Anayasa değişikliklerindeki gizli oylama,
Hafî(gizli) delikanlılık ve
Hey Sizler!..
Heey sizler;
Yaklaşık bir yıldır râzı olduğunuz zillet hâlinizden esef etmek gibi erdemli bir hamle için tarihî fırsatı yakalamak üzeresiniz.
Ülkeyi kilitleyen cumhurbaşkanlığı seçimleriyle tek yumurta ikizleri mesâbesinde alâkalı durumdaki anayasa değişikliklerinin gizli oylama ile yapılacak olması, sizleri heyecanlandırmıyor mu? Düşünsenize; bir yıldır sizlerden bu ülkeye bulaşan, sıçrayan her türlüsünden zilleti, meskeneti ve yine sizlerin siyasî tercihlerinizden saçılan âdetâ nemli bir tomardan gelen küf kokusunu gidermek için hayatî bir tercih var karşınızda. O kadar çok yıprandınız ve o kadar çok aşındınız ki, artık âlenî delikanlılık, haydi sizin jargonunuzla ifade edeyim; cehrî erkeklik tavırları almağa, yüzünüz kalmadı ve erkekliğiniz ‘ismin ne demiş; mülâyim / sert olsan ne yazar’ derekesine düştü.
Zilletinize dair yazacaklarımız aslında; ‘et-tekrâr ü ahsen / velev kâne yüzseksen’ hükmünde artık. Bu sebeple, devr-i iktidar ve devr-i ikbal günlerinize dair muharref sicilinizle alâkalı müşahhas misaller vermek mükerrer de olsa, vicdânınıza yönlendirilmiş bir ses, sesimiz olacak bu misaller, üstelik de bu satırların yazarı mezkûr sicilinizi dercederken sütûnuna, belki de sizlerden Eşref Gelenbeli’nin, ‘Âdemin pâyesi artıkça hicâbı azalır’ vecizesinde ifade ettiği gibi, yeni hicâb sebepleri sâdır olacaktır.
Heey sizler!
312. maddenin acar savunucuları!
Biliyorum; kâhir ekseriyetiniz tesâdüflerin eseri olarak ‘işgal’ ediyorsunuz bulunduğunuz yeri. Sizlerin ve hatta ‘sükût ehli’ genel başkanınızın dahi öngörmediği bir konjonktürün ve İkitelli’nin kapalı kapılarının ardındaki bir takım pazarlıkların neticesinde ve ‘hesaplanan’ın fevkinde bir sayı ile ‘doluştunuz’ pembe koltuklu salona. Biliyorum, kâhir ekseriyetinizin rûyalarında bir tek karelik bile enstantane mevcut değildi bugünkü durumunuza dair ve merhum Cemil Meriç’in ‘iktidar olmak liyâkatin hücceti değildir’ tespitini ispat etmek için tepeden tırnağa amansız bir yarışın içindesiniz. Türk siyasî hayatında nicedir vâr olan ve epistomolojik yapısı ve nesebi ‘gayrı sahih’ bir kavram olan ‘uzlaşma’ ve ‘istikrar’ uğruna yem edildiniz haramî sofralarına. İçinizde dağlar gibi gençler vardı ve Hayalî’nin yüzyıllar öncesinden dediği gibi; ‘dağlar gibi gençler âlemde perîşân oldular’, sizler de; ‘dağlar gibi gençlerdiniz bir kısmınız ve TBMM’de perîşân oldunuz’...
Heey sizler!
Biliyorum; bu durumdan esef edenleriniz de var ve içinizdeki esef sahiplerinin çokluğuna duacıyım; en azından böyle olmalı. Biliyorum, geceleriniz zifir karanlık, vicdanlarınız susmak bilmiyor; en azından böyle olmalı. Hasan Celâl Güzel’in genel başkanınıza gönderdiği mektup kanınıza dokunuyor aslında; en azından böyle olmalı. Biliyorum Çeçen’lerle ilgili belki çoluk-çocuğunuzun bile yüzüne bakamıyorsunuz ve Kızılçakçak’ta Türkiye’ye sığınan Azerîleri Rusya’ya ‘ölüme iade eden’ İsmet İnönü ile aynı safta hizalanmak girân geliyor size; muhakkak böyle olmalı. Mecliste ‘çözdüğünüz’ başörtüsünü yerlere düşürmekten dolayı tarihe, sizlerle ilgili düşülecek kayıtları, bir gün torunlarınızın okuyacağını düşünerek göğüslerinizi yumrukluyor ve âhh çekiyorsunuz; en azından böyle olmalı. Kıyak Emeklilik Yasası ile ilgili kullandığınız oylarla kazandıklarınıza dair kursağınıza düğümler atılıyor; en azından böyle olmalı. Hafızlık yaşını 12’ye çıkartan yasanın altındaki imzalar gözünüzün önünden âdeta bir ‘altyazı’ gibi geçiyor ve utanıyorsunuz; evet.. evet böyle olmalı. Şehit aileleri deyince başınız öne eğiliyor, hemen tebdil-i mekân etmek istiyorsunuz; böyle değil mi?
Böyle olmalı...
Bu düşüşün telâfisi mümkün müdür? Açıkçası bilmiyorum ama, belli mi olur, bu dünyada yalnızca hayâtın kazâsı yoktur; malûmunuz!
Heey sizler!
Belki bir kazâ fırsatı; belli mi olur?
Cumhurbaşkanlığı ile alâkalı yasa değişiklerinin gizli oy ile oylanacağı gün temsilî bir kabinde varsayınız kendinizi. Kabinde yalnızca siz ve vicdânınız. Gözünüzün önünde, kısa bir zaman dilimine sığdırmak gibi bir yüksek kabiliyet gösterdiğiniz tüm siyasî günahlarınız resmî geçitte. İtiraf ediniz; itirafınızı yalnızca siz duyunuz; ‘hatalar, çok hatalar yaptık’ deyiniz Ve temizleniniz. Oylarınızı temizlenmek üzere kullanınız. Bu millet âlicenaptır; kim bilir; belki de bağışlar sizi. Ve siz bundan sonraki hâyâtınızda mâzinizle âşinalığınızı yitirmeyiniz. Mâzinizin bedelinin ne denli ağır ödendiğini hatırlayınız. Bir kere olsun, üzerinizdeki o ‘uzlaşma’ ve ‘istikrar’ denilen zillet gömleğini soyununuz ve kendi hür iradenizle tercihinizi yapınız. Bunca hatanın üzerine böyle bir delikanlılığın lüks kaçacağını düşünmeyiniz; vicdanlarınız ve ikbâl ve keseleriniz arasında sıkışan oylarınızı vicdanınızın sesine uyarak kullanınız.
Hey sizler!
Elinize geçecek olan fırsatın farkında mısınız?..
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi