Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Bak yeğen! Mesele TÜBİ or not TÜBİ!

Bak yeğen! Mesele TÜBİ or not TÜBİ!



TÜBİTAK nihayet kararını verdi ve mâlûm kasetlerin montaj olduğuna hükmetti... Meğer konu ‘heceleme’ yöntemiyle halledilmiş!.. Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü’nün geçen ay Müdür Yardımcısı olarak atandığı TÜBİTAK bu... Devlet kurumu... Boru değil yani... Pandanın ‘pan’ından ne çıkacağını, hangi kelimelerin türetileceğini en iyi onlar bilir!..
Hiçbir teknik incelemeye gerek olmadan, o keskin kulaklarıyla dinler dinlemez, ‘hislenme’ yöntemiyle kasetin ‘montaj’ olduğuna hükmeden ‘Sanayi, Teknoloji’ ve dahi ‘Bilim’ Bakanı haklı çıkmanın verdiği gururla konuşuyor:  “Meselâ ‘sıfırlandı mı’ kelimesini ‘ta-ma-men sı-fır-lan-dı-mı’ diye keserek yapıştırmışlar!..” 
Gayet net anlaşılıyor... Buluyorsunuz herhangi bir konuşmayı, meselâ “Ulan hepiniz oradaydınız be”  cümlesinden ‘lan’ı kesip alıyorsunuz...  “PKK’yla masaya oturan şerefsizdir” den ‘ma’yı ve diğer farklı konuşmalardan işinize gelen heceleri teknoloji marifetiyle çekip koparıyorsunuz... Ondan sonra da heceleri birleştirmek suretiyle iftira destanları yazıyorsunuz!.. 
Bakanın dediği gibi yapanlar ‘acemice’ yapmışlar... Baksanıza yüksek bilim organımızın gözünden kaçmamış... Biz ülke olarak çok fazla patent, çok fazla marka, çok fazla telif üretemesek de bu konularda kül yutmayız!.. Kardeşlerim burası ciddi bir devlet kurumu, TÜBİTAK’ın ortasındaki ‘Bİ’’Bilal’in değil, ‘bilim’in ‘Bİ’si ekmek çarpsın... Neticede mesele ‘TÜBİ or not TÜBİ’!..
İşin en sevindirici taraflarından birisi de asrımızın müceddidi, büyük din alimi Egemen Bağış Hocaefendi’nin de ‘TübitAKlanmış’ olması... Artık derin ilmini Cumalara sıkıştırmaz, google’dan toparladığı ayetleri aziz milletimize her gün ‘çaka çaka’ gider!.. Böylesine abid ve zahid bir zat hakkında iftira yayan fâsıklar ve bu fâsıklara inanıp kalbini bozanlar da avuçlarını yalar... 
Şimdi tevbe istiğfar yerine “İyi de madem montajdı, Egemen Bağış’la konuşan o gazeteci neden özür diledi ve buna rağmen çalıştığı gazeteden neden kovuldu”  diye fitne üretmeye devam etmesin kimse... O gariban, iftiranın şiddeti karşısında travma geçirdi, zaafa düştü... Henüz Anadolu Ajansı’ndan böyle bir bilgi geçmedi ama o gazeteci TÜBİTAK’ın ilgili birimine götürülecek ve müspet bilimler ışığı altıda ‘kurşun döktürme’ tedavisiyle kendisine getirilecektir muhtemelen... 
Varsın  “Benim kriptolu telefonlarımı bile dinlemişler”  diye feryat edilmiş olsun... Varsın radyo tiyatrosu gibi, ben diyeyim bin iki yüz, siz deyin üç bin dört yüz bölümlük ‘Alo Fatih’li diziler ikrar edilmiş olsun... Varsın dönemin Adalet Bakanı ‘Alevî hakim’ konuşmasını kabul edip, bunda tuhaflık arayanlara şaşırmış olsun... Varsın yandaş medya yani ‘havuzî kavmi’ film çıkacak korkusuyla telaş içinde ‘silikon maske’ haberleri yapmış olsun... Hiç önemi yok, mevzubahis ‘satan’sa ‘satan’sağ olsun!.. 
Türkiye artık eski Türkiye değil... Yok öyle kelimeleri mayöz bölünme yöntemiyle parçalayıp, gerekirse atomlara ayırıp, aslı astarı olmayan senaryolar yazmak... Yemeyiz, yedirmeyiz!.. Habbeyi kubbe, kubbeyi habbe yapma devri çoktan geçti... Haşhaştan mütevellit ‘keş hececiler’ şunu iyi bilsinler ki, öyle okyanus ötesi karanlık montaj odalarında, pandanın ‘pan’ından, leblebinin ‘leb’inden aslı astarı olmayan hikâyeler üretmek yok artık... 
Ne diyor rapor:  “Yapılan spectrum incelemesi sırasında tespit edilen kaydın içinde gözlemlenen çok sayıda çıkıntı, bu kaydın çok sayıda farklı kayıttan yararlanılarak oluşturulmuş bir montaj olduğunu ortaya koymuştur...” 
‘Adalet’ine kurbandık zaten... Şimdi de kurban olam bilimine teknolojisine yeni Türkiye’nin!.. Egemen Bağış Hocaefendi, o mübarek nefesiyle üflediği ‘okunmuş su’ gönderir, pardon ‘bağşeder’ artık bilim heyetine!.. 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS