Eyüp Aşık.. bir üst düzey komutanın sözleri ve milletvekilleri...
Savaş yazısı yazmamağa kararlıyım; çünkü ABD’nin ve saz arkadaşlarının Afganistan üzerine çullanışına ve onlara çanak tutanlara tahammül edemiyorum...
Ülkemizde geçen haftanın en ilginç gelişmesi Eyüp Aşık’ın DYP’ye geçmesi idi. Pek çok yönden üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir gelişme idi bu bana göre.
Türkiye’de siyâsetçi sınıfına dair çok önemli bir kriteri ortaya koydu Eyüp Aşık ANAP’tan istifası ve DYP’ye katılmasıyla. Bu kriter, Türk siyâsetçilerinin büyük bir kısmının siyâsete dair sahip oldukları argümanlar arasında ‘birikimleri’nin ve ‘fikirleri’nin ve tabîi olarak ‘fikir namusları’nın olmayışı idi. Asıl komik olan, Eyüp Aşık’ın DYP’ye katılımına kamuoyunun geçirdiği ‘şaşırma nöbetleri’ydi...
Yıllarca Çiller hakkında söylediğini bırakmayan Eyüp Aşık, nasıl olur da DYP’ye geçerdi!
Sanki Türk siyâsetinin ilk transferiydi bu!
Sanki TBMM’yi dolduran milletvekillerinin daha önceki parti değiştirmeleri ‘fikir ayrılıkları’na dayanıyordu veya parlamentoda birarada duran milletvekillerinin siyâsî beraberlikleri ‘fikir birliği’ne dayanıyordu...
Sahi Türkiye’de Eyüp Aşık’ın ‘siyâsî fikirleri’nden müstefîd olan birini tanıyor musunuz yanınızda-yörenizde?
Milletvekili seçilmek için lâzım gelen sayıda oy alıp TBMM’ye girdikten sonra Eyüp Aşık ile fikir-bilgi-tasarı-düşünce-tahlil-tefekkür gibi kavramları yanyana gördünüz mü?
Eyüp Aşık bir yana, bir kaç istisnâ hariç herhangi bir milletvekilinden siz, Türkiye adına ayağı yere basan ve malzemesi bilgi olan bir fkir-proje-düşünce duydunuz mu?
Milletvekillerinin ekranlara yansıyan konuşmalarında, aralarında–yine bir-kaç istisnâ hariç-hiç
Türkçe’yi doğru-dürüst telâffuz edenine rastladınız mı?
Meselâ siz Yaşar Dedelek konuşurken hiç midenizin bulandığı olmadı mı ve daha nice Dedeleklerin...
Eyüp Aşık’a boşuna yükleniyor medya ve siyâsetçi sınıfı.
Ayrıca DYP’li milletvekillerinin fikirlerini biliyor mu kamuoyu veya daha da acısı bilmek istiyor mu? DYP’li milletvekilleri herhangi bir fikrî endişenin ürünü olan tercihler sonunda mı o ‘liste-i şâhâne’ye yazıldılar?
Türkiye’de milletvekili olabilmenin kriterlerini oluşturmuş bir parti biliyor musunuz? Ben bilmiyorum meselâ! Teâmüller var; fakat işte o teâmüllerin ürünü bu parlamento; memnun musunuz?
Bu yazıyı yazmağa niyetlendiğimde, önce günün gazetelerine bir göz atarken Ertuğrul Özkök’ün 8 Ekim Salı günkü ‘O konuşan komutan acaba kimdi?’ başlıklı yazısı ilgimi çekti. Özkök, yazısında, New York Times gazetesinin eski Türkiye Büro Şefi Stephan Kinzer’in bir üst düzey Türk komutan ile yaptığı söyleşiden bazı bölümleri iktibas etmiş. Stephan Kinzer ile üst düzey bir Türk komutan araındaki konuşmanın bir bölümünde konu Türk siyasetçileri.
‘‘Üst düzey komutan’’ Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri için aynen şunları söylüyor:
‘‘Parlamentodaki bu insanların hepsi aptal. Hiçbiri Türkiye'de ve dünyada ne olup bittiğini bilmiyor. Bildikleri tek şey, kendi küçük yöntemleriyle para çalmak. Vazife duygusu veya namus diye bir şey tanımıyorlar. Gönderdikleri şu savunma bakanına bakın, bir uçakla tankı birbirinden ayıramaz. Bu yine de en iyileri, ötekiler daha da berbat. Entelektüel düzeyleri felaket. Bizden bu insanlardan emir almamızı nasıl istersiniz? Böyle yapsak Türk halkı bizi affetmez.’’
Konuşmanın yapıldığı tarih belli değil fakat, Kinzer 1996 yılında Türkiye Büro Şefi olmuş ve .2000 yılında da Türkiye'den ayrılmış.Konuşmanın yapıldığı tarihle ilgili bir detay daha var “Genelkurmay'ın dışa açılım yaptığı bir tarihe rastlıyor.’’
Bu mülâkatın yayınlandığı kitabın yazarı Kinzer bu sözlerden sonra şok olduğunu söylemiş ama şunu da ilave etmiş: “İlk duygum şoktu. Ama bu hissiyatım hemen değişti. İçimdeki şiddetli karşı koymaya rağmen şu duygu bana hákim oldu: Üst düzey komutanın söyledikleri doğruydu.”
Evet...
Bahse konu üst düzey komutanın sözlerinin muhatabı Parlamento üyeleri...
Tabîi bahsedilen zamanı ve üst düzey komutanı tanımış olmalısınız. Ertuğrul Özkök de aklına birisinin geldiğini yazmış ve yazısının ara başlıklarından birisi de ‘İkinci Adam’...
Parlamentonun bu kadar hakarete mâruz kalmasının ardında biraz da parlamento üyelerinin acziyetleri yatmıyor mu acaba veya özelliksiz insanlardan oluşması?..
vahiy insan şehir revelation ahlâk etik ethica nüzhet yalan estetik metafizik ebrah doğu batı fıtrat creation yaratılış iyilik kötülük dürüstlük eşref-i mahlûkat kişilik asâlet cesâret vefâ sadâkat ihânet yalan immoralist mitoloji belh’um adâl aere perennius antere genetik şuur terbiye muâşeret muâşaka muvâsalat firâk zarâfet letâfet ferâset panteon rolyef fresk heykel portre gravür ideal ülkü ülkücü kerbelâ aşk keşke cennet cehennem araf âdem havva hâbil kâbil elma haz hayâ hicap gurur hürriyet adâlet musâvat agnostic akıl dacret locig analytical antiq aristokrasi kûrûn-i vustâ giyotin hakikat hikmet paradox dialectic tenkit stoa akademia logos logos spermaticos felâsife gelenek hermeneutic semantic hint upanişad mutezile ihvân-ı safa ilk neden iskenderiye okulu medinetü’l fâzıla hürriyet kölelik rönesans ütopya rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed kur’ân endülüs ibn-i rüşd aristotales şeyh gâlip farâbi platon sokrat marcus aurelius galile mimar sinan kirkedard farabi ibn-i sina ibn-i hâldun kafka taşköprülüzâde gazâli musa cârullah şemseddin sâmi frasheri bergson enver paşa muhammed ikbal hayyam mehmet âkif yâkup cemil şems ibn-i haldun mevlâna ali şeriâti fuzulî ebu’l âlâ el maarrî ahmet mithat efendi cemil meriç nâmık kemal ahmed hamdi tanpınar kemal tahir yahya kemal cahid zarifoğlu dostoyevski tolstoy knut hamsun nietzsche oğuz atay gogol albert camus descartes herman hesse puşkin halil cibran kaşgarlı mahmut tevfik fikret cenap şehabettin neyzen tevfik motzart bach mahler tarkovski suç ve cezâ anna karenina madonna prag istanbul çocuk kalbi sn. petersburg soljenitsin marks kant heraklit hegel el-hamra endülüs kâmus u türkî redhouse wagner kâmus u okyanus lugat-i fransevî iliria shqip meydan larusse şakâyık-ı nûmâniye mevzuâtü’l ulûm abdülkadir merâgi ıtrî muhammed esed michelangelo van gogh cezanne rembrand monet hoca ali rıza ulysess gaze eleni karaindrou sezen aksu golha farid farjad osman hamdi