Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > PKK'dan bir iyi, bir de kötü haber

PKK'dan bir iyi, bir de kötü haber



Önce iyi haberden başlayalım... Türkiye’nin 1984’ten beri ‘bebek katili’olarak tanıdığı, Eruh’tan, Şemdinli’den, Pınarcık’tan ve binlerce olaydan bildiği PKK artık ‘barış ve kardeşlik yanlısı, silah bırakmaya hazır’ bir örgüt oldu!..


Kara yılanlardan oluştuğunu zannettiğimiz örgüt yönetimi bundan böyle ak güvercin!.. Artık hiç çekinmeden, karşılıklı silah bırakmayı, operasyonları durdurmayı ve barış şartlarını iki eşit taraf gibi bunlarla oturup konuşabilecek durumdayız şükürler olsun!.. Şimdi gelelim kötü habere... 


Maalesef PKK’nın içinden bir ‘kötü PKK’ çıktı... İmralı’nın ve Kandil’in kontrolü dışında hareket eden bu ‘kötü’, bizim bazı gazetecilere göre ‘derin PKK’nın işi, sürekli ‘barış’ sürecini baltalamak!.. Ne zaman ‘hayırlı’ bir gelişme olsa, bu ‘derin PKK’ süreci provoke ediyor!..


Kandil’in tam ‘demokratik özerklik’ ilan edeceği gün Silvan saldırısını düzenlemişler!.. ‘Barışa bu kadar yaklaştığımız zamanda’ son Dağlıca baskınını düzenlemiş olmaları da, bu yapılanmanın Türkiye Cumhuriyeti’ne olduğu kadar, Kandil’e olan mesafesini de gösteriyormuş!..


Yeni gelişmelerin ışığında değerlendirme yaparken, artık şunlara dikkat etmemiz gerekiyor: Bundan böyle PKK adına bir saldırı olursa bunu bildiğimiz PKK’ya değil, o ‘derin PKK’ya fatura edeceğiz... Bizim müzakere ettiğimiz ve etmeye devam edeceğimiz PKK’dan artık kahpelik sâdır olmayacak!.. Değerli dostum Cüneyt Öztürk’ün ifadesiyle, ‘Karayılan, sarılıp yatılası ailemizin teröristi, Bahoz Erdal ise kaka çocuk oldu!.. 


Kandil’de Karayılan’la görüşen Radikal’den Avni Özgürel’in  “Barış yolu nasıl açılır diye fırsat kollayan bir insan gördüm” şeklindeki nitelemesini ve ‘PKK içindeki bazı grupların barışı provoke etmiş olabileceği ihtimali’ni söylemesini bir yerlere not etmek gerekiyor... Karayılan’a göre yaklaşılmakta olan barış sabote edilmiş!..


Burada Karayılan’ın söylediklerine önem kazandıran birinci unsur, bu sözlerin bizatihi kendisi değil, bu sözlerin adeta bir senet muamelesine tâbi tutularak, Türkiye basınında karşılık bulması, sözde barış tezlerine dayanak yapılması... 


Tıkır tıkır yürüdüğü zannedilen, rehabilitasyon çalışmaları bunlar... Türk toplumunu yeni döneme alıştıracak, muhtemel direnci zayıflatacak adımlar... Bu süreçte bir aksilik olursa, suçun atılacağı adres belli oldu zaten: PKK içinde söz dinlemeyen, ‘derin PKK’!.. Bu arada hem Silvan’la ilgili, hem de Yeşiltaş Karakolu baskınıyla ilgili Karayılan’ın da işin içinde olduğunu belgeleyen telsiz konuşmaları ortaya çıkarsa -ki çıkıyor- duymamış, görmemiş, bilmemiş gibi davranacağız!... Yeter ki, barış süreci baltalanmasın!.. 

***

19 Haziran sabahı 8 askerimizin şehadetiyle sonuçlanan Yeşiltaş baskınını duyunca, acaba şimdi kimler söze “Tam da bu zamanda” şeklinde başlayacak diye merak etmiştim... Merakım fazla sürmedi... ‘Tam da bu zamanda’cılar derhal ortaya çıktılar...


Önce televizyonlarda, ertesi gün de gazetelerde kendilerini gösterdiler... Devletin televizyonu bile bu anlayışa çanak tutan tarzda yayınlar yaptı... 


Neydi ‘bu zaman’ın özelliği? Barışa bu kadar yaklaşılmış... Beşir Atalay, ABD’nin devrede olduğunu, silah bırakmanın konuşulduğunu buyurmuş... Barzani ve Talabani gelişmelerden çok memnunmuş...  Leyla Zana ‘Bu işi Erdoğan çözer’ diyerek ılımlı mesaj lutfetmiş... İçi içine sığmayan Bülent Arınç, Apo için ev hapsini zikretmeye başlamış... Kürtçe okullarda seçmeli ders olarak hayata geçirilmeye başlanıyormuş...


Bu ülkede ‘âkil adamlar’ın ‘âkil’ olduklarının anlaşılması için akılsızların bol olması lâzım... Millete akılsız muamelesi yapılması da bu yüzden zaten... Zırvalarını millete zorla yedirecekler... Millet yiyemezse gargara yapacak... 
Bunların aynı ortak noktaya atıf yapan telkinlerine aldanıp, “Sahi ya, tam da bu zamanda yapılması garip değil mi?” kendimize de soracağız... Sora sora kendimize de bu gündeme hapsedip, bu zeminin parçası haline geleceğiz!...


Yönlendirmeyi anlamak için şu örnek bile yeterlidir: Yeşiltaş baskınından sonra BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın PKK’ya silah bırakma çağrısı yaptığı şeklinde haber ve yorumlarla karşılaştık... Oysa bu doğru değildi... Evet bir çağrı vardı ama çağrı asker ve PKK’nın karşılıklı olarak silah bırakması ve operasyonların durdurulması çağrısıydı...


‘İyi PKK’nın sivil uzantısı ancak bu şekilde haberleştirilirse ‘tam da bu zaman’a uygun davranılmış olurdu!.. Ne de olsa, duymamız gereken kadar duyacağız, anlamamız gereken kadar anlayacağız!.. 

***

Bu ülkede terörün kaynağının Kürtlerin temek hak ve özgürlükleriyle bir ilgisi olmadığını, bugün ‘hak’ diye verilenlerin, PKK’nın kan dökerek, söke söke hak kopardığı algısına hizmet ettiğini herkes anlamak zorunda... 


Bu adımlar, ülkeyi demokratikleştirmiyor, PKK’yı ‘vurdukça başaran’ örgüt statüsüne sokuyor... 


Uç bir örnek verelim: Bir jest yapsak ve Kürtçe’yi eğitimde ana dil, Türkçe’yi ise bütün Türkiye’de ‘seçmeli ders’ ilan etsek, bu terör biter mi? 


Bu soruya ‘evet’ cevabını vermek için, zannediyorum, Beşir Atalay veya Bülent Arınç gibilerden olmak lâzım...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS