Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > Yollar yürümekle aşınacak mı?

Yollar yürümekle aşınacak mı?


 


TBMM geçtiğimiz hafta tarihî bir oturum gerçekleştirdi ve bu tarihî oturumun neticesinde, ülkemizin son kırk yılına binbir fotoğraf bırakan Süleyman Demirel, Güniz Sokak’taki ikâmetgâhına  gönderildi; en azından şimdilik!


Süleyman Demirel’in görev süresinin uzatılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin etrafında kopartılan fırtına dindi ve TBMM’de ‘yeterli sayıdaki’ milletvekili dayatmalara itibar etmedi.


Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığının reddi hususunda, her ne kadar parlamenter demokrasinin  itibarı gibi kaygılardan ziyade, politik pazarlıklardaki uyuşmazlıklar, biraz Özal’ın intikamı ve Mesut Yılmaz’ın Çankaya rüyaları gibi faktörler rol oynadı ise de, son tahlilde Ecevit-Bahçeli ikilisinin imza düşkünlüğü de fayda etmedi. Hatta Ecevit ve Bahçeli’nin imza konusunda gösterdikleri titizliği, Anayasanın oylamaya yönelik ilgili maddesindeki gizlilik ilkesinden esirgemeleri ve oylarını açık-açık kullanmaları merhum cumhurbaşkanı Özal’ı teyid etti; gerçekten bir kere delinmekle Anayasaya bir şey olmamıştı; hatta ikinciye delindi yine bir şey olmadı; üstelik kurallara düşkünlüğü ile tanınan(!) iki lider ve vükelâsı tarafından olsa bile...


Evet, Süleyman Demirel bundan sonra kimleri anasından doğduğuna pişman edecek, hep birlikte izleyeceğiz.


Perihan Mağden’in bir yazısından hatırlıyorum; Kenan Evren için ‘Huzur Şelâlesi’ demişti; 12 Eylül harekâtı ile ülkeye getirdiği huzura(!) istinâden veya Marmaris’teki münzevî hayatına dair, sebebini tam hatırlamıyorum ama, tabir güzeldi; ‘huzur şelâlesi’.


Süleyman Demirel bundan sonraki ahir ömründe Güniz Sokak’taki evinde huzur içinde hâtıralarını yazacağı huzurlu(!) günlerin ipini mi çekiyordur, yoksa siyasete sil baştan diyerek oylama sürecinde kendisini ters köşeye yatıranlarla hesaplaşacağı günlerin heyecanını mı yaşıyordur, siyasete sil baştan dediğinde bit pazarına nur yağar mı? Bu soruların cevabı için pek fazla beklemeyeceğiz gibi.


Önemli olan TBMM’nin  parlamenter demokrasimizin itibarını korumak gayesi ile olmasa da soğuk savaş dönemi politikacılarından birini emekliye sevk etmiş olmasıdır. Bu sevk ediş yeni sevk oluşlara gebe olmalıdır.


‘Bu ülke’de artık, yollar yürümekle aşınmalıdır.


Bu ülke’de artık, “verdimse ben verdim” diyenler de verdiklerinin hesabını vermelidir.     


‘Bu ülke’de artık, ormanlar üniversite için bile olsa kimseye peşkeş çekilmemelidir.


‘Bu ülke’de artık, kimse anasından doğduğuna pişman olmamalıdır.


‘Bu ülke’de artık, çağdaşlık Bethowen’in  8. Senfonisi’nin dinleyici sayısı ile ölçülmemelidir.


‘Bu Ülke’de artık, Çankaya’daki aile fotoğraflarına hırsızlar, çeteler, bankaların içini boşaltanlar girmemelidir.


‘Bu ülke’ artık tüm kesimleriyle nefes almalıdır; rahat bir nefes.


Bütün bunlar, darı ambarındaki aç tavuk beklentisi mi acaba, ne dersiniz?   



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS