Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > İstikrar ve uzlaşma istemiyorum(!)

İstikrar ve uzlaşma istemiyorum..


Evet istikrar istemiyorum.    


Ayrıca uzlaşma da istemiyorum.


İstikrar adı altında ve demokrasi kılığındaki parlamenter monarşiye, topluma dayatılmış bir ketenpele veya top bir tarafa, toplum bir tarafa türünden ters köşe pozüsyonu olduğu gerekçesi ile  muhalefet ediyorum.


Bu ülke’de, başarısızların, soygun ve talan düzenini yıllardır devam ettirenlerin, milletvekilliğini ‘kazanılmış hak’, bir takım üst makamları da ‘baba’larının malı derekesine düşürenlerin ve bir takım sıfat ve makamları yıllardır mevcutlu olarak uhdelerinde bulunduranların, istikrar kavramını, cambazların şapkalarından çıkardıkları tavşan gibi kullanmalarından artık midem bulanıyor.


Altı kere gidip, yedi kere gelmeyi ve ardından da cumhurbaşkanlığı makamına çıkarak burada da yedi yıl ile yetinmeyen ve üzerine 5+5 =10 yıl daha isteyen Süleyman Demirel için son aylarda yaşanan savaşı, toplumumuzun zekâsına yönelmiş sunturlu bir hakaret olduğu  gerekçesi ile  lânet olası bir savaş olarak niteliyorum. Bu savaşın açık ve gizli taraflarının da kambur olarak Türkiye’nin sırtından tez zamanda düşmesini umîd ediyorum.


İstikrar istemiyorum ve uzlaşma da istemiyorum!


Artık iç kaldıran boyutlara varan uzlaşmadan da tiksiniyorum.


Sahip olduğu tüm değerleri pazarlık masasına yatıran ve sonunda hep kaybeden, hep aşağılanan ve hep istiskâle uğrayan uzlaşmacılardan da, bu uzlaşma adı altındaki çürümeye, uzlaşma kültürü adını verenlerden de ikrah ettim artık. Uzlaşma adına her şeylerini ve hâtıralarını da çürütenlerin uzlaşma kültürlerini, her yeri dökülen cüzzamlı vücutlarını saklama gayretleri olarak kendilerine bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Çünkü hakikaten esef etmiyorlar hâllerinden çünkü, bu hâle râzılar  nev-zuhur uzlaşmacılar...


İstikrarsızlık istiyorum.


Artık; başarısızlık, gelişmemişlik, fakirlik, her hususta standart düşüklüğü, kalitesizlik, karanlık, manipülasyon ve provokasyonlardan oluşan bu istikrarın yerine; başarı, gelişmişlik, yüksek gelir düzeyi, sosyal adalet, nimet ve külfet paylaşımındaki adalet, onurlu vatandaş kimliği, genişletilmiş özgürlükler ve insan hakları, dünya milletler ailesi içindeki başı dik bir Türkiye, haysiyetli bir dış politika, mâzisi ile barışık bir kültür siyaseti, özgür bir üniversite, bağımsız bir yargı, sorumlu bir cumhurbaşkanı, sivil mahkeme kararlarına açık bir Yüksek Askerî Şurâ, kendi halkından korkmayan bir hukuk devleti, sahiplerinin sesi olmayan özgür ve tarafsız bir medya, barajsız bir seçim kanunu, ülkenin kendisinden istifade edeceği donanımlı bir parlamento, susturulmayan bir muhalefet, insana değer veren bir sağlık politikası, fırsat eşitliğine temin eden bir eğitim politikası'ndan  oluşan bir istikrasızlık istiyorum...


Artık; kendi değerlerinden taviz vermeyen, değerlerini pazarlık masasına yatırmayan, gereğinde ilkeleri için iktidar denen o dayanılmaz cazibeyi elinin tersi ile itebilecek, onurunu pazarlık konusu yapacak derecede uzlaşmayan, ama muhalefetde kalmayı da tercih edebilecek siyasî kurumlar istiyorum.


Böyle bir Türkiye’yi görme arzumu muhafaza etmek istiyorum.


Aksi taktirde hayat çekilmez bir hâl alıyor...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS