Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > ‘Ben ne derim, tamburam ne çalar?’

‘Ben ne derim, tamburam ne çalar?’



Sezai Karakoç Diyarbakırlı ya... Hazır Diyarbakır’a gelmiş, gözyaşları içinde misafirleri ağırlarken, Sezai Karakoç’un günün anlam ve önemine uygun sözlerini dillendirmezsek olmazdı: “Diyarbakır sadece Türklerin değildir, Diyarbakır sadece Kürtlerin değildir, Diyarbakır sadece Arapların değildir, tıpkı Erbil gibi Diyarbakır hepimizindir...” 
Başbakan Erdoğan, “Diyarbakırlı büyük şair Sezai Karakoç diyor ki” şeklinde başladı ve yukarıdaki satırları nakletti... Sezai Karakoç bizlerin tasdikine ihtiyacı olmayan gerçekten büyük şair ve mütefekkir... Aynı zamanda minnetsiz bir kişilik... Bu hükûmetin ve Cumhurbaşkanlığının zaman zaman verdiği ödülleri reddetmiş bir dâvâ adamı... Kültür Bakanlığı özel ödülüne ve iki yıl önceki Cumhurbaşkanlığı edebiyat ödülüne verdiği tepkiler ilgili kamuoyunca biliniyor... 
Başbakan, sözlerini dillendirdiği o Diyarbakır ‘kumpanya’ sına kendisini davet etmiş olsaydı muhtemelen tumturaklı bir cevap alırdı... ‘Kadrolu ağlayıcı’ Bülent Arınç’la birlikte ailece gözyaşlarına boğuldukları o tiyatroda Sezai Karakoç’un işi olamazdı elbette... Ama sözlerini kullanmaktan geri durmadılar... Oysa ‘diriliş şairi’nin bu konuda ‘hükmeden siyaset’in yüzünü kızartması gereken tespitleri vardı... İşine geleni cımbızla seçen Başbakan, o Diyarbakırlının ‘açılım ve çözüm’le ilgili koyduğu tavrı da götürseydi ya bölgeye!.. 
Rezalete ‘Karakoç sosu’ katanlar onun sözde ‘barış süreci’yle ilgili kanaatlerini bilmiyor olabilirler mi? Elbette biliyorlar... Sezai Karakoç, daha Mart ayında dile getirdi bu sürecin ‘yıkım süreci’ olduğunu... “Şimdiki yaygaranın adı, sulhtur, barıştır” diyen adamdır o... Böyle yalancı, aldatıcı baharlarla bir yere varılamayacağını söyleyen ve hedefin Türkiye’nin parçalanması olduğunu vurgulayan da... 
Karakoç’tan zorlama referans üreten Başbakan Erdoğan onun bu çığlıklarını umursamadı bile... Umursamamak, duymamak, bilmemek durumundaydı, çünkü ‘racon’u bozacak dille yüklenmişti o şair bunlara... Hükümetten farklı düşünenlerin ‘ihanet’ ve ‘savaş tamtamcılığı’yla suçlandığını ifade eden şair ve mütefekkir Sezai Karakoç şu sözleriyle ülkeye idare edenlere yöneltmişti: 
 “İzlenen politik duruşu yere göğe sığdıramayan medya aldatmaca içindedir. Önce kendini aldatmayacaksın. Büyük devlet adamlığının özelliği budur. İnsanları ve toplumları aldatan, akı kara, karayı da ak gösteren medyanın etkisiyle insanlar zafer kazandığını düşündürür. Halbuki bu bir mağlubiyettir. Milleti kandıran devlet adamları iyi anılmazlar. Halkını kandıran devletler, hükûmetler, milleti kandıran devlet adamları iyi anılmazlar. O devletler de, hükûmetler de devam edemezler. Devletlerin ve devlet adamlarının aldanmaması ve başkalarını aldatmaması önemlidir. Ve en önemlisi aydınların aldanmamasıdır. Çünkü aydınlar aldanmazsa, insanları işin gerçeğine getirirler. Fakat aydın aldanırsa işin içinden çıkılmaz.”  
Güneydoğu meselesinde ‘bitti, çözüldü’ şeklinde bayram yapıldığını, buna karşı çıkanların ‘ihanet ediyormuş’ şeklinde itham edildiğini belirten Sezai Karakoç “Hem kendilerini, hem bizi aldatıyorlar. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Biz tarihi ve toplumları bildiğimiz için söyleyelim ki, bu mesele böyle çözülmez” demişti... 
Tipik bir Tayyip Erdoğan çifte standardıdır bu... Madem Karakoç referansınız olacak, neden ‘çözüm projesi’yle ilgili bunun Türkiye’yi parçalanmaya götürecek bir proje, ‘barış’ın da aslında yaygaranın adı olduğu iddialarını kulak arkası yapıyorsunuz? Sizden aykırı düşünen birinin sözlerini Türk’e düşmanlık edenlere kırmızı halı yapmaya yelteneceksiniz, sonra da ‘omurgalı siyaset’ in önemine vurgu yapıp, omurgasız adamları rüzgârda savrulan yaprağa benzeteceksiniz!.. 
‘Şafakta kaybettiği güvercinleri, şair, bir ikindide yakalayabilmeli’ diyordu ‘dirilişin şairi’... Şafakta kaybettiği tutarlılığı kaç ikinde yakalayabilir acaba siyasetçi? Ya da kaybettiğinin tutarlılık olduğunu anlaması için kaç yatsı gerekir? Yazık, kaybeden keşke sadece o olsaydı...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS