Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Suat Başaran > BİR YOĞURT TEORİSİ

BİR YOĞURT TEORİSİ


Ahmet Turan Alkan, Zaman gazetesindeki 'Bir Yoğurt Teorisi' başlıklı yazısında, MHP adına birilerinin, “Kimse ülkücüler adına konuşmasın!” diye caka(!) satmasına sinirlendiğini ifade etmiş…


Hakkıdır…Ve de haklıdır… Mümtaz’er Türköne ne kadar haklıysa, o da en az onun kadar haklıdır…


Hakkıdır çünkü, o da vaktinde ülkücü sancılar çekmiştir… Başka türlü “Yatağına Kırgın Akan Irmaklar” yazılamazdı zaten…


Haklıdır çünkü, vaktiyle lkü' adını verdiği 'muhayyel', 'müteâl' bir şeyle; günümüz yöneticileri arasında bir rabıta(!) kuramıyor…


Ülkücü olduğu yıllarda nasıl râbıta kurduğu tabii ki onun meselesi…


Belki o zamankilerle de bir râbıta kuramamıştır; bilinmez…


Adı üzerinde 'muhayyel bir şey' onunkisi…


Binlerce benzerinin kafasında olduğu gibi 'muhayyel bir şey'


Denetlenemez ve denetlemeye tâbi tutulamaz…


Her yerde, her mekânda ve her ‘don’da görmek mümkün onları…


“Kâh çıkarlar gökyüzüne seyrederler âlemi, kâh inerler yeryüzüne seyreder âlem onları…”


*****


Ahmet Turan Alkan büyük bir yazar, hassas bir yürek…


Amennâ…


Ben onu anlamaya çalışıyorum, keşke o da bizleri anlamaya çalışsa.


Evet bana göre, ‘ülkücülük’ bir yönüyle özel bir kavramdır.


Bu sebeple de, denetlenebilir olmalıdır.


Cevabını aradığımız basit bir sorudur:


Bir insan ne yaparsa ülkücü olur?


Doğaldır ki, bu sorunun cevabı “ne yapılırsa ülkücülükten çıkılır”ı da ortaya koymalıdır.


Bizlerin de yapmaya çalıştığı budur.


"Ne haddinize?" denebilir…


Haddimizedir çünkü, emanete sahip çıkmaya çalışıyoruz…


*****


Bizim kimseyle alıp veremediğimiz yok… Bizimle başkaları uğraşıyor…


'Eski' denilerek eleştirilenlerin birçoğu, gözümüzün içine baka baka zekâmızla alay edenler.


Adamlar kendi konumlarını güçlendirmek yada başka saiklerle bize saldırıyorlar…


Başbuğ'a etmediği hakareti bırakmayanlar utanmadan onun adına ahkâm kesiyorlar…


Bu eski ülkücü takımı” bizim gibilere “Hâlâ ülkücülüğü sahipleniyorlar; buna ne hakları var” diye celâllenseler keşke…


İnanın ki, cevabımız var…


Kimse hatıralarıyla yaşayan kahramanlara dil uzatmayı aklından bile geçirmiyor... Bir çoğunu yakından tanıdığım o kahramanlar, bir zamanlar kendilerinin de içinde bulundukları bu 'hareket'i kötülemek için kanal kanal dolaşmıyorlar çünkü…


Ülkücülüğü sahiplenmeye ne hakkımız varmış!..


Duyan da davayı gasp ettiğimizi sanır!..


12 Eylül’le birlikte Başbuğ’a ve teşkilâta tavır alanlar, ayrılıp gittiler aramızdan; olan budur…


Kaç kişinin ayağına gidildi, kaç kişiye Başbuğ adına ricacılar yollandı? Gidenler ne tür hakaretlere uğradı? Şahitler yaşıyor…


Burada bir kez daha ilân ediyoruz ki, yaptığımız sadece ve sadece hareketimizi korumaktır…


Yüksek birikime sahip, entellektül arkadaşların küçümseyip terk ettiği hareketimizi…


Fikirden yoksun, kaba saba adamlarız ne de olsa!..


Ne 'tahlil', ne de 'zihinleri kurcalama' bizlere göre değil…


Göreceğiz…


Allah(c.c) nasip ederse tekrar o günleri; kapıdan girmek için atılan entelektüel taklaları göreceğiz…


Kim öle kim kala…



Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS