Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > PKK’nın kış oyunu

PKK’nın kış oyunu



Her kış öncesi aynı yönteme başvuruyorlar... “Devlet aklı” buna kanmayacak kadar tecrübeye ve donanıma sahip olmalı... Çünkü tilki ne kadar kurnaz olursa olsun, avcı da o kadar iz bilmeli... 
Sadece gazete arşivleri açılıp bakılsa bile, PKK ve onun “sivil” uzantılarının “çözüm, ateşkes, barış” gibi edebiyatı artırdıkları, liberallerin de bu edebiyata katkıda bulundukları görülecektir...
Kışı daha rahat ve güvenli geçirme taktiğidir bu... Söz konusu taktiğe bu yıl, daha erken ve daha kapsamlı biçimde başladılar... “Öcalan’a tecridin kaldırılması” ekseninde yürüyen tartışmalara Hükümet de katıldı... Tecrit konusuna henüz girilmemiş olsa da, Başbakan Erdoğan “Gerekirse MİT Başkanı’nı İmralı’ya gönderirim” diyerek müzakere ortamına kapı araladı... 
Bu tartışmalarda “şeref”in durumu ne olacak henüz belli değil... Ama geçen kışın başlangıcından bu yana büyük kayıplar veren PKK’nın amacı belli; nefeslenmek!..
1984’ten bu yana terör örgütü tarihinin en ağır kışını geçirdi ve büyük kayıplar verdi...
Hem kış şartlarında hareket kabiliyetlerinin azalması, hem de güvenlik güçlerinin değişen konsepti sayesinde hezimete uğradılar... Daha önceki bir yazımda da belirtmiştim... PKK’nın kendi internet sitesinde “Şehitlerimiz” sekmesinin altında yayınlanan ölü sayısına bakıldığında bu yılın kendileri açısından en ağır yıl olduğu görülecektir...
Ne olduysa Uludere kazasında oldu... Bu olay, başarılı giden operasyon serisini sekteye uğrattı... Ama Şemdinli’yi kuşatma ve düşürme girişimi örgüt adına tarihinin en büyük bozgununa yol açtı...
Şimdi sivil uzantıları ve medyadaki destekçileri sayesinde “nefeslenmek” için klasik metotlarını devreye sokuyorlar... Ne anlama geldiğini çok iyi bildiğimiz “barışın dili” tekrar ortaya çıktı... Bu dil, bir yandan “özerklik” çağrıları yaparken, diğer yandan iş birlikçileri aracılığıyla “bu fırsat kaçırılmasın” şantajında bulunabiliyor...
Devlet bu tezgâha gelmemeli... Peki gelirse ne olur? Bu sorunun cevabı, tecrübelerinde var devletin aslında... Her yıl aynı film tekrarlanıyor...
Bahar gelince “kan”la uyanırız, her yıl olduğu gibi... Silvan benzeri toplu şehit haberi geldiğinde aynı sinsi propaganda başlar... Acaba PKK değil de, ‘derin PKK’ yapmış olabilir mi diye sorular sorulur, top söz dinlemeyen ’şahin’lere atılır!.. Kimi liberal ve İslamcı yazarlar yine aynı nakarata sarılırlar: ’Tam da bu zamanda’ diyerek, aslında bunun PKK işi olmayabileceğini ima ederler!..
Her Nevruz’u sezon açılışına çeviren PKK’nın bu bilinen taktiğine rağmen, ‘barışa bu kadar yaklaşmışken’ diye başlayan her cümle ya tuzaktır, ya aptallık... ‘Devlet tecrübesi’, ‘hükümet aklı’nı bastıramazsa bunun acı bedellerini ödemeye devam ederiz...
Oysa güzel gelişmeler yaşanıyor... Terörle bir arada yaşayamayacağını bilen halk, üzerindeki büyük baskıya rağmen sesini yükseltmeye başladı... Bingöl’de halkın BDP’ye patlayan öfkesi, Iğdır’da öğretmenleri kaçırılan köylülerin kahramanlığı, çok şeyler anlatıyor aslında... Van’da konteyner kentte ve hastanede nöbet tutarken farklı tarihlerde şehit edilen polislerin katilleri aynı gün kıstırılıp, öldürüldü... PKK’lıların hepsini halk ihbar etti... Şu an Türkiye’nin en sıkıntılı ilçesi durumundaki Şemdinli’de halktan güvenlik güçlerine ortalama yarım saatte bir ihbar geliyor... Terörden bıkmış, yılmış insanlar kendi özel şartlarına uygun tavırlar geliştiriyorlar...
Burada dik durması gereken devlet otoritesidir... Elbette öldürmek çözüm değildir... Ve elbette her ölümün sosyal maliyeti vardır... Ama caydırıcılığınızı kaybetmenin maliyeti, size, kendi evlatlarınıza ölüm olarak geri geliyorsa, gereğini yapmaktan başka seçeneğiniz yoktur...
Yeter!.. Artık bu mevsimler ‘aldanma mevsimlerimiz’ olmasın... Tilki ne kadar kurnaz olursa olsun, avcı da o kadar iz bilsin!...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS