikre ve bilgiye alâkasızlığın sebepleri nedir ve bu durumun  müsebbipleri kimlerdir? Siyonistler ve masonlar mı, yoksa bu zümrelerin güdümündeki  medya mı? Dört tarafımızı kuşatan dış güçler mi, yoksa bunların içimizdeki uzantıları mı?     


Tamam; bir medeniyetin yeniden inşâı uzun bir zamana muhtaç. Fakat biz nev-zuhûr bir millet değiliz ki! Mağlup da olsa, neticede devâsâ bir medeniyetin çocuklarıyız. Ardımızda bıraktığımız zaman çok mu kısa hakikaten ve bu zamana sığdırdıklarımız ele avuca sığacak cesâmete ulaşmış durumda mı? Bir medeniyetin üzerinde yükseleceği sacayaklarının neler olduğuna dair ne düşündük bu güne değin  ve bu sacayaklarının her birinin yerine neleri yerleştirdik. Meselâ sacayaklarımızdan biri güzel sanatlar oldu mu veya edebiyat?  Son otuz yılda, eğer tabir caiz ise, epey palazlandık. Sermaye sınıfımızı oluşturduk, yeni eğitim gruplarımızı ürettik, tüm kurum ve kuruluşlarımız ile büyük şehirlerde konuşlandık. Peki medeniyetin doğum yeri olan şehirlere nüfuz edebildik mi, şehirli olabildik mi? Yoksa taşradaki tüm zihni belirlenimlerimizi de mi taşıdık şehirlere ve gelişmeye karşı anlamsızca direniş mi gösterdik?


Sevginin doğum yeri olan dergâhlarımız sevgi üretti mi hakikaten?


Özel okullarımız, bir medeniyetin inşâına dair hangi birikimi gözler önüne koydu?


Ticarî gayelerle teşekkül eden sivil toplum örgütlerimizin, holdinglerimizin, dudaklarımızı uçuklatacak miktarlardaki bütçelerinin içinde kültüre ayırdıkları oranlar neden sıfıra yakın?


Siyasî teşekküllerimizin içine düştüğü ‘pragmatik zillet’in sorumlusu da mı dış güçler?


Toplumdan soyutlanarak içinde yaşamayı tercih ettiğimiz gettolarımızda çok mu mutluyuz ve bahse konu gettolarımızın güzel bir örnek teşkil ettiğine gerçekten inanıyor muyuz? Eğer güzel bir örnek ise niçin örnek alınmadığı ve güzellik yerine niçin problem saçtığı sorusunu kim cevaplayacak?


Son otuz-kırk yılda aramızdan çıkan ve dünyaya kendisini kabul ettirmiş bir mimarımız var mı? Yoksa,  özgün bir tarz oluşturmak şöyle dursun, Mimar Sinan’ı taklit etmekten bile uzak mıyız?


 Musikîmizin içinde bulunduğu durumdan memnun muyuz?


Ya lisanımızın hâl-i pür melâli! Gündelik hayatımızda kaç kelime ile konuşuyoruz dersiniz?


Nerede bizim hattatlarımız, bizim ebru-zenlerimiz, bizim müzehhiblerimiz, bizim ressamlarımız, bizim seramikçilerimiz, bizim bestekârlarımız, bizim romancılarımız, bizim tarihçilerimiz? Nerede sevginin doğum yeri olan tekkelerimiz ve post-nişinlerimiz? Sahi neredeler?..


Yoksa, şu dünyanın en nispetsiz kubbeli camilerini ve en çirkin minarelerini biz mi inşâ ettik?


Yoksa, hani şu kıvrak türkü notalarının üzerine sözde güfteler uydurup adına da ‘ilahi’ diyenler ve işin daha da vahimi bunları dinleyenler yine biz miyiz?


Yoksa, resim diye üzerinde sıkılmış yumruklar bulunan kelime-i tevhid posterlerini alan-satan da biz miyiz?


Yoksa, ‘sen yokken ben, buzdolabını ayağımla kapattım’ diyen adamı şair diye mi dinliyoruz?


Sorular uzayıp gidecek. Bunlar biz’e dair sorular, cevapları da bize dair olmalı.


Bütün bunları yaptık da başımıza yine musibet mi geldi? Ya da musibetler karşısında bütün bu yaptıklarımıza rağmen onurluca pozüsyon mu alamadık?


Sahi gençlik teşkilatlarımız bütün bunların neresinde?


Biliyorum; sorular çok sıkıcı.


Fakat mevcut durumdan ve ürettiğimiz insan tipinden memnun muyuz sahiden?


Ve bunların sebebi yalnızca ‘dış güçler’ ve ‘masonlar’ mı?


Altında hiç bizim imzamız yok mu bütün bunların?


Sizi bilmem ama ben memnun değilim; sizi ne kadar ilgilendiriyor bilmesem de!..      



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS