Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Bu kaçıncı aldanış?

Bu kaçıncı aldanış?



Başbakan’a sunulan istihbarat raporlarında “Kendilerine operasyon yapılmayacağına dair kesin kanaate varan PKK’lılar, yurt içinde alenî propaganda yapıyorlar” şeklinde ifade var... 
Bu ifade doğru ama eksik... Çünkü sadece propaganda yapmakla kalmıyorlar, bölgenin bir çok ilinde ‘yönetimi resmen devralmaları için iş sadece mevzuatın tamamlanmasına kalmış’ gibi hareket ediyorlar... Psikolojik üstünlük tamamen lehlerine dönmüş durumda... İş adamı, mühendis, korucu kaçırıyorlar, karakol ve baraj yapımlarına karşı tehditle halkı organize ediyorlar...
Bu süreç, illegal bir örgütü legalleştirdi ve dünyanın en özgürce hareket etme ayrıcalığına sahip örgütüne dönüştürdü!.. Cevabını bildiğim halde, bölgede görev yapan valilere ve kolluk kuvvetlerinin yöneticilerine şu soruyu soruyorum: “Sorumluluk bölgenizde herhangi bir kaçırma olayı meydana geldiğinde, kaçırılanın ailesi, kaçırılan kişinin yerini size bildirdiğinde operasyon yapabiliyor musunuz, yapamıyor musunuz? Neden?” 
Daha bir yıl bile olmadı; dağlarda ‘sıkışan’ PKK’dan, şehirlerde ‘sıkıştıran’ PKK’ya döndük!.. Süreç öncesinde PKK’yı destekleyenler, devletten yana olanlar ve güce göre pozisyon alanlar vardı... Şimdi fiilî durum hızla değişiyor, devletten yana olanlar eriyor, terör örgütünün kavuştuğu ‘dokunulmazlık’ zırhı, ayrı bir otoritenin âdeta resmiyet kazanmasına zemin hazırlıyor... 
Sanki Türkiye Cumhuriyeti ‘çekilme’yi kabul etmiş de ‘takvime bağlanmış’ gibi bir hava yayılıyor... Cizre’deki o ‘diploma töreni’ bölgedeki gerçeğin küçük bir fotoğrafıydı sadece... Büyük bir kısmı sınır dışına çıkmamış PKK’lı teröristler, bölgedeki şehirlerin üzerinde karabasan gibiler artık... Dağlarda verdikleri mücadeleden zaferle çıktıkları psikolojisiyle, ‘T.C.’nin artık dokunamadığı kahramanlar’olarak açıktan propaganda yapıyorlar, kuracakları ‘devlet’in şimdiden memurlarını toplayıp eğitiyorlar, direnen unsurları kaçırıp sindiriyorlar, ‘vergi’ topluyorlar, korucuların kiminden intikam alıp, kimini PKK saflarına geçmeleri şartıyla affedebileceklerini bildiriyorlar... 
Hem devlet aldatıldı, hem de siyasî iktidar vasıtasıyla milletin bir bölümü... “Alan hâkimiyeti sağlayacağız” diye girişilen ve Şemdinli’de ‘devrimci halk savaşı’na dönüştürülmek istenen büyük fitne, güvenlik güçlerinin tarihî operasyonuyla fiyaskoya dönüşmüş, PKK tarihinin en ağır yenilgilerinden birini almıştı... Fakat eş zamanlı başka çark işlemeye başladı ve bu çark ‘dağlarda kaybeden’e ‘masada kazanma’ fırsatı sağladı... 
Yeni dönemin nasıl olacağına dair ilk belirtilerden birisi, KCK operasyonlarının önemli ismi İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in BDP’lilerin zafer nârâları eşliğinde ‘azledilmesi’ydi... Ardından yasalar değişmeye başladı... Terörist örgüt, müttefiklerimizin dilinde ‘aktivist’e dönüştü... Bir önceki kış, canının derdine düşmüş terörist, kısa bir süre sonra şehirlerin ‘asayiş’ine el koyan ve operasyondan muaf ‘meşrû eşkıya’ kimliğine kavuştu... 
“Artık analar ağlamayacak, küresel güç oluyoruz” müjdeleriyle toplumu ikna etmeye çalışan siyasî sorumlular ise bugün ‘çift kişilik’ içindeler... Aldatıldıklarını itiraf edemiyorlar... “Türkiye Cumhuriyeti, topraklarında karakol da yapar, baraj da” kararlılığı koymak yerine, kaç tane karakol kapattıklarını ispatlamak derdindeler!.. Sürecin şımartılmış muhatabı ise “Artık ikinci aşamadayız, derhal yeni yasaları çıkarın ve Öcalan’ı özgürleştirecek çalışmayı başlatın” talimatını veriyor!..
Bırakılacağı söylenen silahlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin şakağına dayanmış durumda... Üstelik bugün ‘baharsever’ Batılı odakların da desteğiyle ‘halk ayaklanması’nı çok daha özgür bir ortamda organize edebilecek, ülkedeki diğer ‘potansiyel isyancılar’la işbirliği yaptırabilecek çapta... 
Sürekli aşağılanan ‘güvenlikçi politika’dan vaz geçişin bedeli bu!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS