Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Ağlamayacaksın!

Ağlamayacaksın!


Sana dokunmayan yılana hep hürmet ettin... Fakat yedikçe iştahı açılan, iştahı açıldıkça daha fazla yiyen yılanın aslında sana yaklaştığını hiç fark etmedin... Sözde çok uyanıksın!..
Ayağının altından toprak kayarken hissetmedin...  “İyi şeyler olacak” palavraları kulağına fısıldanırken, alnına dayanan namluyu ‘barış çubuğu’ zannettin...
Sözde çok akıllısın!..
Bayrağın teröristin gözünde ‘tahrik unsuru’na, hırsızın arkasında ise ‘fon’a dönüşürken, ‘Tek devlet, tek vatan, tek bayrak’sözünün illüzyon tekerlemesi olup olmadığının umursamadın...  “Biz her türlü milliyetçiliğe karşıyız”  diyenlerin siyasî hayatlarındaki ‘en doğru’ belki de ‘tek doğru’ sözlerinin bu olduğuna aldırış etmedin...
Sözde sıkı milliyetçisin!..
Ekim’de yakıldın, yıkıldın, Ekim çıkmadan kandırıldın “Vandallar yaptı” diye... Ardından yine sana ‘seçimlik’ tarih verdiler yüzüncü defa:  “Silah bırakacaklar” ... Sözde kül yutmazsın!..
***
Allah rasulüne kibir isnat edilirken, siyasetin fâni liderleri Allah’ın sıfatlarıyla donatılırken, kelâmların en güzeli ve en yücesi dalgaya alınırken sesini çıkarmadın...
Sözde çok Müslümansın!..
Kendin, oğlun veya kızın işe gireyim diye okullarda dershanelerde diz çürütüp, mülâkatları geçmek için beş para etmez kalantorlardan ‘bizdendir’referansı bulmak için başını öne eğerken, devletlû oğulları, kızları, enişteleri, kayınbiraderleri, baldızları ve bacanaklarından oluşan ‘sınavsız’ iğrenç saadet zincirine göz yumdun...
Sözde hakkını yedirmezsin!..
Gemiciklerin filolara dönüştüğü haram denizlerinde hakkın ve adaletin fırtınasını estirip gereken dersi vermektense, önüne sandık geldiğinde ‘dalgakıran’ oldun, onları korumaya aldın...
Sözde çok hakperestsin!..
Şebekenin İran’daki ortakları zindanlara doluşmuşken, Türkiye’deki ortaklar serbestçe hava basıyor ve, ‘hediyeleşme’ye devam ediyorlar... İran’da ‘yakalananlar’, Türkiye’de ise ‘yakalayanlar’ içeride!.. ‘Darbe’masalını çiğnemeden yuttun...
Bilirim hukukun üstünlüğüne çok düşkünsün!..
***
Davos’ta göğsün kabardı... Mavi Marmara Gazze’ye ‘kurban’ taşırken gözlerin doldu... Sonra ne olduğunu merak bile etmedin... Kuzey Irak petrolünün neden bizim üzerimizden İsrail’e gittiğini meselâ... Gazze’deki kaç bebek ölümünün kaç gemiyle temizlenebileceğini, paranın bir Türk devlet bankasına yatırılıyor olmasının ne anlama geldiğini...
Sözde sıkı mücahitsin!..
Yolsuzluk algısında 65. sıraya gerilemişiz... Üzerimizdeki Ruanda, Umman ve Gana’ya değil, altımızdaki Somali, Sudan ve Kuzey Kore’ye bakarak teselli bulabilirsin... Zaten bu endeks ‘algılama’yla ilgili... Dünyada hem algılayıp, hem de yolsuzluk sahiplerini desteklemeyle ilgili bir endeks icat edilseydi kesin birinci sıradaydın...
Sözde milli itibara da çok önem
verirsin!..
‘Çalan ama çalışan’ klişesini dünya literatürüne sen armağan ettin... ‘Hızlı trene bakma’yı zoolojinin ilgi alanı olmaktan sen çıkardın... Sayende duble yollar siyaseti besleyen ‘otlaklar’a dönüştü... Gözden sürmeyi değil, retina tabakalarını çaldılar, takmadın...
Sözde kul hakkına çok titizsin!..
***
Onun için ağlamayacaksın, sızlanmayacaksın, şikâyet etmeyeceksin!.. Çünkü sen her eve lâzım olan eşya gibi, her ‘sistem’e, her ‘düzen’e lâzımsın!..
Bu eserde senin de tuğlan var!..
Saat 12 olduğunda senin 100 liralık saatin de 12’yi gösterir, yolsuzun 300.000 dolarlık saati de... Aradaki en büyük fark, sensin sen!.. Hani açılımla ilgili ‘üçüncü göz’den bahsediliyor ya, ülkede olup bitenle ilgili değil ‘üçüncü göz’, ‘bininci göz’ bile olamayan sen!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS