Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Bütün insanlar eşit olamaz!

Bütün insanlar eşit olamaz!


Evet, öfkeyse öfke, ayrımcılıksa ayrımcılık, nefret suçuysa nefret suçu... Bütün insanlar eşit olamaz!..


Diyojen’in kahpe kontenjanından askerliğini yapanlar Malazgirt’te Arslan vurdular... Yanında eşi şehit edilen Sibel Kulaksız’ın o sözlerinden sonra bir kere daha kabul edelim: Herkes eşit olamaz!..


“Benim aslanım şehit oldu. Peygamber efendimizin yanına gitti”  diyen bir inanç sahibiyle, vatan, millet ve din düşmanı katiller sürüsüyle helâlleşme turuna çıkan lüks düşkünü, cüppesini siyasetin önüne sermekten utanmayan zübük Müslüman eşit olabilir mi?


“Benim aslanım, adı gibi aslan gibi Peygamberimizin yanında şimdi. Rabbim herkese nasip etsin” diyen bir inanç sahibiyle, milliyet duygusundan nasipsiz, haysiyet duygusunu ise o pis havuzun dibinde unutmuş, ‘âkil’ tayin edildiğinde koşa koşa gitmiş ama şimdi kıvırma seanslarına çıkan sözde İslâmcı eşit olabilir mi?


“Hiçbir düşmanı güldürmeyeceğiz. Gülemeyecekler. Daha çok Arslan gelecek”  diyen bir inanç sahibiyle, aslanların ellerini kollarını bağlayarak onları haşerata yem eden siyasî işgalciler, “Güzel şeyler olacak” diyerek lunapark hokkabazlığını devlet adamlığı olarak sunan eşit olabilir mi?


“O benim Arslan’ım, bütün milletin Arslan’ı, bütün vatanın Arslan’ı”  diyen bir inanç sahibiyle,  “30 yıllık akıl tutulması bitti, çözüm projesi yüzyılın projesi, 2015 çözümün ve barışın final yılı olacak”  diye yaza yaza yüzyılın en aşağılık projesine yataklık eden gazeteci bozuntuları eşit olabilir mi?


“Ezanlar susmayacak. Şehidim salavat ve kelime-i şehadet getirerek can verdi. Allah’ım sen onu en güzel makamına aldın” diyen bir inanç sahibiyle, şehit cenazelerine katılmaktan korkanlar, kaçanlar, şehidin tabutunun ucuna gelemeyenler eşit olabilir mi?


“Gözün arkada kalmasın şehidim. Kanın yerde kalmaz. Bir Arslan gider, bin Arslan gelir. Sen hep Arslan oldun. Devletine çalıştın”  diyen bir inanç sahibiyle, o devletin bayrağını tartışmaya açan namussuzlar, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazılı tabelaları kaldırınca bütün problemi çözeceğini zanneden beyinsizler eşit olabilir mi?


“Arslan bilirim seni yiğidim benim. Sen şehitsin, abin gibi şehitsin”  diyen bir tevekkül sahibiyle, terörist başından ülkedeki vatandaşların bir kısmına lider tayin eden kansız, bu topraklardaki bin yıllık tutunma kavgamızdan habersiz veya rahatsız eşit olabilir mi?


* * * 


Bu bir ayrımdır... Bu ayrımı yapmamak en başta kul hakkına saygısızlıktır... Bu ayrımcılık ‘dağdaki çobanla profesörün oyu’ gibi bir ayrımcılık değildir... Bu bir hakkın teslimi açısından şart üstüne şarttır...


Bizim tarihçilerimiz, bilirler ama pek yazmazlar Yunan veya Fransız işgal ederken davul zurnayla karşılayanları... Veya Selanik tek kurşun atmadan teslim olurken,  “Aman kırıma uğramayalım, direnmeden teslim edelim”  diye içeriden çıkan sesleri...


Örnekleri çoğaltabiliriz elbette... Nasıl ki, bunlar, kendi mukadderatına el koyup, kendi acıları üzerinde tekrar doğrularak bayraklarını yükseltenlerle tarih önünde eşit olamadıysalar ve asla olamayacaksalar, bugün asaletini koruyarak, vatanları uğruna acılara katlananlar ile terörizme yol ve psikolojik üstünlük verenler asla eşit olamazlar...


Evet, öfkeyse öfke, ayrımcılıksa ayrımcılık, nefret suçuysa nefret suçu... Bütün insanlar eşit olamaz!.. Şehit Binbaşı’nın eşi Sibel Kulaksız’la, yukarıda eşkalini verdiğimiz tipler eşit olabilir mi?


“Açılım sürecini hayvanlar bile anladı ama bazı insanlar anlamadı”  diyen cümle ‘hayvanata kurban olası’ âkil tiple, canının yarısın toprağa veren ve diğer yarısıyla da milleti namına toprağa tutunan asil vatan evlâtları eşit olabilir mi?


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS