Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > “Sen Alevî’sin ben Sünnî!”

“Sen Alevî’sin ben Sünnî!”



“Coğrafyamızı kesen fay hatlarının üzerinde yaşıyoruz... Keşke sadece sismik anlamda fay hatlarımız olsaydı... Oysa bizim tetiklendiğinde ondan daha yıkıcı fay hatlarımız, bu toprakların ve kültürün milletimize öğrettiği ‘irfan’ olmasa başımızı dertten kaldırmayacak derin kırıklarımız var; mezhebî, etnik, siyasî...  
O irfan, başka ülkeleri kan gölüne çeviren ayrılıkların üstesinden gelmeyi hep başardı... Bütün provokasyonlara rağmen Alevî-Sünnî çatışması yaşanmadı... Tıpkı ‘etnik aidiyet’ uğruna akıtıldığı iddia edilen kana rağmen Türk-Kürt çatışması yaşanmadığı gibi... 12 Eylül 1980 öncesi soğuk savaşa ‘sıcak’ev sahipliği yapan Türkiye’de yaşanan bazı olaylara ve katliamlara ‘mezhep’ elbisesi giydirilmeye çalışılmış olsa da konunun ideolojik amaçlarla çarpıtıldığı, korku ve şiddet ortamında güven duygusunu yitirmiş insanların ‘sığınma’veya ‘savunma’ihtiyacı içine sürüklendiği, bunun militan sayısını çoğaltmaya yönelik manevralar olduğu daima anlaşılageldi... Dolayısıyla bazı şehirlerde görülen istenmeyen olaylar hep ‘münferit’ kaldı, acılar ve dramlar yaşansa da asla bugün Irak’ta yaşandığı gibi ‘topyekûn cinnet’e dönüşmedi... Militan devşirmek için mezheplere ‘mümbit tarla’ gözüyle bakan örgütler amaçlarına tam anlamıyla ulaşamadılar... 
Ya bundan sonra? Ortadoğu kritik bir zaman diliminden geçiyor... Sınırların delik deşik olduğu bu coğrafyada gerilim iki temelde yükseliyor; ‘mezhepçilik’ ve ‘enerji kaynaklarına hükmetme’ hırsı... Bölgenin uluslararası müdahaleye sürekli açık olmasının yolu Şiî-Sünnî çatışmasının diri tutulmasına endeksli... Fiilen sınırların işlevsizleştiği bu kadim topraklarda yükselen alevlerin bizim ülkemizi yalamama ihtimali yok... Zaten PKK’yla ilgili gelişmeleri Ortadoğu’da yeniden kurulan oyundan bağımsız değerlendirmek imkânsız... Otuz yıldır Türkiye’nin kanını emen bu örgütle, Suriye’nin kuzeyinde itiraf edilmemiş ‘müttefikliğe itilirsek’ buna kimse şaşırmasın... 
Bölgedeki en büyük risk, mezhep çatışmalarının yayılması ve bizim de bu çatışmanın içine çekilmemiz... Reyhanlı’nın failleri kim olursa olsun, bunun bir ‘cezalandırma’ veya ‘caydırma’ dan ziyade Türkiye’yi ‘ateşe çekme’ stratejisi olduğu apaçık... Türkiye hiç de idmanlı olmadığı bir bölgeye ve ilişkiler ağına sürüklenerek, kendi topraklarına şiddet ithale zorlanıyor... 
Rejimleri ‘demokrasi’ çerçevesinde değil, ‘emperyalizme hizmet’ kapasitelerine göre ‘dost-düşman’ şeklinde tasnif eden küresel irade vites büyütürken bize düşen kendi gerçeklerimizi bilerek, tarihî tecrübeyi kuşanarak davranmak... Kendi etnik veya mezhebî fay hatlarımız varken, onların tetiklenmesine yol açacak, bir arada yaşama irademize darbe vurabilecek maceralara, gerilimi kendi ellerimizle kendi topraklarımıza taşıyacak sorumsuzluğa imza atamayız...” 
Yaklaşık bir buçuk yıl önce bunları yazarken Başbakan Erdoğan “Reyhanlı’da ölenlerin hepsi Sünnî’ydi” dememişti henüz... Ve bir gün o Başbakan’ın ülkenin birliğini hiç umursamadan, fay hatlarımızı, etnik aidiyetleri kaşıyarak, sorumsuz biçimde “Sen Alevisin, ben Sünnî’yim”  cinliğine başvurabileceğini öngörebilmiş değildim... 
Şahsî hırs ve istikbâl arayışlarının, bildiğimiz bütün kutsalları gölgede bıraktığı, millî kimyamızın içinden çimentoyu çekip çıkarmaya başladığı bir dönemi yaşıyoruz...  Millî kimliklerin alt kimlikler ve ‘siyasî feodalite’ karşısında hiçbir anlam ifade etmediği tipik Ortadoğu rejimlerine benziyoruz gittikçe... Oysa buna benzer anlayış Ortadoğu’da devletleri birer birer yıkıyor... Tablo çok net değil mi; artık sadece komşu devletlerimiz yok, komşu terörist örgütlerimiz var!..
Dilden düşmeyen ifadelere bakın: Alevî, Sünnî, Zaza ama Kürt’ten oy istiyor, Mısır’da doğmuş, bu toprakların insanı değil monşer, Sivas’ın ötesine geçemezler, İzmir yabancıya oy vermez vs!.. Duyan kendisini ‘millî’ sanabilir... Ne de olsa ‘milletin adamı’!.. Ama o milletin adını bir türlü ifade edemez, ‘bu millet’ şeklinde işaret zamiriyle tarif edebilir ancak!..
Kato dağında PKK bütün unsurlarıyla ‘kuzu kırpma’ festivali altında ‘devlet kırpma’ festivali yaparken ve o fotoğraf ülkedeki yalın gerçeği ifade ederken, Erdoğan fotoshoplu fotoğrafları eşliğinde farklılıkları kaşıyarak kampanya yürütür, siyaset üretir...  Sonrası tufanmış, hiç önemli değil!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS