Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir
Anasayfa > Gelecek Yazıları > Rahmetli Muhalif’e tâziye beyânındadır...

Rahmetli Muhalif’e tâziye beyânındadır...


Gazetemizin ismi değişti, şimdi neler değişecek meraktan çatlıyorum...


Gazetenin, yani Gelecek’in ilk sayısını eline alıp da heyecanlanan kimse var mı, bu da merakımı gıdıklayan sorulardan. Muhalif’in ardından bülten gibi göründü gözüme, 1980’li yılların dergileri gibi... Spotların sol üst ve sağ alt taraflarına bir önceki sayıdan büyük puntolu virgüller kesip yapıştırdığımız dergiler gibi...  Heyecansız, tatsız... İlâve havasında... Kâğıdı bile, bana inat sanki, o yıllardan kalma gibi idi... Bir apartmanın zemin katında gizlice basılmış sanki... Öfff...


Muhalif’in isminin değişikliği  de mânidar bir zamanlama.


Bu ülke’de muhalefetin TBMM kürsüsü önünde boğulduğu bir haftaya isâbet etti. Mânidardı doğrusu!.. Nereden bakarsanız bakın bir tasarım hârikası!..


Bakın, Muhalif’in ilk sayısındaki ilk parağrafımda neler yazmışım:


“Sayısız geleneğinin içinde şöyle adam gibi bir muhalefet geleneği barındırmayan ‘bu ülke’de, ağzımızın tadı ile artık muhalefet yapabileceğiz galiba, ne dersiniz? Yoksa hevesimiz kursağımızda mı kalacak ve ‘kadîm hükmetme gelenekleri’ne kurban mı olacağız?! 


Bu iki ihtimal, havf ve recâ gibi; tabîi ki temennimiz, recâ etrafında pervâne olmak!...”


Neticede ‘kadîm hükmetme gelenekleri’ne boyun eğdik. Bu sefer gelenek aşağıdan bastırdı ve yukarısı da pabuç bıraktı.


Değişikliğin gerekçeleri hakkında yazmak istemiyorum, kimseyi kırmamak için; yok efendim, bir siyâsî gazetenin adı Muhalif olur muymuş, yok efendim bu, peşînen iktidar fikrinden uzaklaşmakmış gibi saçmalıklar... Oysa varlık sebebimiz, ortaya çıkış sebebimiz Muhalif. Haksızlığa, karanlığa, soyguna, fikirsizliğe, ehliyetsizliğe, istismara, irtikâba, iltimâsa... Hülâsa tüm kötülüklere Muhalif... Tarihin tüm soylu değişimleri gibi...


Sanki bu ülke’de şöyle esaslı bir muhalefet varmış gibi... Sanki bu ülke’nin iktidarları  muktedirmiş gibi...


Muhalefet deyince, ‘hoşafın yağı kesildi’ diyerek kazan kaldıran yeniçeriden başkasını hatırlamayan bu coğrafya, Muhalif olarak da Deniz Baykal’ı bilir. Ne kazan kaldıran yeniçerinin kaldırdığı kazan muhalefettir, ne de Deniz Baykal muhalif. Yeniçerininki maraza çıkartmak, Baykal’ınki ise kuru bir inat... İkisininki de soylu bir değişimin argümanlarından ve ikliminden yoksun, kadroları da Muhalif ruhundan...


Muhalefet başka bir şey.


Muhalefet, ‘perdedeki esrardır, zuhur eder’...


Muhalif, her şeye muhalefet edebilir; her konuda itiraz sesleri yükseltebilir sadrından. Bu sesleri bazen sadrından satırlara dökülür, bazen de rû be rû söyler Muhalif. Her konu hakkında uzman olduğundan değildir bu; empatik hassaları şaşılacak derecede tekâmül etmiştir ve bu empatik hassaları ile marazı ayıklar. Bu san’ata dair de olabilir, siyâsete, edebiyâta dair; hatta spora dair bile olabilir ve spora da müdahale eder...


Herkesin sustuğu demlerde Muhalif’in sesi yükselir. Tek başına olup olmadığını fark etmez bile itiraz ederken. Ne arkasına bakar; gelen var mı diye, ne de sağını solunu kollar; kendisine yoldaş aramak için. Muhalif yalnızdır, dostları vardır yalnızca; avânesi asla olmaz, olamaz; eşyanın tabiatına aykırıdır bu. Korku belâsına, ya da ‘aman bana bulaşmasın’ gibi estetikten bile yoksun bir korkaklıkla çitler örerler etrafına Muhalifin; ancak kendilerinin istedikleri zaman atlayabilecekleri yüksekliktedir bu çitler. Muhalif,  ‘yangında ilk kurtarılacak’lar listesine hiç giremediği gibi, böyle bir titizliğe hiçbir zaman muhatap olamamıştır, böylesi bir kaygıdan da berîdir. Oysa yangında ilk kurtarılacaklar tâifesi, muhalifûnun yed-i mübârekelerine bir damla bile su damlatamamışlardır tarih boyunca, damlatamayacaklardır da. Çünkü; Muhalif‘perdedeki esrardır; zuhur eder’...


Şimdi, ‘yalnızca ismi değişti, muhtevâsı değil’ diyecekler olacaktır. Peşînen cevap vereyim; ‘kendi isimlerini değiştirsinler, şahsiyetleri değişecek değil ya! Meselâ, ha Şâban, ha Orçun ne farkeder!...’


Evet... Yazımın başlığında belirttiğim gibi; bu bir Muhalif’e tâziye yazısı.


Bu konuda istediğimi yazmağa hakkım var ve yazdım, kimse kızmasın, darılmasın!..


‘Gelecek her hafta gelecek’  nasıl slogan ama?!


‘Gelecek’ ismi hayırlı olsun bu arada, maksad hâsıl olur inşâallah...


Bu arada unutmadan, gazetemizin geçen haftaki sayısında Sercan Yem’in o sevimli  reklâmını yazımın altına yerleştiren teknik servis görevlisine hususen teşekkürü bir borç bilirim...


Hâmiş: Avustralya’daki trafik kazasında hayatını kaybeden muhterem Esad Coşan Hocaefendi’ye Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.


 



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS