Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Muhalif Yazıları > Kitlelerin yeni oyuncağı: Cep Telefonları

Kitlelerin yeni oyuncağı:


Cep Telefonları


Çoktandır yazmayı düşünüp de yazamadığım, fakat, artık iç kaldıran boyutlara varan bir rükuşluktan söz etmeden daha fazla duramayacağım.


Teknolojinin insanlığın kullanımına sunduğu bir takım ürünlerinin bizim ülkemizde olduğu kadar sırıttığı muadilimiz bir başka ülke daha var mı; açıkçası bilmiyorum. Yurt dışına hiç adımını atmamış ve İstanbul’a bile tedirgin bakışlar gönderen birisi olarak, sizlere ‘Batı’da cep telefonu kullanımı...’ diye başlayan nutuklar atacak Avrupa’ya dair bilgi-görgüden yoksunum sizin anlayacağınız. Ancak televizyon deyû tesmiye olunan ve uzağı yakın eden sihirli kutudan seyredebildiğim Avrupa ve Amerika’dan sokak manzaralarının içerisinde, elinde-belinde cep telefonu gezdiren, uluorta o aletle konuşan insanları fark edemediğimi belirtebilirim. Gelişmiş ülkelerdeki cep telefonu hedef ve kullanıcı kitlesinin sosyolojik tahlil ve istatistiklerden de haber-dâr değilim maalesef, fakat, yine de cep telefonunun ülkemizi işgali hususundaki muhalefetimi burada ilan etmeğe kararlıyım. En az Avrupa Birliği kadar önemli bir meseledir benim için...


Ericcson firmasının bir üst düzey yetkilisinin mülâkatını okumuştum bir dergide; kendilerini şaşırtan üç tane pazar olduğunu söylüyor ve bunlardan birinci sıradaki ülke olarak da Türkiye’nin adını veriyordu muhterem. Hedefledikleri satış rakamının ilk yıl için elli bin(50.000) adet telefon olduğunu, fakat, gelen  talep karşısında çok şaşırdıklarını da belirtmişti üst düzey Ericcson yetkilisi. Yüzüm kızardı okurken. Kendilerini şaşırtan diğer iki ülke de gelişmekte olamayan ülkelerdendi...


Burada bir kehânette bulunayım; yakın zamanda gazetelerin promosyon malzemesi olmaktan da tenzil edilip, deterjan kutularından çıkmağa başlayacak kitlelerimizin oyuncağı.


Her sokak başında, işsizlikten dükkanlarının önünde sohbete mahkûm esnaflar arasında, ortaokula kadar inen öğrenci kitlesi içinde, memur, işçi, üst ve alt düzey bürokrasi basamaklarında, devlet katlarında ve galiba en önemlisi de işsiz kitlelerde birinci sohbet mevzuu cep telefonları.


Sizinkinin titreşimi var mı, mesajlarınız ücretli mi, ücretsiz mi, galiba sizinki biraz daha kalın mı ne, ama sizinki de ağır gibi duruyor, felancada bir cep telefonu gördüm inanın sanki insanın elinde yok gibi, ses kayıt edebiliyor mu telefonunuz, tek tuş araması var mı, ekranınız neden bu kadar küçük veya büyük, telefonunuzun anteni de çok abartılı canım, affedersiniz telefonunuzu saldırı maksatlı mı kullanıyorsunuz(büyüklüğünden dolayı okkalı  kinâye durumları), n’apalım büyük müyük ama her yerde çekiyor, cebiniz kaç(sorunun sakatlığı bir tarafa, cep telefonunun bulunmama ihtimali artık değerlendirilmiyor bile)...


Böyle uzayıp gider  yurdumun cep telefonu muhabbetleri. Enflasyon, işsizlik, dış borçlar, Apo, Kopenhag kriterleri, Avrupa Birliği gibi mevzular sohbet klasmanına giremiyor artık; varsa yoksa cep telefonları...


Toplantıda, ziyaretlerde, konserlerde, tiyatrolarda, hatta camilerde o envaî çeşit melodileriyle mâruz kaldığımız ve daha önceleri onsuz nasıl yaşadığımıza bir türlü akıl erdiremediğimiz cep telefonları. İhtiyaca değil komplekslere cevap veren o sihirli âletler. Siyâsî kimliklere dair tüyolar veren, kiminin Çırpınırdı Karadeniz, kiminin okkalı bir Tale’âl bedr u aleynâ, kiminin Motzart 40. Senfoni, kiminin Onuncu Yıl Marşı melodilerinden oluşan sinyalleriyle kulaklarımızı tırmalayan(en azından bendenizin kulaklarını) cep telefonlarımız...


Üst sınıfların kendi telefonlarını işsizlerin belindeki telefonlardan ayırmak için itibar ettiği gümüş kaplamalı telefonları ise işin belki de en trajik olan kısmı. Kültüründen yoksun teknolojik nimetler, daha çook mizah malzemesi sergileyecekler gibi görünüyor ülkemizde...


İşsizlerinin eline cep telefonu tutuşturan devletimize Allah zevâl vermesin!..


Ve cep telefonu sahibi dostlar da kusura bakmasın bu arada!...


                        



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS