Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Hint keneviri de özerkliğe dahil mi? (2)

Hint keneviri de özerkliğe dahil mi? (2)



 


Uyuşturucunun bize iki darbesi var... Birincisi, okul önlerine kadar ulaşmış pazarlama yöntemleriyle çocuklar zehirleniyor... İkincisi ise, buradan elde edilen gelirler, silah ve patlayıcıya çevrilerek, güvenliğimizi tehdit ediyor... 


Burada dikkatimizi çeken şu: Bizi milletçe ağır ağır özerkliğe, Öcalan’la müzakereye hazırlayanların, şu yakalanan tonlarca uyuşturucuyla ilgili, örgütü hafiften de olsa eleştiren tek bir yazı yazmamış olmaları... Sanki uyuşturucu PKK’ya hakmış gibi!..


Oysa biz bunların, kamplarda ellerinde gitarlarla kadın teröristlerin fotoğraflarını yayınladıklarını, aslında onların da insan olduklarını ispat ettikleri imaj çalışmalarını iyi hatırlarız... 
İkitelli ile Kandil arasında adeta teleferik kurup, nöbetleşerek röportaja koşan Hasan Cemal’den Mehmet Ali Birand’a, Cengiz Çandar’dan Avni Özgürel’e kadar bir yığın gazetecinin yayınlanan çalışmalarına bir göz gezdirin... Neden bu en önemli konulardan birini, yani uyuşturucuyu Kandil’in feodal ağalarına veya BDP’lilere hiç sormazlar? Uyuşturucuyla mücadelenin uluslararası bir öncelik olduğunu bilenler, son operasyonlarda ele geçirilen Hint kenevirinin aslında Ramazan münasebetiyle güllaç yapımında kullanıldığını zannediyor olabilirler mi acaba?


Evet bu konuda tek satır yazmadılar, yazamadılar... Çünkü onlar sözde taraf değiller... Onlara göre silaha sarılmış iki taraf var ve bu tarafları masaya oturtarak, akan kanı durdurma peşindeler!.. Eh bu kadar büyük misyonunuz varsa, uyuşturucu basit bir teferruat gibi kalıyor haliyle!..

***

Şimdiye kadar Kandil’den hep şu mesajları taşıdılar kamuoyuna: PKK aslında akan kanın durmasını istiyor... Murat Karayılan, barışı o kadar arzuluyor ki, sormayın gitsin... Eğer eylem oluyor, askerler ölüyorsa, bu Kandil’in inisiyatifiyle değil, kendisini askere karış savunma arayışında bulan yerel güçlerin anlık refleksleriyle gerçekleşiyor... Kontrol dışı bazı gruplar barışı provoke edebiliyor vs. 


Mesela Kandil’in son yolcularından Avni Özgürel, Murat Karayılan için “Barış yolu nasıl açılır diyen bir insan gördüm” diye sempati pompalamamış mıydı? Yine Hasan Cemal, Karayılan’ın asker ölümleriyle ilgili ne kadar çok üzgün olduğunu aktarmamış mıydı? Ne diyordu Çandar: “PKK’lılar ve liderleri tarafından kabul edilen şeyler şunlar: Anayasa’da etnik vurgusu olmayan bir vatandaşlık tanımı, anadilde eğitimin önünü tıkamayacak bir madde değişikliği, yerinden yönetime imkan verecek bir düzenleme. Bunlar yetiyor. Ama yetmeyen şu var. Öcalan ne olacak? Örgüt ne olacak?” 


Bir de Öcalan’la örgüt işini hallettik mi tamam her şey!.. 


Halbuki, medyadaki bu posta güvercinlerinin pazarladığı aldatıcı şafağın, eskilerin deyimiyle fecr-i kâzibin ömrü fazla sürmüyor... Millete ‘özerkliğin’ de aslında fena bir şey olmadığını kasmakla görevli gazetecilerin bütün cilalama çabalarına rağmen telsiz görüşmeleri her şeyi ele veriyor... ‘Provokasyon’ dedikleri Silvan saldırısının da, Yeşiltaş baskınının da, son Şemdinli olaylarının da ‘aile teröristi’ Karayılan’ın bilgisi dahilinde yapıldığı ortaya çıktı... 


Zaten Karayılan’ın Suriye’yle ilgili topyekûn savaş tehdidi ve şehirlerdeki PKK’lılara ‘hazır olun’ talimatı her şeyi anlatıyor aslında...


Artık bu duruma da bir izah bulurlar herhalde... “Hint keneviri de özerkliğe dahil mi” sorusuna cevapla birlikte!..



Not: 6 Ağustos 2012 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nden iktibas edilmiştir

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS