Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > Mehâbet-i devlet – Bill Clinton - SGİGP

Mehâbet-i devlet – Bill Clinton -  SGİGP


Tafsilâtını tam hatırlayamadığım meşhur bir hikâyedir:


Bir Osmanlı paşası seyahati esnâsında tesadüf etdiği çok komik bir hâdiseden günler sonra evine döndüğünde göbeğini hoplatarak katıla katıla gülmeğe başlar. O kadar çok güler ki, seyahati esnâsında da yanında bulananlardan birisi dayanamayıp, “Paşam neye gülüyorsunuz?” diye sorar. Paşa gülme krizi  arasında bir fırsatta cevap verir: “Hani geçen gün felan yerde idik de, bir adamın felanca hâli vardı ya ona gülüyorum” der ve gülmesine devam eder. “Peki ama paşam” der, yanındaki şahıs, “Niçin o zaman gülmediniz de aradan üç gün geçtikten sonra gülüyorsunuz?”. Paşa,  “Devletin koskoca paşası halkın içinde katıla katıla gülsün de, mehâbet-i devlet zeval mi görsün?” der...


Devletin tüm karizmasının ve tesir kabiliyetinin, devlet katlarının mutantan saraylarına,  devletlûların ‘hâl ve gidişâtı’na ve ‘devletlû taifesinin ciddiyetine’  istinâd edilmesi, geçtiğimiz yüzyıla kadar anlaşılabilir bir ölçü idi.


Fakat içinde yaşadığımız yüzyılın başlarından itibaren modern devletlerin kurulması ile birlikte devletin mehâbeti de bambaşka kriterlere göre tespit edilir oldu. Güçlü ve saygın bir dış politika, yüksek millî gelir, yüksek ihracat, bilimsel araştırmalar vs. vs...


Amerikan Başkanı Bill Clinton’un başkanlığının son günlerinde, başrolünü üstlendiği bir kilipte kendisini alaya alması, ülkemizin  cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlendiği bir konjonktürde daha da bir mânâlandı.


Bahse konu klipte Clinton,  kâğıttan hayvanlar yapıyor, santralde oturup gelen telefonlara bakıyor, basın toplantısına katılan yalnızca bir gazetecinin (ki o da uyuyor basın toplantısında) ‘sen hâlâ konuşuyor musun?’ sorusu karşısında boynunu büküyor, Beyaz Saray’ın boş koridorlarında bisiklet ile dolaşıyor ve çikolata makinesini yumruklayıp bedava çikolata yiyor.   


Dünyanın süper gücü Amerika’nın başkanının tüm ülkesini kahkahaya boğan görüntüleri ekranlarımızda gösterilince, ister istemez bizim ülkemizdeki ciddi devlet adamları ile Clinton arasında mukayese imkânı buldu kamuoyu...


Bu mukayeseden mülhem bir klip senaryosu da bizden.


Çankaya’dan mütekaüd Süleyman Demirel bugünlerde Çankaya’daki son günlerine dair bir clipte rol alacak ve geride bıraktığı yıllara ironik göndermelerde bulunacak; olur şey değil ama sanal da olsa bir deneyelim.  


Meselâ, son aylardaki 5+5 planının TBMM’den geri döndüğü gece eşi ile birlikte Çankaya’nın o muhteşem bahçesinde birbirinin omuzuna yaslanıp ağlayacaklar. Ertesi gün Ecevit-Yılmaz-Bahçeli üçlüsünü kabul edecek ve bu muhteşem üçlüyü tek ayak üstünde iki saat bekletip karşılarında öfkeli voltalar atacak ve aynı gece karanlıktan faydalanıp, tebdil-i kıyafet TBMM’nin camlarını kıracak. Çalışma masasının üzerine eğilmiş dikkatli bir çalışma görüntüsünün aslında yeni kuracağı SGİGP’nin(Son Gülen İyi Güler Partisi) amblem çalışması olduğu yansıyacak ekranlara. Ve ‘gedeceğin yere meni de apar, sorana hörmetli gardaşım dersin’ diye ağıt yakan ve yollara düşen Haydar Aliyev’in sesi dolacak kulaklara, Çankaya’nın bahçesinde votka kadehlerini birbiri ardına birlikte dikecekler Demirel ile. Ulus’un izbe bir meyhanesinde İsmet Sezgin ve Nahit Menteşe’nin masasının üzerinde sıralanmış rakı kadehlerine ve yüzüne yapışık meşhur sırıtmasından eser kalmayan Nahit Menteşe’nin yüzüne zoom yapacak kameralar ve İsmet Sezgin yine ‘eeee iyi olmadı, eeee şimdi ne yapacağız?’ diye soracak. Kim bilir, belki Cavit Çağlar ve Kâmuran Çörtük’ün, Müslüm Gürses’in şarkıları eşliğinde kendilerini jiletleyen görüntlüleri ile son bulacak bir klip.


Nasıl olurdu dersiniz?


Klibi nasıl bulduğunuzu  bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki; böyle bir sanal klip bile aralarında devletlû taifemizin seyircisi olduğu bir salonda bırakınız kahkahaya, bir tebessüme bile sebep olmaz. Düşünsenize Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve bazı komutanlar gözlerinden yaşlar akarak gülmekten kırılıyorlar. Olacak iş değil, ciddi devlet adamlarının işi değil bu!


Mehâbet-i devlet hak ile yeksân olur hafazanallah!


Bizimkiler özel hayatlarında yalnız başlarına bile gülmüyorlardır, eminim!...                         


             




Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS