Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > MORG SİYASETÇİLİĞİ

MORG SİYASETÇİLİĞİ


Son on yılını merkez sağdaki birleşme senaryolarına ve bunun paralelinde de merkez sağdaki ‘bu pist ikimize dar gelir’ türünden liderlerden birinin siyâsî hayatına son verme mücadelesine ayıran Türkiye demokrasisi bu oyunlardan hoşlanmış olacak ki; siyâsetin yenileri de aynı oyunun içindeki rolünü almakta gecikmiyor.


Geçtiğimiz dönem hükümetin düşmesine sebep olan Türkbank ve Çeteler skandallarıyla ilgili harekete geçmeyen vicdanlar nedense Seka ile ilgili harekete geçiyor ve merkez sağın iki lideri birden köşeye sıkıştırılmaya çalışılarak, ikinci sınıf bir taşra kurnazlığı ile merkeze kapağı atma stratejileri uygulamaya konuluyor. 


İşin en iç kaldıran boyutu ise, merkez sağ iştihâsının yol açtığı ‘morg siyasetçiliği’...


Her hangi bir partinin  muhtemel siyâsî mevtâının ağızları sulandırmasıyla, aynı zamanda beyinlerin de hafif nemlenmesi üzerine, yapılan planların alenî bir biçimde teşkilatlara seçim stratejisi olarak tebliğ edilmesi; siyâsetimizin içine düştüğü ahlâkî derekenin(şu meşhur etik kelimesinden hazzetmiyorum) vardığı kerteyi temsil ediyor.


Şüphesiz bir partinin kapatılması ve muhtemel seçimlerde temsil edilememesi durumunda, kapatılan partinin seçmenlerinin de diğer partilerin seçim hesaplarına dahil edilmesi ‘meşrû değil’ ama ‘rasyonel’ bir durum olabilir. Çünkü, demokrasinin teknik olarak vazgeçilmezleri arasındaki bir siyasî partinin kapatılması ve demokrasi oyununda muhalefete yer bulunmaması, Türkiye’ye özgü bir anlayış olarak hâlâ hüküm-fermâdır. Böyle bir demokrasi tragedyasında boşta kalacak olan seçmenler üzerine birileri hesap da yapabilir. Fakat henüz yargının kararı ortada yok iken, üstelik bir iktidar partisinin, yargı safhasındaki ‘muhtemel’ kapatma kararına istinâden ‘morg siyâsetçiliği’ stratejilerini uygulamaya koyması, kendilerinin  geçtiğimiz bir yıl içinde devirdikleri çamları ayaklandırma gayretlerinden öte geçmeyecek  düzeyde.


Bir yıl boyunca millet merkezli tüm politikalarda milletin menfaatlerinin hilâfına tercihlerde bulunacaksınız. Seçim meydanlarında verdiğiniz tüm sözlerinizden geri döneceksiniz. Şehit cenazelerinden sızan kanları sandıktan akıtacak ve ‘Türkiye Apo’ya mezar olacak’ sloganı ile şehit tacirliği yapacaksınız, ama, iktidarınızda ‘Türkiye Apo için bir oval ofise dönüşecek’. Açıkladığınız buğday taban fiyatı köylüyü yerle bir edecek ve bu durum önümüzdeki yıllarda şehirlerimize yeni göçlere sebep olacak kadar mühim sonuçlara gebe olacak. Bankaları kurtarırken sesinizi çıkarmayacak, yedi milyar doları sokağa atarak, memurunuza iki-üç milyon Türk lirasını çok göreceksiniz. Türk dünyası ile ilişkilerde son yılların en kötü konjonktürünün müsebbipleri arasında bulunacaksınız ve Çeçen direnişçilerinin terörist ilan eden hükümetin üyesi olarak  bununla da yetinmeyip Doğu Türkistan’da binlerce Türk’ün katili Zemin’e devlet nişanı takarak yaptıklarınızın üstüne tüğ dikeceksiniz...


Bütün bunlardan sonra ellerinizi oğuşturup, merkez sağda bir yerlere göz dikecek ve kamaşan gözleriniz sizi ‘morg siyâsetçiliği’ne tenzil edecek. Ve seçimlerde halkın unutkanlığına güvenip Seka oylaması ile tüm günahlarınızı temizleyeceğinizi zannedeceksiniz. Seçim meydanlarını günah çıkarma kabini haline getireceksiniz.


İşte merkez sağ’dan anladığınız; ülkemize has merkez sağ anlayışının bâriz ve mümeyyiz vasfı!


Yok öyle yağma!


Bu ülkenin bir hafızası olmalı muhakkak!


O hafızaya dair telâkkimiz haftaya inşallah!..                     

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS