Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Suat Başaran > 17 Aralık Düşünceleri…

17 Aralık Düşünceleri…


Temel yanılgı: Kitab’ımızın ortak olduğunu varsaymaktan geçiyor.


Buna bağlı olarak değer yargılarımızın da...


Sonra da bu değerler üzerinden yargılamaya çalışıyoruz muhataplarımızı.


Peki, ya Kitab okunmamışsa!


Sadece belli sureler ezberlenilip içeriğine bakılmadıysa!


Bir özelliği kalır mı aynı kitaba inanmanın?


Ya da aynı dine inanmanın?


******


Halkı varsayımlar üzerinden tanımlayıp sonra da gereğini beklemek halka haksızlıktır.


Halk fikirden ziyade insana inanır.


Kitabın yazdıklarına değil, inandığı insanın söylediklerine bakar.


Yılların getirdiği gelenekler, kitabın tek başına anlaşılamayacağını telkin etmiştir de ondan.


Bu sebeple değerler üzerinden halka yaklaşmak kaçınılmaz olarak bir yabancılaşma doğuruyor.


Ya dinini, ya milliyetini ya da namusunu sorgulamak zorunda kalıyor insan.


“Sen nasıl Müslümansın? Sen nasıl Türksün?


Hemen hemen bütün idealistlerin yaşadığı bir sorundur bu.


*****


17 Aralık sonrasında AKP diye bir parti halen varlığını sürdürüyorsa meselenin özünde yatan bu gerçekliktir.


Bu sadece bizim topluma özgü değil elbet.


Merak eden II.Dünya Savaşı sonrasında Alman halkı ve aydınları üzerinde yapılan çalışmalara bakabilir.


Bir toplumun bir çılgının peşine nasıl takılabildiğini ibretle müşahade edebilir orada.


*****


17 Aralık’a bir de bu gözle bakarsak, sorunun halk yığınlarından ziyade halkı yönlendirenlerin tavrında saklı olduğunu görürüz.


Halkın kendi kendine aydınlanamayacağını da...


*****


Onun için 17 Aralık’ta ortaya çıkanlar bizi tatmin edecek bir siyâsî sonucu doğurmayacaksa, bunun günahının halka ait olmayacağı açıktır.


Aksini düşünenler kendilerini her türlü meşgale seçebilirler.


Siyaset dışında…

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS