Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > FP Kongresi’nin Çağrıştırdığı 13 Mayıs ve 14 Mayıs ruhu...

FP Kongresi’nin Çağrıştırdığı


13 Mayıs ve 14 Mayıs ruhu... 


 


14 Mayıs tarihi Türk demokrasisi için sembolik bir değer taşır ve “Yeter Söz Milletindir” sloganının iktidarının adıdır. Bu slogan, sözü millete tevdî etmiş midir; işin bu tarafı epey su kaldırır niteliktedir. Son yıllarda yaşadığımız demokrasi kabızlığına bakılırsa söz’ün millete ait olması için yürünecek çok yolumuz olduğu âşikârdır ve yollar da yürümekle hakikaten aşınmamaktadır.


Fazilet Partisi’nin 1. Olağan kongresinin tarihi 14 Mayıs’a denk getirildi getirilmesine ve genel başkan adaylarınca yeteri kadar demokrasi vurgusu yapıldı yapılmasına ama, kongrenin neticesinde kazanan 13 Mayıs ruhu oldu; çünkü 13 Mayıs ruhunun yaşayan önemli temsilcilerinden birinin ruhâniyeti salonda teneffüs edildi kongre boyunca.


Genel başkan adayı Abdullah Gül’ün konuşması esnâsında(ve hatta mütemâdiyen) kürsünün yakınındaki küçük bir genç(!) grubu, “Erbakan nerede biz oradayız” sloganını, hançereleri yırtılırcasına ve yüzlerindeki o keskin bakışlar eşliğinde attılar. Onlar kesin inançlıydılar; nüfus kâğıtlarının yaş hânelerindeki rakamları yalanlarcasına 13 Mayıs ruhunun kararlı ve zinde(!) kuvvetleri olarak salonda bulundurulmuşlardı.


O sahneleri Tv’de seyrederken, Büyük Birlik Partisi’nin kuruluş öncesi yurt genelinde yaptığı istişâre toplantılarında, 13 Mayıs ruhunun artık merhum bir başka önemli temsilcisine bağlı(!) gençlerin salonlarda yaptığı kepâzelikleri hatırladım. Hele bir Kayseri toplantısı vardı ki; görüntüleri Türk siyâseti adına hakikaten belgesel nitelikte görüntülerdi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sn. Muhsin Yazıcıoğlu(o günlerin Yeni Oluşum sözcüsü ve Sivas bağımsız milletvekili) kürsüde konuşurken, hınca hınç dolu salonun ortasında cesaret hapı içmiş olması muhtemel birkaç gençten oluşan hafif şizofren-ağır paranoyak güruh çifte telli oynuyor, akılları sıra protesto ediyor ve ağızlarından tükürükler saçarak bağırıyorlardı: “... nerede biz oradayız”... Bu sloganı o salonda hafkırırken, bulundukları pozüsyonun yanlış olduğunun bile farkında değillerdi; abileri onlara oraya gidip bağırmalarını istemişti, onlar da bağırıyorlardı... Yozgat, Niğde ve Manisa’da o zaman benzer hadiseler yaşanmıştı... 13 Mayıs ruhunun Azraile direnişi idi bu... İşin garibi hâlâ da direnmeye devam  ediyor ve direnişini sırtlanacak bir avuç genci hâlâ bulabiliyor.


FP kongresinde Bülent Arınç Abi’leri bağıran gençlerin bir güzel ağızlarının payını verdi ve değişimcilerin yüreklerine su serpilmiş oldu. Kongre neticesinde beklendiği gibi bit pazarına nur yağdı ve değişim bir başka bahara kaldı, fakat, kongre ile gelen kışın da sert geçmeyeceği şimdiden belli Fazilet Partisi’nde. 13 Mayıs ruhunun ne yapacağı da belli olmaz tabî, bunu da belirtmiş olalım...


Fazilet Partisi bu süreci öyle veya böyle atlatacaktır.


Türk demokrasisi açısından asıl önemli olan, siyasî partilerimizin genel başkanları arasında yaşları itibariyle14 Mayıs ruhunu taşıması icâb eden fakat, siyasal pratiklerine baktığımzda 13 mayıs ruhunun tüm baskıcı, totaliter, statükoya râm olan özellikleri ve özgürlükler karşısında yasaklardan, parti içi demokrasisi karşısında törelerden, seçim meydanlarında verilen sözler karşısında oportünizmden yana tavır alanların, uzun yılların geleneklerini anti-demokratik baskılara yem edenlerin ağırlıkta olması gibi bir trajedidir.


Bu trajedi, ülkemiz ve milletimiz üzerindeki en büyük ipotek ve ayak bağıdır.


Bu karamsar tablonun bu gün için aydınlığa bakan tek kapısı; bir hak arama ve haksızlığa mâni olma iradesinin adı olan, vâroluşunu herhangi bir hâricî etkene dayanmaksızın tanımlamayı başarabilmiş ve siyâsî hareketi ve ahlâkî prensiplerini açıkça beyân etmiş Büyük Birlik Partisi ve onun genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’dur...


Büyük Birlik Partisi kadroları ve genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, en ufak bir esinti karşısında başaklar gibi eğilip bükülmemiş, kapalı kapılar ardında ve meydanlarda aynı doğruları onurlu ve başı dik olarak seslendirmiş ve seslendirmeğe de devam etmektedir.


Çünkü, Büyük Birlik Partisi, olan-biteni unutmak gibi bir yanılgıdan uzaktır...


Türkiye bir enerji köpüklenmesine muhtaçtır.


Bu enerji köpüklenmesini 13 Mayıs ruhunun, sırtını statükoya yaslamış, yelkenlerini ikitelli medyasının şişirdiği, zihinleri 1930’larda kalmış kadroları ve siyâsetçiye üniforma yakıştıran anlayışları değil, 14 mayıs ruhunun, sırtında yumurta küfesi taşımayan, verdiği sözlerin ardında duracak cesârete ve siyasî ahlâka sahip, yetkiyi milletinden alıp hizmeti de milletine verecek olan  Büyük Birlik Partisi kadroları gerçekleştirecektir.      


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS