Cumhuriyetin Keneleri...
Cumhuriyetimizin bir yıl dönümünü daha kutladık. Her zaman olduğu gibi, ülkenin her yerinde, Kıbrıs’ta, Türk Cumhuriyetleri’nde ve muhtemelen elçiliklerimizde coşkulu törenler tertîb ettik kutlamalar için. Büyük paralar harcadık yine. Cumhuriyetinin yaşı ile övünen Türkiye, Cumhuriyetinin keyfiyetine dair fikrî ve felsefî mesâiden yoksun. Böyle bir ihtiyaç hissetmiyor. Cumhuriyetin 77. yılını, batan bankaların kurtarılması operasyonu ile karşılayan cumhuriyetin seçkinleri bundan utanmıyorlar. Depremzedelere gelen beş yüz milyon doları iç eden kamu maliyesi, batırılan bankalar için, ilk etapta bütçeden 6.1 katrilyon Türk Lirası’nı göz kırpmadan ayırıyor.
Birkaç aileden oluşan ve aile fotoğraflarından fırlayıp, milletin sırtına yapışarak kanını emen Cumhuriyetin kenelerinin vampirliğini seyreden Türkiye, Cumhuriyetinin 77. yılını kutluyor. Cumhuriyetin bir tarafında az zamanda çok bankalar batıran Cumhuriyetin keneleri, diğer tarafında da daha da az bir zamanda batırılan bankaları kurtaran Cumhuriyetin hükümetleri. Artık kimselerin görmediği bir yerlerde de, kapatılan İmam-hatip okulları öğrencileri, üniversitelerden atılan başörtüsü mağdureleri, ordudan atılan YAŞ mağdurları...
Geçtiğimiz hafta toplanan Millî Güvelik Kurulu’nun, bu ülke için takdir buyurduğu birinci tehlike yine irtica. Alınan bazı kararlar gerçekten çok vahim. İmam-hatip okullarına kız öğrencilerin alınmaması, İrticaî yayın yaptığı tespit edilen gazetelere reklâm verilmemesi, üniversiteye seçilecek rektörlerde Atatürkçü olma şartının aranması, irticaî eylemlerde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu yerine Türk Ceza Kanunu'nu uygulamaları için polis hakim ve savcılara tavsiyede bulunulması, "irticaî sızmayı" önlemek adına, küçük çocukların izlenmeye alınmaları, ilköğretim çağından itibâren hangi dersanelere devam ettiklerinin, okulları tarafından il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerine bildirilmesi yoluyla fişlenmeleri gibi hayatî(!) kararlar aldı Millî Güvenlik Kurulu. Hatta alınan kararlar arasında öyle bir karar var ki, Cumhuriyetin 77. yılına çok yakıştı doğrusu. Demokratik bir hukuk devleti olma yolunda kaplumbağa hızıyla ilerleyen Türkiye’nin, bu yoldaki bahse konu kaplumbağa hızını bile baş döndürecek bir sürat telâkkî eden ve demokrasi radarına yakalanma korkusunun eseri hükmünde bir karar bu:
"Kamu kurum ve kuruluşları içerisinde irticai faaliyette bulunanlara ve irticai sızmalara karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nde olduğu gibi YAŞ benzeri düzenlemeler getirilmeli. Kurumlar bu maksatla teşkilatlarını kurmalıdır."
Aynı günlerde, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, daha önce ortaya attığı nüfuz casusluğu tanımından sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta, yolsuzluk ekonomisi kavramanı telâffuz etti. Sarfettiği yolsuzluk ekonomisi kavramanın dinamiklerini de, kirli siyâset, çürük bürokrasi, YAPAY GÜNDEM OLUŞTURARAK TOPLUMUN DİKKATİNİ DAĞITANLAR, yetersiz yargı, güçsüz sivil toplum örgütlenmesi, kötü devlet yönetimi, bilimsel araştırma noksanlığı, bilinçsiz ve sorumsuz yurtdaş olarak ifâde etti Sadettin Tantan.
B ifâdeler içinde belki de en mânidâr olanı, YAPAY GÜNDEM OLUŞTURARAK TOPLUMUN DİKATİNİ DAĞITANLARa yaptığı atıftı İçişleri Bakanı’nın. Bu atıftaki özneyi kamuoyuna sarâhatle açıklamak sayın bakanın borcu olsa gerek. Kim bu yapay gündemciler? Yoksa, güçsüz sivil toplum örgütlenmesinden müştekî olan Tantan’ın, bu tür şikâyetlerinin başka merkezlere gönderme olarak kalması yazık olacak. Tıpkı bu söylemlerin sahibi olarak, yolsuzluk ekonomisinin acar politikacılarından genel başkanı Mesut Yılmaz’la ilgili ne düşündüğünün de kamuoyunca bilinmesi gerektiği gibi gizli kalacak bu göndermeleri.
Cumhuriyetin 77. yılını kutlayan böyle bir Türkiye’de, Bülent Tanla’nın araştırmasındaki “hayatınızdan memnun musunuz?” sorusuna “hayır” cevabını veren % 76’lık bir kitlenin ve Erzurumspor Başkanı Cemal Polat’ın, Erzurumspor-Beşiktaş maçı sonrası, hakeme karşı gösterdiği tepki ve kendilerine yapıldığını düşündüğü haksızlıkla ilgili olarak, “Konuyu bir rapor hâlinde Genelkurmay başkanımıza havale edeceğim” açıklaması ne kadar da örtüşüyor! Kimse Cemal Polat’a kızmasın. Erzurumspor’un Sayın Başkanı’nın, Türkiye’nin içine bulunduğu durumundan ne kadar etkilendiğinin psikolojik bir arka planı ve zihnî biçimlendirilmesi olsa gerek; hakemi şikâyet edeceği merci ile ilgili tespîti!..
Cumhuriyetimizin 77. yılı kutlu olsun!..
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi