Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Sınırı dilleriyle Sivas'a çekenler Doğu Romalılar mıydı?

Sınırı dilleriyle Sivas'a çekenler Doğu Romalılar mıydı?


Dünyada değişik metotlarla çizilmiş bir sürü sınır var; kimi kanla, kimi cetvelle, kimi nehirle, kimi dağlarla... Bir kısmı da dinlerin, mezheplerin veya dillerin yayılma alanlarıyla çizilmiş...


Siz hiç aptallıkla, eğer öyle değilse hainlikle çizilmiş başka bir sınır gördünüz mü 'Sivas'ın ötesi berisi' diye? Ülkenin siyasî/fizikî sınırları yerinde dururken ülkenin ortasına yakın yerden 'psikolojik sınır'çekmek neyin nesiydi?


Dünyanın neresinde hangi sorumlu devlet ve sorumlu yöneticisi kendi ayağına sıkan ve kendi aczini ifade eden böyle bir kavramı diline pelesenk ederdi? Siz, ucuz siyasî polemikleriniz uğruna veya gizli gündeminiz yolunda ülkeyi sahadan önce zihinlerde bölerseniz, nasıl olacaktı bunun sonu?


***


'Sivas'ın ötesi' edebiyatına sarılanlar ve buradan siyasî hasımlarına vurmaya çalışanlar, asfaltın altına patlayıcı yerleştirenlerden daha fazla zarar verdiler bu ülkeye... Çünkü onlar topyekûn bir coğrafyanın altına sözleri ve uygulamalarıyla patlayıcı yerleştirdiler...


Ülkedeki herkesin can ve seyahat güvenliğinden sorumlu olanlar, utanç duymak yerine, bu güvenliğin gevşemesinden haz duydular, bu aşağılık durumdan sözde politik avantaj çıkarmayı umdular... Ülke topraklarının bir bölümüne bu söylem yoluyla 'farklı statü' kazandırdıklarını umursamadılar bile...


Nasıl olsa kendileri rahatlıkla gidebiliyorlardı... Çünkü 'çözüm ortakları'yla yaptıkları anlaşma onları bir süreliğine korunaklı hâle getirmişti... İki taraf birbirine dokunmayacak ve bu durumdan ikisi de yararlanacaktı... Birisi seçimlerde, diğeri alan hâkimiyetinde!.. İkisi de kurnazca mesai yaptı... Birisi 'Analar ağlamayacak' dümeniyle seçmen depolarken, diğeri daha fazla ana ağlatmak için silah ve patlayıcı depoladı...


Şimdi çizdikleri 'psikolojik sınır'ın ötesinden şehit cenazeleri geldikçe kendi suçlarını ikrar etmek yerine, yine aldatılmış, kandırılmış, taciz edilmiş o klâsik 'Küçük Emrah' moduna sığındılar...


O 'psikolojik sınır'ın çekilmesinden sonra arttı PKK uzantısı sözde sivil siyasetçilerin "Senin devletin bana söz verdi" diye askerlere çıkışmaları, "Burası Kürdistan, gidecek olan varsa sizsiniz" diyerek polis tokatlamaları, özerklik diklenmeleri...


Oysa yalvarırcasına itiraz ettik, uyarmaya çalıştık... Nasıl olurdu da ülkeyi yönetme sorumluluğu verilmiş bir kişi, bir genel başkana "Cesaretin varsa" diyerek 'gidemeyeceği' bir toprak parçası gösterir ve gerçekten gidemeyecek olursa bundan zevk alabilirdi? Bu ruh hâli tıbbın mı, yoksa siyasetin mi ilgi sahasına girerdi?


Bir yönetim nasıl olurdu da 'Sivas'ın ötesi' diye diye zihinlerde harita çizilmesine yol açan bir ayrıma giderdi? Bir yönetim nasıl olurdu da siyasî rakiplerini zorda bırakmak için "Gidin de görelim, konuşun da bakalım" tahrikleriyle bölücülerin, devletin boş bırakması sonucu sağladığı 'alan hâkimiyeti'ne psikolojik onay verebilirdi?


***


Şimdi Türkiye ahmakça çizilmiş o 'psikolojik sınır'ı ortadan kaldırmaya, siyasî/fizikî sınırlarının en uç noktasına kadar yeniden kamu düzenini oluşturmaya çalışıyor, can can, beden beden... PKK'yla müzakerelerde kaybolan yılların bedeli şimdi anaların gözyaşları olarak akıyor... Anadolu'nun neredeyse ortasına taşınmış sefil sınır taşları yerinden sökülüyor, bedeli şehit şehit...


Sınırları beyinlerde batıya doğru çekenler, yine de bir sorumluluk hissetmiyorlar olup bitenden... Bazen'Küçük Emrah' pozuna bürünürken, bazen de önceki sürecin sahibi 'Doğu Romalılar'mış gibi davranıyorlar!..


Biz 'Türk ırkı yoktur' diyerek Türk'ü göremeyen o 'Doğu Romalılar'ın, göz kusurları dolayısıyla stoklanan patlayıcıları ve silahları da görmediklerini zannediyorduk!.. Ne garip ki görmüşler ve 'çözüm süreci hatırı'na müdahale etmemişler!..


Anlaşılan şu: Mesele sadece 'Sivas'ın ötesi berisi' değil, aynı zamanda 'siyasî ahlakın ötesi berisi'!..


Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS