Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Baldıran zehrini devlete içirenler varken!

Baldıran zehrini devlete içirenler varken!




PKK bu milleti hiç kandırmadı... Hiçbir yerde “Silah bırakıyoruz, sınır dışına çıkıyoruz” demedi... 
Apo’nun Diyarbakır’da Nevruz günü okunan mektubunun tek bir yerinde bile silah bırakmaktan söz edilmezken ve kalleşlik kazanırken ‘Kardeşlik kazandı’ manşetleri atan havuz çocuklarıydı milleti kandıranlar... 
Terörist, devletin şakağına dayadığı silahla, yeni adımların atılması için tarih dayatırken, “Bu bir devrim! Otuz yıllık akıl tutulması son buldu”  diyen sahtekârlar ve onların sahipleriydi aldatanlar...
Bu gelinen noktada esas suçlu dururken, PKK’ya kızan hata yapar...  “Onların yerinde ben de olsam dağa çıkardım”  diyen ‘teşvikçi’nin bakanlık yaptığı bir ülkede esas suçlu kim olabilir? 
PKK görevini yapıyor!.. “Açılım çok iyi gidiyor. Bu memlekette hayvanlar bile anladı ama bazıları anlamadı”  diye böğüren esfel-i safilîn takımı ve onlara ‘âkil’ diye görev verenler kandırdı 
insanları...
Kandil  “Ne silah bırakması? Türkiye’deki silahlı güçlerimizi daha da artırdık” dedikçe, silahlar eşliğinde yayla şenlikleri düzenledikçe, binlerle ifade edilecek şekilde yeni eleman dağa çıkardıkça, korucuları tek tek şehit ettikçe, halka “Her şey iyi gidiyor” diye seçimlik propaganda yapanlar vardı değil mi? Onlar dururken şimdi neden teröristi sorgulayalım?
Yolları kestiler, bizimkiler ‘duble yol’ hikâyeleriyle gündem değiştirmeye çalıştılar... Kendilerini ‘asayiş’ yerine koyup, kimlik kontrolleri yaptılar, bizim ‘millî kimliksizlerimiz’ bununla uğraşmak yerine  “Türk diye bir şey yoktur”  sapkınlığına başvurdular... Tabelaları sökerek, andımızı kaldırarak ‘barış’ı sağlayacaklarını zannettiler... 
Teröristler sözde şehitlerine anıt mezarlıklar yaparken, bizimkiler bu işin iyiye gitmediğini ikaz edenleri ‘mezar bekçiliği’yle itham ettiler... Türkiye Cumhuriyeti’ni basan teröristin heykeli dikildi, Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı ise heykelin ham maddesinin fiberglas olmasından dem vurdu...  
PKK gerçekten bu süreçte kandırmadı kimseyi...  “Bize verdiğiniz sözleri yerine getirin”  dedi... Madem bu bir silahtan arınma ve toprakları terk anlaşmasıydı, baraj ve yol yapımına neden karşı çıktıklarını sorması gerekenler, televizyon ve gazetelere talimat vererek, olayların haberleştirilmemesini sağladılar... 
Askerî bölgede bayrak indirdiler, ‘çocuk’ dedi bizimkiler... Diyarbakır’da bir gün arayla polisler şehit edildi, Bakan hemen “Siyasî değil” damgasını yetiştirdi... Türkiye’yi yakıp yıktılar, resmen isyan ettiler, yine bizimkilerden geldi açıklamanın en bayağısı: “Vandallar, provokatörler!..” 
Devletin giremeyeceği alanlar meydana getirdiler, bunu ilân ettiler, bizimkilerin umurunda olmadı... Bu tür ‘küçük’ olayların projeyi bozamayacağını söyleyip, ‘kötü PKK’lıları’ muhatap ‘iyi PKK’lılar’dan ayırdılar sürecin selamet için!..
Adam kaçıran, cezalandıran, kendince adaleti tesis eden, vergi toplayan, okul açan, okul yakan, hâkimiyet kurduğu bölgede ‘etnik arındırma’ yapan gerçek bir ‘paralel organizasyon’ dururken, başka ‘paralel’ hikâyeleriyle konuyu kamuoyunun gündeminden uzak tutmayı denediler... 
Nefesi kesilen KCK’ya hayat suyu verdiler, onun talebiyle torba yasalara maddeler konabilirken, yine onun talebiyle bir Bakan’ın kellesini aldılar... Güvenlik birimlerini kıpırdayamaz, değil başkasının can güvenliğini, kendi can güvenliğini bile sağlayamaz hâle getirirken, kimisinin ‘haber ajansı’na dönmesine zemin hazırladılar...
Bir taraftan terörün sona erdiği, bölgeye huzur geldiği, ticaretin ve turizmin canlandığı, şimdiye kadar terörle mücadelede harcanan paranın bundan böyle milletin kesesinde kalacağı propagandası yapılırken, diğer yandan Apo’yu ‘Kürtlerin siyasî lideri’ ilân ettiler... Apo’ya teşekkür edecek kişiyi valilikte tutacak kadar ileri gittiler...
Oslo’da başka, millete başka konuştular... Kendileri içiyormuş edebiyatı yapıp, gerçekte ‘baldıran zehri’ni devlete içirenler, ülkenin batısında ‘Dombra’, doğusunda ‘Megri megri’ çaldılar... 
Esas aldatanlar, bu ülkeyi “Çözüm geliyor”  diye kandırıp, seçim başarılarını ‘ülke bekâsı’na tercih edenler ve kendi geleceklerini kurtarmak için ülkenin nereye sürüklendiğini umursamayanlardır... 
Onlar dururken birinci fail olarak PKK’yı görüp öfkelenmek israftır, israf...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS