Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > “Yıllarca Kürt’üm diyemedim”

“Yıllarca Kürt’üm diyemedim”



Zafer Çağlayan buyuruyor ki, “Yıllarca Kürt’üm diyemedim!..” Başka gerekçe aramayalım, işte Türk-Kürt böyle ayrışır... 
İlgili kişi bu sözleri iltica amacıyla sığındığı bir İtalyan sınır karakolunda değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanlık koltuğunda söylüyor!.. Sanki devlet onun etnik kimliğini bilmeyecek kadar uyurgezerdi de o da ‘kripto kripto’ ilerleyerek önemli zenginlerden birisi oldu, ardından yıllarca Ankara Sanayi Odası Başkanlığı, ondan sonra da milletvekili ve Bakanlık koltuklarına oturdu!.. Kuzey-Güney savaşını Kuzeyliler kazanıp köleliği bitirdikleri için de kimliğini rahatça ifade edebileceği ‘eşit vatandaş’ statüsüne kavuştu!.. 
Yazık, çok yazık!.. Bir Bakan, bu sözlerin yakın tarihi bilmeyen genç kuşaklar üzerinde nasıl bir etki doğuracağını kestirmeden, ağzına geleni bu şekilde sorumsuzca sarf eder mi? Duyan da büyük bir zulmetten ve soykırım tehdidinden saklanarak bugünlere ulaştığını zanneder!.. Ülkenin hem ekonomik, hem de siyaseten ‘krem tabakası’ denilebilecek kesiminden olacaksınız ve bunları söyleyeceksiniz!.. 
Kendisi Muş’ludur... 1994’te Muş Belediye Başkanlığı’nı MHP kazanmıştı... Acaba burada ‘seçilen’ ve ‘seçen’ler kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanlar mıydı? Yoksa Muş’a MHP Giresun’dan bir Çepni, Toroslar’dan bir Yörük veya Kayseri’den bir Avşar’ı mı götürüp aday yapmıştı? Değildi ama diyelim ki aday öyleydi, ya seçenler kimlerdi? Aynı durum 1999’da MHP’nin milletvekili çıkardığı Ağrı, Bitlis, Van, Şanlıurfa gibi illerimiz için de geçerliydi elbette... Yoksa Bakan’ın nazarında bu iller, üzerlerine ‘Türklük demir perdesi’ geçirilmiş esir iller miydi? 
Şayet Zafer Çağlayan, bu sözünün ne anlama geldiğini bilmeyecek çapta birisiyse onun Bakanlık yaptığı ülkeye yazık!.. Yok, biliyor da özellikle sarf ediyorsa, o ülkeye iki kere yazık!.. Kardeşliğe darbe vurmak ve ‘etnik cehenneme odun taşımak’ budur işte... 
Bakan Bey, “Bugün konuştuklarımızı sekiz-on yıl önce konuşamazdık” diyerek, kimliklerin açıkça ifade edilebilmesinin altını önemle çiziyor... O hâlde gerçek teşekkürü kim hak ediyor; yürütme mi, yürütmeyi bu noktaya getiren terörizm mi? Acaba aramızda, ülke yönetimini ‘vura vura’ hizaya sokan terörizme şükran sunmak için kendilerini bir kaç yıl daha gizlemek zorunda kalanlar da var mı?
Çağlayan’ın “Başbakan’ın cesareti, Türkiye’de görülmemiştir” şeklinde alışageldiğimiz ‘Erdoğan güzellemesi’ne itirazımız yok!.. Ama “Kafatasçı milliyetçiliğin önüne geçmek gerekiyor” sözü tam bir skandaldır... Kafatasçı milliyetçilikle diğer milliyetçilik türlerini ayırabilecek bir donamına sahip mi, bu konuda üç-beş cümle edebilir mi bilmiyorum ama şunu iyi biliyorum: Eğer Türkiye’de kafatasçı bir milliyetçilik hüküm sürseydi, kendisi Ankara’da büyük bir sanayici değil, şimdi Zaho’da nalbantlık türü bir meslek erbabıydı en fazla!.. Dünyada ırkçılığın hâkim olduğu hangi ülkede ‘etnik’ kökeni farklı olanı, bir nevi zenginler kulübünün başı ve sonra da Bakan yaparlardı?
Çağlayan “Ben ne olduysam, kendimi gizleyerek oldum, Kürtlüğümü bu devletten gizlemeseydim zengin de olamazdım, Bakan da” diye düşünüyorsa fena halde yanılıyor... Çünkü herkes herkesi tanıyor, ‘devlet’ çok daha iyi tanıyor ve ‘sicil’i biliyordu!.. Etnik ayrımcılık gibi bir ‘ideoloji’si olmadığı için bütün bunları mesele hâline getirmiyordu... İşaretler olumsuz olsa da dileriz bundan sonra da ‘ayrımcılık ve etnikçilik’ bir zemin bulmaz... Ama insanlarda ‘Bunların hepsi fırsat bulana kadar kimliklerini gizliyorlarmış” algısı oluşturacak söz ve eylemler, araya örülen duvarları biraz daha kalınlaştırmaya yarayacaktır sadece...
Gizlilik ‘şüphe’yi, şüphe de ‘tedbir’i zorunlu hâle getirir... Düne kadar birbirlerinin etnik kimliklerini hiç merak dahi etmeyenlerin, bu sorumsuzluklar sonucu “Acaba yanımdaki kim ve benden neyi gizliyor” psikolojisine itilmeleri herhalde kardeşliğe değil, ayrımcılığa hizmet edecektir...

Yorumlar

Hulusi

Doğrudur kurtluğunden utanmıştır turk baskısından değil bence hala kurdum dıyemez bir kürde naber Kürt deyince kızıyor bu kürtler bilmiyom bunlara ne sıfat yakıştıralım bence Türk sırtında gecinmiş Kürt hainler bunlar ne mutlu türküm diyene.

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS