Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Suat Başaran > Kim mi? Nasıl mı?

Kim mi? Nasıl mı?


Kimin başkan olacağından ziyade başkanın nasıl belirleneceğidir önemli olan.


Tartışılması gereken yöntemdir bu sebeple, vasıflar değil.


*****


Parti yöneticilerini ocak mantığıyla belirlemenin ne büyük sıkıntılar doğurduğuna yakın geçmişimiz şâhittir.


Ankara’da tüm hâlisâne niyetlerle yapılan plânlamalara, taşranın aynı hâlisâne niyetlerle karşı çıktığına da.


Elbette istişarede, söz konusu olan ildekilerin de görüşüne başvuruluyordu. Ancak istişareye kimin çağrılıp çağrılmayacağını geçmişte kurulmuş arkadaşlıklar belirliyordu.


Bu şekilde yapılan her belirlemede taşra Ankara’yı tezgâh yapmakla, Ankara da taşrayı lidere karşı olmakla suçladı durdu.


Yıllar sonra aynı insanlar bir araya gelince, ülkücülük, parti ve lider hakkında hiç de farklı şeyler düşünmediğimizi şaşkınlıkla fark ettik.


Kavganın sert ve acımasızlığı birbirimize bu kadar çok benzememizdi aslında.


*****



Oysa, Ankara’da kimi başkan yapacağız diye kafa yoracak yerde, ilçeler üyelik seferberliğine yönlendirilerek demokratik bir yarışa sokulabilirdi.


Oradan çıkacak irade kimi istiyorsa başkan o olurdu.


Bu kadar basit.


*****


İstişare mi? Sandık mı? Tartışması yapmanın bir anlamı yok bu noktada.


Hangisi daha doğru sonucu verir demenin de.


Bizim sandık dememiz, en doğru sonucu sandığın vereceğine olan inancımızdan kaynaklanmıyor çünkü.


Öyle olsaydı ülkede sandıktan çıkan başbakanlara biat eder, seçilenlerin bizlerden daha değerli, daha dürüst, daha donanımlı insanlar olduğunu kabul ederdik.


*****


Seçimlerde daha çok oy almak için de bunları söylüyor değiliz.


Ülkeyi yıllardır yöneten iktidardaki partinin bizdekinden çok daha anti demokratik şekilde yönetildiğinin farkındayız.


Ayrıca, Ankara’da oturup filanca ilin nasıl şekilleneceğini istişare etmek kaliteli insanı seçmek noktasında bizi doğruya götürür belki de.


Belki de delegenin seçeceğinden çok daha donanımlı bir insanı başkan olarak atanabilir.


Bunlara da itiraz ediyor değiliz.


İtirazımız bu metotla demokrasinin kurumlaşamayacağınadır.


İtirazımız bu yöntemin toplum mühendisliğini çağrıştırıyor olmasınadır.


İtirazımız bu bakış açısının demokrasi kültürünün çiçeklenmesine izin vermemesidir.


Evet itirazımız bunlaradır.


Parti içi demokrasiyi geliştiremeyenler, ülkeye demokrasiyi getiremiyorlar.


Bu kadroların yönettiği Türkiye’nin hâli ortada.


Sayın Başbakan’ı partide demokrasi adına frenleyen biri olabilseydi bütün bu hukuk cinayetleri olmazdı büyük ihtimalle.


Parti içi demokrasiyi geliştirmeyen bir MHP yarın Türkiye’yi yönetirse demokrasi bağlamında, hukuk bağlamında bundan farklı bir Türkiye olmaz, olamaz...


Bunu görebilmek için müneccim olmaya gerek yoktur.


Siyasî tarih buna tanıklık eden yüzlerce misalle doludur.




Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS