Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Suat Başaran > Ne Yapmalı? (1)

Ne Yapmalı? (1)


İnsanların Genel Başkana hakarete varan eleştiriler  yönelttikten sonra onları söyleyen kendileri değilmiş gibi saf değiştirmeleri bu hareketin âşina olduğu işlerdendir…


Ne bir özeleştiri, ne de bir özür…


Sadece söylem değişikliği; hepsi  o kadar…


“Bu adam hain, ajan, hareketi satıyor” ithamlarının yerini suskunluğa ve övgüye terk etmesi…


Bu durum eleştirilerin fikrî değil duygusal(!) temelli olduğunun en açık göstergesidir…


Hal böyleyken halen bu hareketin kendisini ideolojik bir hareket olarak tanımlaması temel yanılgıdır…


Temel yanılgıdır, çünkü böylesi bir kabul yapılacak işlerin daha başında akâmete uğramasına yol açıyor…


Açalım:


Ülkücüler bir araya gelerek ideal değerler üzerinden sohbetlere koyuluyorlar… Sohbetler zamanla yine ideolojik temelli eleştirilere dönüşüyor… Sonuçta çare olarak işin doğası gereği fikrî çözümler öneriliyor…


Buraya kadar her şey güzel…


Ne zaman ki, bu gruptakilerin birine veya ikisine kanca atılıyor ve yönetimde görev vaat ediliyor, grup dağılıyor…


Bu öyle bir kısır döngü oluşturuyor ki, sırf yönetime girebilmek için yalandan yere muhalif oluşumların içinde yer almak sektör haline geliyor…


Sonra da insanımız naif bir dille soruyor:


“Neden hiçbir şey değişmiyor?”


Neden değişsin…


Kimse zihniyet değişikliği istemiyor ki…


İstenen yalnızca kişilerin değişmesi…


O da oluyor zaten…


*****


Baştaki soruya dönelim:


Ne yapmalı?


Bana göre yapılması gereken ilk iş söz konusu gerçeğin idrak edilmesidir…


Davranışlarımıza yön veren, tavırlarımızı belirleyen  maalesef ideolojik kaygılar değildir…


Onun için “mış gibi yapmak” tan vazgeçmek zorundayız…


Ne kadar ciddi durursak duralım, ne kadar tumturaklı cümleler kurarsak kuralım komik görünüyoruz çünkü…


Dilimizin söylediğiyle, gözlerimizin gözlediği ve kulaklarımızın beklediği o kadar farklı ki…


Ve inanın dışarıdan bakanlar bu durumu tüm çıplaklığıyla görüyor…


Dolayısıyla da kibarları tebessüm ediyorlar sadece…


Çoğunluğun nereleriyle güldüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek…


*****


Bir yol ayrımındayız…


Ya ideoloji, ya siyaset…


Kısa vadede ikisinin birlikteliğini mümkün görmüyorum…


Sözünü ettiğimiz tavır ve davranışlar hareketin  mensuplarına o derece sirayet etmiş ki, sökmek için insan potansiyelinin epeyce bir kısmının sökülmesi gerekecektir…


Onun için kişilikleri siyasete uygun olanlar -burada kastedilenin kişilik bozukluğu olmadığı bilinsin isterim- siyaset yapmalı, diğerleri de inançları neyi gerektiriyorsa onu…


Boşu boşuna birbirimizi kırıp dökmenin bir anlamı yoktur…


*****


Yok, “ideolojik bir duruş göstereceğim” diyen varsa, -sıfıra razı olarak- inandığı yolda tek başına yürümeyi göze almalıdır…


Kimseye sitem etmeden, hakarete yeltenmeden, ithamda bulunmadan…


Tebliğini söylemine değil, eylemine yükleyerek…


Ve tabii ki heybesinden sevgiyi eksik etmeden…


 


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS