Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Savcı aranıyor!

Savcı aranıyor!



“Meclis’in ’Çaktırmadan yürütün bu işleri, biz de bunları görmezden geleceğiz’demesi yanılgıdır”... Bu sözler grup toplantısında konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a ait... Evet evet, ‘çaktırmadan’, yani ‘hissettirmeden’, yani ‘safı uyandırmadan’ !.. 
Görüyorsunuz değil mi ‘ileri demokrasi’de, ‘hukuk devleti’nde işler ‘organize organize’ nasıl dönüyor!.. Peki, ‘çakmaması’ gereken kim; halk mı, asker mi, polis mi, savcı mı, Kenya Cumhurbaşkanı mı? Ya da “Çaktırmadan yürütün” diyen kim; ‘Yasama’ değil de ‘Yürütme  organı’nın başı mı, yoksa onun sol böbreği mi? 
BDP Eşbaşkanı hayal bile edemeyecekleri atmosferi yakalamalarına rağmen eski endişeyle şu tespiti yapıyor ve Meclis’ten yasal düzenleme istiyor: “Şimdiye kadar hiçbir savcı harekete geçmedi ama geçmeyeceğinin garantisi yok...” Rezaletin tam anlaşılması için bu örnek bile yetiyor aslında... Hukukî düzenlemenin şart olduğunu, daha doğrusu ‘işi kitabına uydurma’nın gerekliliğini BDP’liler bile siyasî iktidardan daha iyi biliyor!.. 
‘Savcı’ deyince aklımıza MHP Genel Başkanı Bahçeli için savcılara sinyal gönderen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç geldi... Arınç’a göre Bursa mitingi sırasında katılımcıların ‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ sloganına Bahçeli’nin “Onun da zamanı gelecek” şeklinde cevap vermesi ‘hayatının en büyük siyasî hatası’ olmuştur ve konu artık ilgilenmesi gereken savcılara havale edilmiştir... 
Burada Arınç’ın en büyük eksikliği, ilgilenecek savcıyı tam olarak zikretmemiş olmasıdır... Şimdi ilan yoluyla ‘son ütücü’ veya ‘overlokçu’ arar gibi savcı arayacağımıza nokta atış yapsa ve savcı tayin etseydi ya, Habur örneğinde olduğu gibi!..
Daha önce BDP’liler “Silah, Kürt’ün sigortasıdır... Sınırın o tarafı da bu tarafı da Kürdistan’dır” dediklerinde veya PKK’nın egemenliğini ispatlamak için teröristlerle kucaklaştıklarında Arınç’ın savcı siparişi verdiğini hatırlayan var mı? Varsa aynı savcıların Bahçeli’yle ilgili devreye girmelerinde fayda var!
Ola ki o savcıların iş yükü fazladır, Nevruz eylemlerinde üniversitelere, caddelere, meydanlara güpegündüz ‘İşgalci T.C., Kürdistan’dan defol’ pankartı asanların dâvâlarıyla ilgilenen savcılar da görevlendirilebilir!.. Ne de olsa bu iş uzmanlık gerektiriyor!.. 
PKK uzantılarının Nevruz alanlarında “Savaşa da barışa da hazırız” pankartlarını sindirmekte zorlanmayan Başbakan Yardımcısı’nın Devlet Bahçeli’nin sözlerine bu derece hızlı refleks göstermesi hiç şüphe yok ki hukuka aşırı saygısından kaynaklanıyor!.. Birisi vurdukça kazanacak, kazandıkça vuracak, ona ‘zafer meydanları’ tahsis edeceksin, ama başkalarında bıçak kemiğe dayanınca savcı arayışına çıkacaksın!.. 
İşine gelmeyenin kafasına savcı tehdidi çakacaksın, diğerlerine ise ‘işlerinizi çaktırmadan yürütün’ telkini yapacaksın!..  Düne kadar “Şu Bahçeli iyi ki var, ülkücüleri sokağa salmadı” türünden ince ince yönlendirme politikası izler ve bunu medyadaki ortakları vasıtasıyla dillendirirken, bugün onu şimdiden ‘baraj altında kalmış’ ilân edeceksin!..
Arınç “Terör biter, çözüm gelirse, bunların varlık sebebi ortadan kalkar” düşüncesine gerçekten katıldığı için mi daha da haddi aşıp ‘MHP’nin kapatılması’nı teklif etmemiş acaba? Yoksa ben mi eksik anladım, savcı derken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı göreve çağırmış olmasın? Hazır yeni ‘ahbap’ Apo bile, barıştan, kardeşlikten, birlik ve beraberlikten söz ettiğine göre, Diyarbakır’daki ‘barış coşkusu’na gönülden ortak olmayan elbette bölücüdür, ayrılıkçıdır değil mi? 
Apogiller’e “Biz görmezden geleceğiz” diyorlarmış ya, söz konusu millî refleks olunca gözleri faltaşı gibi açılıyor... Bir kıpırdanma nasıl da keyiflerini kaçırıyor... Ve dünün ‘mağdurlar’ı bugün benzer yöntemle muhalifleri bastırmaya çalışıyor... 
‘Kınadıklarıyla imtihan’ bu olsa gerek!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS