İKİ YAZI BİRDEN...
Ölüm de var ve gerisi lâf ü güzaf..
28 Şubat Şubat dönemi ‘toplum mühendisliği’nin önemli ismi ve Deniz Kuvvetleri eski komutanı Güven Erkaya, doğum ile ölüm arasındaki mesâfenin sonuna geldi ve ebedî âleme göçtü; bizim inancımıza göre, artık tüm hesaplarını vereceği yerde Güven Erkaya...
Ölüm fikrinin pek de yanı başımızda bulunmadığı, âhiret tasavvurlarının ilk hatırlanacaklar listemizdeki birinciliğini yitirdiği, dünyaya dair tutamaklarımızın her geçen gün sağlamlaştığı hayatımızda aslında tek gerçek olan ölümü ancak kapımızı çaldığında hatırlıyoruz. Bu hatırlamalar ile ancak, dine dair bir takım vazifelerin veya hassasiyetlerin önemine işaret ediyoruz.
28 şubat döneminin ‘kudretli komutanı’(!) Güven Erkaya da hayatın aslında tek gerçeğine ulaştı ve öldü. Geride ise, kimilerine göre büyük hizmetler, kimilerine göre ise mimarı olduğu bir krizin tortularını bıraktı; ama nihayetinde öldü.. evet Güven Erkaya da öldü...
Ardından yapılan ‘şahsî’ değerlendirmeler, ‘hesap günü’ hakkında Kur’an’da verilen haberlerin niteliğine çok da uygun değil. Hesap günü’nde ‘kimsenin kimseye faydası olmayacaktır’, ‘o gün herkes kendi derdine düşecek’, ‘bu hesap mükellefiyetinden kaçınmak mümkün olmayacaktır’ ve o günde peygamberler bile ‘sorulacaktır’...
Gerçek olan ölümdür... Güven Erkaya da nihayet o gerçeğe muhatap olmuştur ve bahse konu sorguda bizim dahlimizin olmayacağı da gerçektir...
Türkiye, bırakalım 28 Şubat’ı bir tarafa, daha 12 Eylül’ün bile sorgulanacağı zeminden, iklimden ve atmosferden yoksundur maalesef. 12 Eylül darbesini yapanların dokunulmazlığına dokunamayan 1983 sonrası TBMM ve Türk aydını tabii olarak 28 Şubat’ı sağlıklı olarak tartışamayacaktır.
28 Şubat’ın müsebbibi veya daha doğru ve daha açık bir tabirle ifade edelim; muharrik unsuru(tahrik edicileri) kadrolar bugün; ‘ölülerinizi hayırla yâd ediniz’ gibi doğru bir söz ile ve fakat gayri samimî bir tavır içindeler. Bir müddet sonra ‘eğer yaşasaydı Güven Erkaya da bizim partimizden olurdu’ derler ise eğer, bu satırların yazarı dahil pek çok insan şaşırmayacaktır.
Ölüm de var.. evet ölüm de var ve Güven Erkaya da ölüm ile hayat arasındaki mesafeyi tamamlamış ve ölmüştür; gerisi ise lâf ü güzaftır...
....................
150 yıllık ömür; meselâ dedik...
Genetik biliminin yeni buluşu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hak ettiği itibarı gördü; televizyonlarımız günlerdir bu konu ile meşgul.
DNA şifreleri ve Gen haritalarının çözümü sayesinde insan ömrü 150 yıldan fazla bir zaman devam edebilecek(miş). İlk bakışta insanı heyecanlandıran bir durum. Düşünsenize şu ândan itibaren 2100 küsur yıllarını bile görebilecek bir ömür(en azından kendi adıma). Heyecan verici!..
Ama biraz içe çekilip, meseleyi şöyle derûnundan bir tahlil çabası aslında işin hiç de cazip olmadığını gösteriyor.
Bir kere bu dünyanın kahrını o kadar zaman çekmek olacak iş değil.
Sonra bir düşünsenize özellikle bizim ülkemizde, Süleyman Demirel’in daha altmış sene cumhurbaşkanı olduğunu!
Bülent Ecevit’in önümüzdeki elli senede de, bazı şeyleri içine sindiremese de sendeleye sendeleye başbakanlığa devam etmesini!
Necmeddin Erbakan’ın yanında Oğuzhan Asiltürk olduğu halde, partisinin başında, ‘gelenek de gelenek’ tutturup, Tayyip Erdoğan ve yenilikçilerin daha yüz yıl ısınma turlarına devam ettiğini!
Ahmet Hakan Coşkun’un, ‘bu durum böööğğğğğle’ diyerek seksen sene daha haber sunduğunu!
Kenan Evren’in yetmiş beş yıl daha resim kopyaladığını!
Süleyman Seba’nın durumu fark edip, gerisin geriye Beşiktaş’ın başına tekrar doksan bir yıllığına başkan olduğunu!
İbrahim Erkal’ın, Alişan’ın, Mahzun Kırmızıgül’ün daha yetmiş üç sene şarkı söylediğini!
Ve... Ve Apo(Abdullah Öcalan diyorum, hani unutmuşsunuzdur belki, malûm çoktandır kendisinden söz ettirmiyor tatlısu milliyetçileri ya!) yüz yirmi yıl daha İmralı’da istirahat mahkûmu olarakdan istirahat buyururkene; hükümetimizin ortaya koyduğu ‘uzlaşı kültürü’nün mucidi, morg siyâsetçiliğinin acar genel başkanı, susan politikacı, başörtüsü düğümünü TBMM’de en çabuk çözen(!) müthiş kabiliyet(şans kapıyı çalınca proğramı aslında el becerisi bölümünde kendisinin kapısını çalmalı bence), siyâsetin Gordon Milne’si Devlet Bahçeli’nin önümüzdeki doksan üç(sayı ile 93) yıl daha Türk siyâsetinde rol aldığını!..
Evet tüm bunları düşündüğümde mevcut insan ömrünün kâfi ve de vâfi olduğu konusundaki kanaatim perçinleniyor.
Ya sizin?!
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi