Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > "Bazı hayvanlar daha fazla eşittir"

"Bazı hayvanlar daha fazla eşittir" 


Kesiliyorlardı... Dövülüyorlardı... Yumurtaları alınıyordu...


Kırkılıyorlardı... Sağılıyorlardı... Eziliyorlardı...


Çiftlik sahibinin kendilerine çok kötü davranması hayvanlardaki huzursuzluğu iyice azdırmıştı... İçlerindeki domuzların en akıllı, en ünlü ve en iyi hatipten oluşan kadro ‘hayvanizm’ fikrini geliştirdi... Buna göre bütün kötülüklerin ve zorbalığın kaynağı insandı...


Zaten insan süt vermez, yumurtlayamaz, hızlı koşamaz, üretmeden yaşar, sadece hayvanların sırtından geçinir, buna karşılık onlara çok az yiyecek verirdi... ‘Hayvanizm’e göre bütün hayvanlar kardeşti ve eşitti... Bu fikri benimseyen hayvan, iki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşman, dört ayak üzerinde yürüyen ve kanatları olan herkesi dost bilecek, insanları yenip onların yerine geçtiklerinde asla onlara benzemeye çalışmayacak, içki içmeyecekti...  


Hayvanlar aç bırakıldıkları bir gün isyan çıkardılar... Çiftlikteki insanlarla çatışıp, onları kovdular ve yönetimi ele geçirdiler... İlkeleri gereği insanlar gibi olmayacaklar, insanların yattığı yataklarda yatmayacaklar, onlar gibi giyinmeyecekler, diğer hayvanları öldürmeyeceklerdi...


‘Yeni çiftlik’düzeninde tabela değiştirilmiş, ‘Hayvan Çiftliği’ne dönüştürülmüştü... Başlangıçta her şey iyi gidecekti, teorideki gibi... Fakat bir süre sonra çiftliğin yeni lideri Napoleon adlı domuz, insanlar gibi yatakta uyuyabileceği, onlar gibi giyinebileceği bir ‘ayrıcalıklı’ düzenin altyapısını kurmaya başlar... Bu arada istihbarata ve kontrole önem verir, yavru köpeklerden özel polis gücü kurar...


‘Eşitlik’ bozulmaya başlamıştır artık... Bunu yaparken yalnız değildir büyük domuz Napeleon...  Squealer adlı hitabeti mükemmel bir domuz daha vardır yanında... O çok yetenekli bir yalancıydı ve kurallardaki her değişimin daha iyi olacağını diğer hayvanlarla benimsetmeye çalışırdı... Ve tabii diğer domuzlar ve daha önceki çiftlik sahibi Jones’a sürtünen ve kuyruk sallayan köpekler de  Napeleon’un yanındaydı...  


Napeleon önce anayasada bir değişikliğe giderek, çok çalışanların insanların yaşadıkları yerlerde yaşayabilmelerini, onların yerlerinde yatabilmelerini sağlar... Domuzlar çiftlik evine yerleşir... Bunu eşitliğe aykırı gören diğer hayvanlardaki rahatsızlık üstün propaganda tekniğiyle bastırılmaya çalışılır...
Napeleon’un bütün diktatörlerde görmeye alıştığımız ‘klasik’ bir yönetme tekniği vardır... Çiftlikte işler kötüye gittiğinde suçu devrimi beraber yaptıkları ama sonra kovdurduğu Snowball’a atar, onun ‘yeni çiftlik düzeni’ni sabote ettiğini yayar... Eğer övünülecek bir gelişme olduysa kendi başarısı olarak sunar... Aksini düşünenleri bekleyen ise köpek dehşetidir...
Eskisini aratmayan yeni zulüm düzeni söz konusudur artık... Çiftlikte işler iyiye gitmeyince, büyük domuz tavukların yumurtalarının çiftlik dışına satılmasına karar verir, kuluçkaya yatmayı yasaklar... Buna karşı çıkan tavuklar özel köpekler tarafından öldürülür... Bu da anayasada değişiklikle uygun bir kılıfa sokulur... ‘Hiçbir hayvan öldürülemez’ maddesine ‘hainler hariç’ ibaresi eklenir...


Konfora ve şatafata düşkün yeni zalimler, daha önce çiftlikten kovdukları insanlarla ilişkiye geçerler, ticarete başlarlar, çiftlik evinde diğer insanlarla beraber içki içerler, eğlenirler... Ezilen hayvanlar bunu büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntüyle izlerler... Çiftlik evinde önce eğlenen sonra da birbirleriyle kavga eden insanların ve domuzların nasıl da birbirinden ayırt edilemez hale geldiklerini şahit olurlar...  


***


Diğer hayvanların ‘hayvanizm’in ilkelerinin yanına  “Bütün hayvanlar eşittir, bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir”  yazmak durumunda kaldıkları ve onların çiftlikten kaçarak devam ettikleri bir roman bu... Dünya edebiyat tarihinin belki de en büyük ‘siyasî taşlama’sı...


Bir dostumuzun paylaşımı buraya iyi uyacak: Domuzlar iktidarı ele geçirmeden önce eleştirdikleri her şeyi fazlasıyla kendileri yapmaktadır artık. Lider fetişizmi,  hiç bitmeyen vaadler, devasa ve müthiş güzel bir gelecek ideali, büyük bir düşman, ajan masalları, bütün suçların yüklendiği bir günah keçisi ve bütün bunlarla inşa edilen baskıcı bir diktatörlük. Tüm bunlar olup biterken her söyleneni tekrarlayan koyunlar, olup biteni uzaktan izlemekle yetinen eşekler, sık sık gaza gelip kendilerini paralayan atlar ve semirdikçe semiren domuzlar...
Madem ki bugün günlerden George Orwell... Bu taşlamayı ‘Stalinizm’le sınırlamak Orwell’a, hatırlatmamak ise kendimize ayıp olurdu!..


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS