Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Terörizme yataklık sanatçılık mıdır?

Terörizme yataklık sanatçılık mıdır?



Son filmlerini meydanlarda çeviriyor pabucumun sanatçıları... Açlık grevlerine destek vermek için toplanıyorlar ama hızlarını alamayıp, şovlarını ’Öcalan’a özgürlük’le tamamlıyorlar...
Dünyanın sanatçı ve aydınları arasında bir ‘şerefsizler olimpiyatı’ düzenlense, ‘bizim’kiler diğerlerine koşu dallarında tur bindirirler... 
Açlık grevinde olanların şimdilik hırıltıları duyuluyormuş, ama yakında hırıltıları da duyulamayacakmış... Öyle diyor ‘kumpanyacılar’ ve bir an önce el atmamızı istiyorlar acındıra acındıra... İnsanlık adına yapacakmışız bunu...
Oysa toprağın altında artık hırıltılarını duymadığımız binlerce insanımız yatıyor... Yaşını doldurmamış, daha ismi konulmamış bebekler katledilirken, göremedik bu ‘satanist’pardon ‘sanatist’ duyarlılığı... Dizili tabutların arasında dolaşırken “Hangisi benim babam?” diye soran masum çocukların bir ömür boyu sürecek hüzünleri hiç ırgalamadı bu ‘kripto’ları...
Okuluna bayrak çektiği için bayrak direğine asılarak şehit edilen öğretmen umurlarında olmadı, çünkü bayrak da umurlarında değildi... Canlı bombanın üzerine atlayarak çocuklarını kurtarmaya çalışırken ölen anne de umurlarında değildi, çünkü annelik de umurlarında değildi... 
Siirt’te her birinin üzerinden yüzlerce kurşun çıkan o kızları da görmediler... “Bunlar da insandı” deyip, meydanlara çıkmadılar... Zulalarda ellerine tutuşturulan paçavraları okumak için bugün sokağa fırlayan sözüm ona sanatçı ve aydınlar (ki bunların çoğu PKK’lı değil, kompleksli solcu) ihanet mangası gibi Taksim’i arşınlarken, hâlâ şehit veriyor olmamızdan belki de gizli gizli haz aldılar... 

 
***
 

Kahrolası ezberleriyle utanmadan boy gösteriyorlar... Hayatında bir yetim başı okşamamış, bir kimsesizin çilesine ortak olmamış bu ‘Nişantaşı kavmi’nin PKK’lılar söz konusu olduğunda insanlığı hatırlaması, herhalde dünyanın en adi çifte standardıdır...  
Öyle bir düzen kurmuşlar ki, bu düzenin içinde tutunmak için ‘alçaklaşman’ gerekiyor... Eğer yeterince ‘alçaklaşmazsan’ zaten çarkın dışında kalıyorsun... Nasıl uluslararası aydınlar ve sanatçılar düzeninde tutunabilmek için, ülkene ve milletine ihanet etmen, “Tarihte şu kadar Ermeni, bu kadar Kürt kestik” demen rüşt ispatı için gerekliyse, yurt içinde de buna paralel yürüyen tezgâha onay vermen şart... 
Eğer yeterince ‘ihanet potansiyeli’ taşımıyorsan, zaten ne aydın olabiliyorsun, ne de sanatçı!.. Doğal yetenek ve meslekî beceri bu işte ’zurnanın son deliği’ hükmünde... Önce yeterli miktarda alçak, göz kararı hain, üç su bardağı şerefsiz, iki çay kaşığı kadar da yetenekli olacaksın!.. Bütün formül bu... Eğer bu formüldeki ilk üç maddeye sahip değilsen, istediğin kadar yetenekli ol, kariyerinde gelebileceğin en iyi yer, bir belediye tiyatrosunda Mehmet Akif’i, Yunus Emre’yi filan oynamak... 
Şimdi ‘gerilla şakşakçısı’rolüyle karşımıza çıkan bu tipler yıllardır sanat adına ‘ideolojik soykırım’ yapanlardır... Bunları iyi tanıyoruz... Sinema, tiyatro, müzik ve yayıncılık alanlarında organize biçimde kendi ’militan’larını parlatanlardır bunlar... Bir gün “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağırırken boy gösterirler, başka bir gün KCK operasyonlarına karşı çıkarken... Devletin ilgili fonları bunlara çalışır, bir çete gibi davranırlar... Filmi çeviren, oynayan, o gazetelerde övüp piyasasını yapan, festivalde jüri olup o filme ve sözde sanatçılara ödül veren, çetenin rol paylaşımı yapmış elemanlarıdır... 
Eh, ‘insan hakları’nın çerçevesini çizmek ve o çerçevenin içine kimin girebileceğine, kimin giremeyeceğine karar vermek de bu ‘militan mangası’nın tekelindedir... 
Uygulamalarına bakılırsa, insan, askerine, polisine, siviline, çocuğuna kurşun sıkan, bebekleri bombalarıyla duvarlara çivileyendir!.. İnsan, eroin ticareti yapan, kaçırdığı çocukları ateş hattına süren, okulları yakandır!.. İnsan, Türk bayrağından ve isminden rahatsız olandır!.. 

 
***
 

Şimdi bu PKK dostu sanatçı ve aydın takımına düşen bir görev daha vardır... Eğer samimiyseler bununla yetinmemeliler... PKK’lı yoldaşlarına destek amacıyla onlar da açlık grevlerine başlamalılar... Böylece bir şerden belki de hayır doğar da sanat aleminde bir ‘mıntıka temizliği’ yaşanır... Tabii BDP’lilerin kebap alemlerinden vazgeçemedikleri gibi yapmazlar, Nişantaşı’nın ışıltılı dünyasından vazgeçerlerse... Eminiz ki, milletimizin büyük çoğunluğu bu eylemi sonuna kadar destekleyecektir!.. 
Onlara bir hatırlatmada bulunalım... Asla içerik ve uygulama açısından Türkiye’yle mukayese kabul etmez ama İspanyol iç savaşı aydın tavrına iyi bir örnektir... Başta Hemingway olmak üzere ABD’den ve Avrupa’dan bir çok aydın, Franko’ya karşı savaşanlara destek için İspanya’ya gitmişlerdi... 
Madem ‘bizim’kiler de aydın, onlara düşen de, ya dağa çıkıp yoldaşlarının arasına katılmak ya da onlara destek için ölüm orucuna başlamaktır... Rujunu bile esirgeyecek kokanaların “Öcalan’a özgürlük” noktasına taşıdıkları bu eylemleri, Türk devletine ve bu millete karşı besledikleri kini ve aşağılık duygusunu bir kere daha açığa çıkarırken, üzerimizdeki kuşatmanın nerelere vardığını belgeliyor...


 

Yorumlar

Erol Salih DELİCE

Güzel bir yazı.Türkiye bunları tanıdı.Taleplerine de itibar edilmeyeceği gibi bir kanaate sahibim.İnşallah yanılmıyorumdur.Blöf ve şantajları ile kalacaklar diye düşünüyorum.

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS