Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Tuzağa düşürülen devlet

Tuzağa düşürülen devlet



Nasıl başlamıştı kâinatın en alçakça tiyatrosu: “Sınır dışına çekilecekler... Silah bırakacaklar... Herhangi bir pazarlık yok!..” 
Bunların hepsinin yalan olduğu ortaya çıktığı hâlde yalan ve yalancıyla değil, devletle hesaplaşılıyor “Neden hâlâ kalekol yapılıyor?”  diye... Medyanın büyük çoğunluğu ‘işgal medyası’!.. Televizyonlar ‘darbe televizyonu’ gibi tek ses... Ne kadar milliyet duygusundan nasipsiz, ruhunu Türkiye düşmanlarına kiraya vermiş aydın, gazeteci ve sanatçı bozuntusu varsa televizyonlarda halkı aydınlatıyorlar!..
Cebiyle şerefi arasında mesafe kalmamış ne kadar aşağılık gazeteci, âkîl ve ‘artiz’varmış memlekette? Dikkat edin bu tiplere, PKK, bebekleri bile katlederken bir kere olsun sanatçı duyarlılıklarına şahit olmadık... Çocuklar kaçırılıp daha sonra terör eylemlerinde kullanılırken, bunun en büyük insanlık ve uluslararası sözleşmelerle kurallara bağlanmış savaş suçlarından birisi olduğunu hatırlattıklarını görmedik... Terör örgütünün aynı zamanda dünyanın en büyük uyuşturucu örgütü olmasına isyan ettiklerini duymadık... Bu ‘mekap yalayıcıları’nın bir kere olsun, geçelim Türklüğü, insan açısından objektif değerlendirme yaptıklarını gözlemleyemedik...
Şimdi o ‘işgal televizyonları’nda kimi sinsice ‘Gezi-Lice hattı’ kuruyor demokrat demokrat!.. Kimi de bayrağın indirildiği akşam bile “İyi de devlet neden kalekol yapıyor?” sorgulamasında... Akıllarınca terör örgütü yandaşlarını uyandırıyorlar, “Aman ha, bu devlet sizi daha önce çok kandırdı, yine kandıracak, zaman kazanıp kalekolları yapıyor, sonra yine üstünüze gelecek, tezgâha düşmeyin, fırsat vermeyin” mesajını farklı kelimelerle aktarıyorlar... Tabii karşılarındaki hiç kimse, aslında tezgâha gelen varsa onun ‘devlet’ olduğunu,  “Sınır dışına çekiliyoruz, silahları bırakıyoruz” diyen tarafın ‘aldatan taraf’ olduğunu sorgulamıyor...
İşin açıkçası devlet, onu yönetenler tarafından tuzağa düşürülmüştür... Terör örgütüne ‘çok daha kanlı ve halk destekli’ bir isyan için soluklanma fırsatı verilmiştir... Devletin güvenlik birimleri bırakın vatan toprağını, nizamiyenin içindeki bayrağı koruyamayan bir zavallı durumuna düşürülürken, PKK bölge halkı gözünde ‘gücün kendisinde’ olduğunu ispatlayan bir konuma yükseltilerek psikolojik savaşın peşin galibi ilân edilmiştir...
Şimdi Kandil ağzıyla yayın yapan, sözüm ona tartışma programları düzenleyen televizyonlarda kalekol yapımı tartışılıyorsa, bu ‘barışa engel bir adım’ olarak gösteriliyorsa, kamuoyu bu fikre ısındırılıyorsa, nasıl topyekûn bir saldırı altında olduğumuzu anlamamız gerekiyor...
İçlerinden birisi bile “Kalekol yapımına karşı çıkanların niyetinin ne olduğunu biliyoruz... Peki baraj yapımına neden karşısınız?” diye sormuyor... Aslında cevaplar belli: Terör örgütü adına baraj demek, kimi yerde mağaraların sular altında kalması demek, kimi yerde gözetlenmesi mümkün olan alanların artması demek, ‘özel’ yolların yok olması veya değişmesi demek, hareket alanının kısmen de olsa daralması demek... Tabii ki hem kalekol yapımı, hem de baraj yapımı, bütün planlarını ‘çatışmasızlık’ döneminin sonrasına göre yapan PKK’nın aleyhine bir durum... Bu kararlılık bile terör örgütünün yakın vâdede hangi adımları atabileceğine delilken, ‘olmayan barış’ üzerinden ve birkaç sloganla bezenmiş bir süreç halka yediriliyor... 
Egemen devlet, toprakları üzerinde karakol da yapar, baraj da... Ama sadece kendisine ait bu tasarruf hakkı, o devletin içinde Kandil ağızlıların itibar gördüğü televizyonlarda ve gazetelerde sorgulanabiliyorsa, kuşatmanın vardığı son noktayı iyi analiz etmek gerekiyor...
O bayrağın indirilmesi kimseyi akıllandırmaz... Bayrak ilk defa indirilmiyor... 1996’da HADEP’in Ankara’daki kongresinde de indirildi... Ne oldu, göz göre göre, bıçak kemiğe dayandı diye diye bugünlere geldik... Şimdi valilerimiz rica ediyorlar ‘yolu açın’ diye teröristlere... Siirt Valimiz ise Başbakan’ın kızına “Sizi dinlerken tüylerim diken diken oldu” diyor... 
Tüyler hangi şartlarda diken diken oluyor? İşte devletin düşürüldüğü durum...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS