Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > ODTÜ’lüler haklıydı!

ODTÜ’lüler haklıydı!



Başkent’in ortasında dev bir alanı ‘kurtarılmış bölge’ye çevirdiler, ses çıkarmadınız!.. ‘Bilim yuvası’ cakası eksik olmayan ama baskın vasfı PKK ve Marksist örgütlerin egemen olduğu üniversitede başka siyasî görüştekilere hayat hakkı tanımayan ideolojik hunharlığa gözünüzü kapadınız!..


‘Devrim’ stadyumuna mumlarla PKK-APO yazılırken oralı olmadınız!.. ODTÜ’nün yurtlarında ve çarşısında terör estirilirken umursamadınız!..


Türk bayrağıyla gözüktüğü için linç edilmek istenen öğrencilerin derdi hiç birinizin huzurunu kaçırmaya yetmedi!.. Vatansever Anadolu çocuklarına o üniversite dar edilirken, ayakta uyuyordunuz ya da uyuyor numarası yapıyordunuz!.. 


Terörle mücadelede şehit düşenler için üniversite mescidinde anma programı düzenleyen öğrenciler şiddetle bastırılınca “Ne oluyor acaba” sorusunu sormak aklınıza bile gelmedi!..
PKK’lıların açlık grevine destek için eylem yapan ODTÜ’deki militan ‘öğrenciler’e öğretim üyeleri ve idarî personel eşlik ederken çıt çıkarmadınız!..


Bir üniversite göz göre göre PKK’nın ve onunla işbirliği yapan sol şiddet örgütlerinin kampına dönerken, jandarmanız, polisiniz, istihbaratınız bütün bunları tespit ederken adeta göz yumdunuz!..


Bu canavarı siz büyüttünüz, şimdi sızlanmayacaksınız... Onun için ODTÜ’lüler, daha doğrusu ithal militanların desteğindeki ODTÜ’lü ‘baskın azınlık’ haklıdır!.. Onlar elbette bildikleri, tad aldıkları dilden konuşacaklar!.. Yakacaklar, yıkacaklar, okutmayacaklar, PKK ve diğer örgütlere itaat şartı koşacaklar ve ‘kurtarılmış bölge’lerine seni de sokmamak için her türlü şiddeti hak görecekler!..


Eğer ülkenin başkentindeki bir üniversitede PKK bayrağı itibar görüyor ve Türkiye Cumhuriyeti bayrağı şiddete yol açan tahrik unsuru olarak algılanıyor, onu taşıyanlar linç edilmek isteniyorsa, elbette o cumhuriyetin Başbakanı da oraya elini kolunu sallayarak giremez!.. 

***

Son iki ayda dört kere bu konuya temas etmiş ve ODTÜ’nün bölücüler için adeta Mahmur’dan daha güvenli yer olduğunu vurgulamıştım... Başta Ankara Üniversitesi olmak üzere, diğer üniversitelerin de çok farklı olmadığını ifade etmiş, rektörlerin ayıkması için militan öğrencilerin bunların kafasında sigara söndürmesi gerektiğini işaretlemiştim...


ODTÜ’deki son olaylar bir anlamda ‘sigara söndürmektir’, hem rektörün, hem de Başbakan Erdoğan’ın kafasında... Kasımpaşalı raconuna gölge düşen Başbakan şimdi sert konuşuyor... Üniversitelerde hukuk, marjinal sol ve PKK’nın keyfiyetine göre şekil alırken hiç alınganlık göstermeyen, tedbir almayan hatta olayları ‘sağ-sol çatışması’ şeklinde şaşı bakış açısıyla değerlendiren irade, kendi nasırına basılınca, acı gerçekle yüz yüze gelince pek bozuldu... 


Başbakan Erdoğan şimdi İçişleri Bakanı’nı atlasın ve Emniyet Genel Müdürü’nden bir brifing alsın... Mesela sorsun bakalım, bugüne kadar farklı illerde meydana gelen üniversite olayları dolayısıyla Emniyet’in ilgili birimleri nasıl tutanak tutmuşlar? Olaylardaki bölücü şiddeti göstermek, PKK’nın işi olduğunu belirtmek yerine, ‘sağ-sol kavgası’mı demişler? Bu soru hayatî bir sorudur ve olayları hafifleterek kayıtlara ‘sağ-sol kavgası’ olarak geçirenlerden mutlaka hesabı sorulmalıdır... Bütün bu olup bitenleri gerçeğinden farklı olarak tutanaklara geçirip, savcıların önüne bu şekilde çıkaranların ne amaçla bunu böyle yaptıklarının doğru analizi yapılmalıdır...  Aksi hâlde bugünleri bile arar hale gelebiliriz...

***
Olayın eleştirilmesi gereken bir başka yönü de ODTÜ’deki şiddeti kınayan ve dolayısıyla Başbakan’a sahip çıkan bazı rektörlerin tavırları... Bir çoğunun üniversitesinde şiddetin boyutları aynı olmasa da gidişatın yönü aynı... İşgal adım adım yayılıyor... Ama bunu görüp tedbir almaktan aciz olan rektörler, sanki devletin değil de Başbakan Erdoğan’ın rektörleriymişçesine tavır koyuyorlar...


Şüphe yok ki bu durum, üniversitelerin bir siyasî hegemonyadan kurtarıldıktan sonra adil bir bilimsel ortama çekilmek yerine, bir başka siyasî hegemonyanın kontrolüne girdiğini gösteriyor... Elitistlerin elinde pagan bir dinin ritüellerini yapar gibi davranan rektörlerin çoğu gitti fakat onların yerine siyasî iktidarın emrinde irade zafiyeti yaşayan rektörler geldi... Böylelikle üniversitelerin bir ‘kötü’nün elinden bir başka ‘kötü’nün eline savrulduğu ortaya çıktı... Bilimsel nitelik açısından dünyanın çok çok gerisinde kalan üniversitelerin, saygınlığı koruma anlamında da diplerde süründüğü bir gerçek...

***


Sırf Tayyip Erdoğan’a yapıldı diye, ODTÜ’deki şiddetten alttan alta haz duyan ‘sığ muhalefet’ büyük resmi ya okumayı bilmiyor, ya da oradaki militanlarla aynı ideolojik kampları paylaşıyorlar... ‘Dağdaki genç arkadaşlar’ın reklamcısı Hüseyin Aygün’e ses çıkarmayıp, buradaki militanlardan ‘Yörük Ali Efe’ imal eden Kılıçdaroğlu yine kendisine yakışanı tercih etmiştir!.. Nasıl Yörük Ali’yse bunlar, o okulda Türk bayrağı taşıyan öğrencileri linç etmeye kalkarlar, PKK bayrakları ise serbesttir!.. Bu garabeti taşıyan kişi maalesef Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturmaktadır...


 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS