Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Suat Başaran > İlkeler Put mudur?

İlkeler Put mudur?


 


Ülkü Ocakları ve Avrupa Türk Federasyonları’nın her türlü tartışmanın üstünde tutulması yönündeki inancım bir arkadaşımız tarafından çok tehlikeli bir yaklaşımla eleştirildi…


Sözü edilen kurumları o arkadaşa göre, putlaştırmışım…


Esasen ‘put’ islâmî ekollerin büyük tartışma mevzularından biridir ve öyle kolay kolay içinden çıkılacak bir mesele de değildir.


Ancak bunu ifrata götürmek öyle bir noktadır ki, günlük hayattaki bütün semboller bu tartışmadan nasibini alır ve kendimizi câmilerimizin büyük çoğunluğunun bile ‘put’larla dolu olduğuna dâir saçma sapan bir tartışmanın içinde buluveririz.


Oysa, -genel kabule göre- put, Allah’la aramıza koyduğumuz maddî nesnelerdir ve buna kişiler de dahildir…


Onun için bu kelimelerin daha özenle kullanılmasının gereği ortadadır ve işâret etmek istediğim tam olarak budur…


Aksi halde kendimizi yeniden yıllardır çektiğimiz islâmî tartışmaların içine düşürürüz yine…


90’lı  yıllardaki tartışmaları hatırlayanlar ‘Tagut’ lardan, ‘mustazaf’lardan, ‘dar’ül harp’lerden az çekmediğimizi de çok iyi hatırlarlar, az çekmediğimizi ve harekete ne denli zararlar verdiğini de…


*****


Eleştiriyi, gelişmenin temel motivasyonu olarak gören biri olarak eleştiriye karşı olmam beklenemez…


Fakat, “Sen şerefsizin birisin”, “sen hırsızsın” , “erkeksen karşıma çık” , “senin neler yaptığını biliyorum, bir açıklarsam yer yerinden oynar” gibi sözler eleştiriyse eğer, kimse benden bu türlü bir ‘eleştiri’ yi savunmamı beklemesin…


Sevgili dostlar!


“Birkaç kişinin yanlışı” gibi mazeretlerle yaklaşmayın meseleye lütfen!


Bir katre pislik, bir fıçı zemzemi mundar eder…


*****


Ülkü Ocakları’nı ve Avrupa Türk Federasyonları’nı her türlü eleştirinin üstünde görmek benim şahsî ilkelerim arasındadır…


“Bazı mekânlar kutsal soluklar barındır” ya; oralarda da ben o soluğu duyarım…


Onun duvarlarına, çay bardaklarına, sandalyesine, masasına sinen soluğu…


“Kapatırız, yeniden açarız” mantığı bana yabancıdır onun için…


‘Ocak’ açmayı dükkân açmaya indirgeyen yaklaşım canımı acıtır; hele bunu bedel ödemiş biri yaparsa bütün bedenimi kaplar acı…


Bunu söylerken oralardaki yöneticilerin her türlü hatadan berî olduğunu ifade etmiyorum elbette…


Ama, onlara yapılan saldırılardan sonra ortaya dökülenler, benim uğrunda bedel ödemeye hazır olduğum değerlerdir; bütün ülkücülerin olduğu gibi…


O değerlere zarar vermeyin diyorum bu yüzden…


O değerleri koruyalım…


Gerçekten de o değerlerin arkasında saklanarak kötülük yapılsa bile, değerlerin hatırına taş atmayalım…


Farz edin ki birileri canınız gibi sevdiği birini rehin almış, ateş eder misiniz, sevdiğinizin hayatını riske sokar mısınız?!


*****


“MHP’ yi neden eleştiriyoruz o zaman?” Tam da bu noktada sorulacak  bir sorudur


Cevap vereyim:


Bir kere, MHP’yi eleştirirken asla, iç meseleleri ifşa edici bir tutum takınmıyor, Ocaklarımıza gösterilmesini istediğim saygının aynısını gösteriyorum…


MHP’ yi eleştirmemizden maksat da, MHP yönetiminin –bize göre- ehil ellere geçmesi içindir…


Oysa ‘Ocak’ larımız için böylesi bir gaye söz konusu değildir…


Değildir çünkü, bizim teşkilât yapımızda MHP “ülkücü irâde” tarafından şekillenir ve şekillenen irâde diğer kurumları şekillendirir…


İşte bunun için ‘Ocak’ları her türlü tartışmanın üstünde tutalım diyorum…


“Oraların değişmesine zemin hazırlayacak ‘irade’nin kendisi değişmeye muhtaçken oradan beklenen himmetin beyhudeliğinedir vurgum”.


Umarım merâmımı anlatabildim…


 



Yorumlar

Önder Tek

Merhaba ile yazıma başlamak , müsadenle abi diye hitap etmek isterim...Abi, hakareti değil bilakis saygıyı hak eden bir şahsiyet olduğunu iyi bilirim ve yazında bahsettiğin densizleri boşver derim...Yazında ki doğrulardan ziyade yıllardır müşahade ettiğim Ocak yanlışlarından nasıl dönüleceği hususunda ciddi kaygılarım var...Çevremde bir şekilde gördüğüm, tanıştığım, kısada olsa muhabbet ettiğim ve Ülkücü olduğunu iddia eden, Ocak kökenli olduğunu ısrarla vurgulayan özellikle 30 yaşın altındaki nesil maalesef bomboş... Ocaklar kişilerin özel işyerlerine!!! dönmüş...Ülkücüğün hedefleri ve hatta nihai hedefleri konusunda söyleyecek sözü olana rastlamadım, bilmiyorlar...Bu davaya fikren önderlik etmiş üç isim sayamıyorlar, okudukları kitap sayısını muamma ama bildikleri kitap ismi sayısı üçü geçmiyor, sloganlarla geçen gençlikleri maalesef taşeronlula geçecek kalan ömürlerine ışık tutuyor...Yazdıklarımı sakın yanlış anlama ; kastım seni ya da gerçekten samimiyetle mücadele edenlere değil...Ama çok büyük bir boşluk var ve "tavuk-yumurta hesabı" neresinin, nasıl düzeltilmesi gerektiğini ben bulamıyorum şahsen...Allah'a emanet ol...

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS