Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Açılımın profesyonel askerleri: Anketçiler

Açılımın profesyonel askerleri: Anketçiler



Piyasada adı bilinen 6-7 kamuoyu araştırma firması var... Elde ettikleri sonuçlar değerlendirilirken, anketi sipariş eden ‘müşteri’nin kimliği dikkate alınmadığı takdirde hatalı değerlendirmeler ortaya çıkabiliyor...
Hiç bir firma ‘Halk ne düşünüyor?’ diye meraktan Türkiye’yi adımlayıp nabız tutmuyor... Anketlerin genellikle müşterisi AKP Genel Merkezi... İlginçtir, konu üzerine konuşan firmaların yetkilileri de açılımı savunan siyasetçiler de yüzde 58 oranına sabitlenmiş durumdalar... 
İddialarına göre halkın yüzde 58’i ‘çözüm’ü destekliyormuş!.. Bu rakamın önceki referandumda kullanılan ‘evet’ oranına eşit olması tesadüf galiba!.. Elbette bu sonuç, bir ‘gerçek’ten ziyade, ‘beklenti’yi ifade ediyor... Firmalar, ‘en büyük müşterileri’nin talebi gereği, ‘olan’ı değil, ‘olması gereken’i pazarlıyor... 
Bu profesyonel ‘halkla ilişkiler’ tekniğini AKP son derece ‘kuralsız’ca hayata geçiriyor... Sonuçlar sürekli işlene işlene, aynı noktaya vurula vurula, farklı düşünen sıradan insanların beynine ‘Acaba ben mi yanılıyorum?’ kuşkusu düşürülüyor...  
Dikkat edilirse, anketçilerin toplandığı programlarda bir kere olsun firma yetkililerine “Bu anketi hangi müşteriniz için yaptınız?” sorusu sorulmuyor... Alacakları doğru cevap, halkı kapana alma tezgâhına bir nebze de olsa gölge düşürecektir... Çünkü ‘Açılımın patronu’ firmaların da velinimeti aynı zamanda!.. 
Üç kâğıt, sadece ‘bulunan’la ‘açıklanan’ arasındaki farktan ibaret değil... Soru tekniğindeki ‘ince ayar’lar sayesinde istediğiniz çarpıtmaları yapabiliyorsunuz... Bir kamuoyu yoklamasında terörden büyük acılar çekmiş halka ‘Çözüm istiyor musunuz?’ benzeri bir soru sorarsanız, yüzde 58’i çok rahat yakalar, televizyon televizyon pazarlarsınız... Oysa sorulara ‘Apo’yla anlaşmayı, PKK’ya barışı veya BDP’yle beraber anayasa yapmayı’ koyduğunuzda aldığınız onay cevabı yüzde 20’yi geçmez... Şüphe yok ki, anketçiler halkı yoklarken, bu sorulara da cevap arıyorlar... Ama büyük çoğunluğu bu sonuçlar üzerinden değil, ‘çözüm’ üzerinden değerlendirmeler yapıp, halkın süreci onayladığına hükmediyorlar...
Bugün için kamuouyu araştırma firmaları tıpkı ‘âkîl adamlar’ gibi sürecin ‘halkla ilişkiler’ boyutuna hizmet eden parçaları... ‘Araştırma’dan daha çok, kamuoyu oluşturma, yönlendirme, tepkileri emme veya küçük gösterme gibi işlevleri var... Sürecin bu ‘profesyonel enstrümanlar’ı, ‘olanı bulmak’la değil, ‘olması gerekeni üretmek’le görevli...
Yüzde 58 sanki sihirli rakam... Önceki gün BDP’li Ahmet Türk’ün çok önem verdikleri süreci Türklerin yüzde 58, Kürtlerin ise yüzde 90 oranında desteklediğini açıklaması, bu ‘kurgu’ oranın zihinlerde nasıl da sabitlendiğini göstermesi açısından ilginç... BDP’liler Tayyip Erdoğan’ın zaafını, onun başkanlığa gidecek yoldaki açmazını iyi biliyorlar ve bunu ‘ellerinde rehin varmış’çasına istismar ediyorlar... Çünkü Erdoğan’ın referandumda ideolojik hassasiyetlerden ziyade ‘kelle sayısı’na ihtiyacı olması, onun gözünde herkesi eşitliyor ve BDP’liler onun bu zaafını çok iyi kullanıyorlar... 
Hedefi yakalamak için ortaya konacak stratejinin ‘siyasî maliyet’ini hiç umursamayan ve ne pahasına olursa olsun ‘oy’a odaklanın ‘baldıran’lı anlayışın sonuçları bunlar... Daha önce “Terör örgütüyle arasına mesafe koymayanlarla asla görüşmem” diyen birisinin bugün ‘CHP ve MHP olmazsa olmasın, BDP’yle beraber anayasa yaparım” diyebilecek pragmatik bir çizgiye savrulmuş olması, her şeyi anlatıyor aslında... 
Kamuoyu araştırma firmalarının, ‘âkîl adamlar’ın ve büyük oranda medyanın ‘tarihî görev’i Tayyip Erdoğan’ın yolundaki taşları temizlemek, şartları olgunlaştırmak, süreç boyunca sertleşebilecek sosyal dokuyu mümkün olduğunca ‘yumuşak’ tutmak, ‘dirençli birey’e çoğunluğun başka düşündüğünü empoze ederek, direncini düşürmek veya anlamsızlaştırmak...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS