Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Su uyur, kızılderili uyumaz!

Su uyur, kızılderili uyumaz!



Büyükleriniz kafa patlatıp, sizin için yedi kandilli süreyya gibi genelge hazırlıyorlar, siz de çıkıp utanmadan sıkılmadan kafa yapıyorsunuz... Ayıp ayıp... Demek siz, hâlâ doğruyu yanlışı ayırt edecek kapasiteye ulaşamadınız, onun için size devamlı genelge, kararneme,  nizamname, tüzük müzük lâzım... Sizi çift kat halatla bağlamasınlar da ne yapsınlar?


Komik olan ne? Gülünecek bir şey varsa, söyleyin hep beraber gülelim... ‘Sürekli devrim’gibi ‘sürekli fitne’... 


Sizi görünce anlıyorum ki, birlik ve beraberlik gerçekten tehlikede... 


Etrafı kuşatan, dış bağlantılı, gözü dönmüş örgütlere bakın: Birliği ve Dirliği Yarıcılar (BDY)... Değerleri  Kullanarak Bizdenmiş Gibi Görünenler (DKBGG)... Bizim Gibi Olmaya Çabalayan Anı İstismarcıları (BGOÇAİ)... İsmini yazamadığım irili ufaklı diğer örgütler kusuruma bakmasın, durum gerçekten vahim... Zalım düşman Polatlı’ya dayanmış, hadi gel de genelge yayımlama!.. 


Genelgenin 3. maddesinde “Her habere inanmayacaksınız” deniliyor ve bu sakıncalı haberler, ‘asılsız, temelsiz ve uydurulmuş’ şeklinde üçe ayrılıyor... Bu üç haber türü arasında ne fark var, onu ben de bilmiyorum, Merkez’e soracaksınız!.. Ayrıca siyaseten henüz ‘reşit’ olmadığınız için, duyduğunuz haberin sağlam mı, asılsız mı olduğuna karar vermeye kalkışmayacaksınız, doğrusunu Genel Merkez’deki büyüklerinizden öğreneceksiniz!.. Ne diyor 4. madde; bütünlük için ‘söz ve ağız birliği’ şart... 


Türkçesine kurban olunası zat, ‘söz birliği’nden ayrı bir ‘ağız birliği’nden bahsettiğine göre, ikincisinden yani ‘ağız birliği’nden kasıt, koro halinde konuşmak mıdır, ağız diş sağlığına önem vermek midir, yoksa mahallî şivelerin tercih edilmesi midir, onu da büyüklere sormakta fayda var... 


Tabii ki, en can alıcı madde 5. madde... Ne yapıyorsanız yapın, toplantı, konferans, panel, marketten alışveriş esnasında kasiyerle konuşma, kahvehanede maç seyretme, traş olurken berberle mülâkat gibi faaliyetler öncesinde mutlaka Genel Merkez’i bilgilendireceksiniz... Bilgilendirmekle kalmayacak, konuşmacı, misafir, görüş ve fikirlerine başvurulacak kişilerle ilgili gerekli ‘izin’ ve ‘onay’ı Genel Merkez’den alacaksınız... Madde çok açık, izin alıp, onay almazsanız, ya da onay alıp, izin almazsanız, bu faaliyet zinhar yapılamaz...


‘Görüş’ve ’fikir’ meselesi de aynı şekilde... Konuşmacının görüşünü mü alacaksınız, yoksa fikrini mi, bunu da açık açık belirtemeniz gerekiyor... Eğer ikisini birden alacaksanız, -ki, bu dozaj aşımına girebilir- o vakit konuyu daha üst kurula iletip, üçlü, bilemedin beşli kararnameli onay ve izin gerekebilir...  “Yok ben ikisine de almayacağım, sadece ‘düşünce’sini alacağım” diyorsanız, o ne gibi prosedüre tâbidir, ben bilmem Merkez bilir...


Genelgenin bütün maddelerini sevdim ama 6. maddenin kalplerdeki yeri bir başka... Çünkü orada ‘kucaklaşma’ sahnesi var... Bu arada kucaklaşma denildi diye herkes heyecanlanmasın... Öyle Türkan Şoray’la Ediz Hun’un ağır çekim koşup, birbirleriyle kucaklaştığı o meşhur göl manzaralı Yeşilçam ağacının önündeki kucaklaşma gibi zannedilmesin, kimse de peşin peşin koşturmaya kalkışmasın... 


Çünkü bu ‘genel af’ filan değil, kucaklaşmanın şartları var...  Liderin büyüklüğünü yeniden keşfetmiş bir ‘parti yetkilisi’ geçenlerde kucaklaşılacak kişide aranan vasıfları şöyle açıklamıştı: Ülkücü hareketten başka yerlere bağlı olmayacak, nefsini esiri olmayacak, samimî olacak, eh tabii ki onurlu olacak!.. Gayet yerinde şartlar bunlar... Bir yerlerin adamı olmadığınıza dair ilgili kuruluştan rapor getirmeniz kâfi... Et-Balık Kurumu’ndan, Denizcilik İşletmeleri’nden, Sınırlı Sorumlu Kamyoncular Kooperatifi’nden, MİT’ten, Kızılay’dan, Üsküdar Musikî Cemiyeti’nden veya  nerenin adamı olmakla itham ediliyorsanız oradan bir ‘temiz kâğıdı’ getirip işi belgelendirmek, kucaklaşmanın sihhati açısından çok önemli...


‘Yeterli miktarda samimî’ raporunu en yakın sağlık ocağından ücreti mukabilinde almak mümkün... Ama nefsine esir mi, değil mi testini yaptırmak için hâkem hastanelere başvurmak gerekiyor, bu meşakkatli iş biraz zaman alabilir... Olsun geç olsun, sağlam olsun, öyle bir kucaklaşalım ki, kaburgalarımız kırılsın... 


Şu ‘onur’ meselesini de abartmayalım... Artık memleketimizde ‘onur sertifikası’ veren kurslar var... Kursu başarıyla bitirene hem sertifika veriyorlar, hem de isteyenin alnının ortasına Hint kınasıyla ‘onurludur’ diye dövme şeklinde yazı yazıyorlar... O sertifikayı mahalle muhtarlığına paraflattırıp, yanınıza iki de şahit bulduğunuzda işlem tamam... 

***

Çocukluğumda seyrettiğim bir yerli spagetti western filminde tecrübeli kovboy henüz toy olan yardımcısına şöyle nasihat veriyordu: Bak dostum! Su uyur, kızılderili uyumaz!.. 
Adam haklıymış... Yahu, ‘birlik ve bütünlük bozucular, tempoyu yavaşlatıcılar, yürüyüşü aksatıcılar, çalışmaları sabote ediciler’ yani Siyular, Apaçiler, Komançiler siz hiç mi uyumazsınız?


Yeter artık!.. 


Unutmayın ki, kovboy da uyumuyor!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS