Merkez mi dediniz?
Türk siyâsetinin iki dilberi var; birisi merkez, diğeri ise istikrar.
Pek çok parti ve pek çok lider bu merkez ve istikrar isimli dilbere abayı yakmış durumda. RP’nin bahse konu dilberlerin peşinde yaşadığı iktidar serüveni hiç de ‘mutlu son’ ile neticelenmedi ve hatta RP’de olduğu gibi bu istikrar ve merkez aşkı karakolda/kışlada bitti. Sebepleri ise şiddetli geçimsizlikten ziyade bir ihanetti; merkez, çoğu zaman olduğu gibi kendisine meftun olanlara ihanet etmişti.
Merkezin ve istikrârın yeni ve tâze mâşûku ise MHP. Yoksa Devlet Bahçeli mi demeliydim?
Siyasal merkezin sorumluluklarından hiçbirisini taşı(ya)mayan MHP, politik merkez histerisine tutulmuş durumda. Melânkolik bir aşkın meftunu Bahçeli. Tüm karşılıksız aşkın mağlup tarafları gibi sürekli hata yapıyor. Kendisi bir taraftan merkeze yaklaşmanın icâb ettirdiği tüm tavizleri donanmış durumda sürekli keseden yiyor ve merkezdekilere kompliman yapıyor, diğer taraftan partisinin diğer mensupları liderlerinin komplimanlarını boşa çıkaracak taşralılıklarını takınıyorlar. Devlet Bahçeli, tabanlarının hiç de hazzetmediği kesimlerden iltifatlara gark olurken, töreleri çalıştıran mesai arkadaşları yine aynı kesimlerin eleştiri okları ile delik deşik oluyorlar.
Kast edilen merkezde olmanın olmazsa olmaz şartı durumundaki siyasal liberalizme rağmen, 312. Madde’nin kaldırılmasına yönelik partili milletvekillerinin kendi yayın organlarında yazdıkları statükoya destek yazıları, uçları temsil ederek, Bahçeli’nin merkeze postu serme stratejilerine ket vururken, başörtüsü ve inanç özgürlükleri hususunda verilen tavizler merkezde bir kaç parsel kapma gayretleri olarak inandırıcı olmaktan çok uzaklaşıyor.
Politik merkezde bulunmakla verilmesi gereken tüm tavizlerle ilgili son derece kararlı Devlet Bahçeli’nin, soyunduğu, statükonun acar savunuculuğunun (mantık kurgusunun yanlışlığı Türkiye’ye has demokrasi anlayışının bir ürünüdür; bu satırlarının yazarının kabahati değil) karşısındaki en büyük engel, toplumun değerlerinin tümünün bulunduğu siyâsal merkezdir. Bu siyasal merkezde, MHP’nin pas geçtiği başörtüsünden APO’nun cezalandırılmasına, Kur’an kurslarından hafızlık yaşının on ikiye indirilmesine, Tahkim Yasası’ndan Çeteler ve Türkbank yolsuzluğuna, Çeçenistan ve tüm Türk Dünyası ile yaşanan soğukluklardan iflas eden tarım politikaları gibi meselelerin bulunduğu milletin kendisi bulunmaktadır.
Bu merkezde, bu günkü MHP’nin işgal ettiği en ufacık bir parsel dahi yoktur.
Devlet Bahçeli’nin soyunduğu politik merkezde MHP’ye düşen ise; SEKA soruşturmasında olduğu gibi tekrar ve tekrar TBMM’nin mermerlerini yalamak olacaktır. Bir hükümetin devrilmesine yol açan Türkbank ve Çeteler soruşturmalarını pas geçen MHP’nin SEKA soruşturmasında mâruz kaldığı ‘bas geri’ tazyiki, politik merkezdeki statülerinin en bâriz delili.
Bahçeli’nin merkez aşkının sonu yine ihanet olacağa benziyor..
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi