Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Yunanlılar Makedonya’ya neden selam yollamaz?

Yunanlılar Makedonya’ya neden selam yollamaz?



Bizim Kuzey Irak’la olan ilişkimiz elbette Yunanlıların Makedonya problemine benzemez... Zira Balkanlar’da yaşanan, iki bağımsız devletin isim kavgası... İçerik açısından paralellik kurmak hem tarihî, hem de siyasî bakımdan doğru değil... Ama Yunanlıların öyle bir ‘isim direnci’ var ki, ibret olması açısından incelemekte fayda var... 
Bilindiği üzere Makedonya Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte 1991’de bağımsızlığına kavuştu... Yunanistan’ın itirazları sonucu bu cumhuriyet Birleşmiş Milletler’de anayasal ismiyle ‘Makedonya Cumhuriyeti’ olarak değil, ‘Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya’ olarak yerini alabildi... Ve Yunanistan’ın vetoları yüzünden NATO ve AB gibi birçok uluslararası kuruluşla masaya bile oturamadı... Kriz hâlâ çözülebilmiş değil, çünkü Yunanistan bu konuda çok dirençli... 
O küçük Yunanistan, yeni komşularının Makedonya ismini almasını kabullenemedi, çünkü kendi toprakları içinde bir Makedon bölgesi vardı, ileride doğabilecek problemleri şimdiden görebiliyorlardı... Üstelik Yunanlılara göre Büyük İskender bir Helen ‘ di ve dolayısıyla Makedonların kökeni Helenlere dayanıyordu... Oysa Makedonya devletini yönetenler ve Makedon halkı, Helenliği asla kabul etmiyor ve Slav ırkından geldiklerini ateşli biçimde savunuyor... En büyük delilleri ise tarihte hiçbir zaman Yunanca konuşmamış olmaları... 
Kendilerince Yunanlılar bu konuda öylesine ısrarlı ki, 1995’te konu Lahey ‘ deki Adalet Divanı’na taşınmış ve ‘Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya’ ismiyle Makedonların uluslararası kuruluşlara üye olabileceğine dair karar çıkmasına rağmen Yunanistan’ın engellemeleri devam etmiştir... Burada ibret alınması gereken bir durum da, Yunan kamuoyunun iç politik mülâhazaların dışında bu konuda tam bir ağız birliğine sahip oluşudur... Neredeyse tüm siyasî kanatlar ve Yunan vatandaşları konuya ‘millî’ gözle bakmakta ve devlet politikası lehine topyekûn hizalanmaktadır... 
Devlet sorumluluğu başka bir şey... Bir kavramı kullanmaya başladığınızda onun ileride yol açabileceği komplikasyonları hesaplamadan konuşmak sizin ileride hareket alanınızı daraltabiliyor, devletinizi bağlayabiliyor... Eğer bunların başa getireceği bilinerek, planlı bir şeklide ‘psikolojik eşik’ler atlanıyorsa işte en kötü senaryo budur... Birleşmiş Milletler’in bağımsızlığını tanıdığı bir ülkenin ismiyle ilgili Yunanistan’ın koyduğu dirençle, Kuzey Irak’taki ‘işgal gecekondusu’na Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın gönderdiği ‘Kürdistan’ selâmını bir mukayese edelim ve fark çıkaralım!.. Hangi tavır ülke çıkarlarına uygun veya hangi tavır ülkenin geleceğini ipoteğe kapı aralıyor? 
İki devlet arasındaki bu yönetici farkını ‘bizim büyüklüğümüz’e bile yorabilecekler çıkacaktır... Makedonya bağımsızlığına aynı isimle kavuşunca  “Ne güzel, kuzeye doğru büyüyoruz, etki alanımız genişliyor” diyen politik üçkağıtçılar Yunanistan’da pek çıkmıyor da, “Yeniden imparatorluk oluyoruz, bölgemizde güneye doğru büyüyoruz” pazarlaması yapan illüzyonistler ne hikmetse bizden çıkabiliyor... Suriye’yi büyük bir başarıyla ‘eyaletimiz’ yaptılar ya, sıra ‘Kürdistan’da!.. 
Artık ‘hata’ ya da ‘boşboğazlık’ diyemeyeceğimiz bir eylem ‘Dersim’  konusunda gerçekleşmişti... Yıllarca Ermeni meselesinde  “Soykırım iddialarını tarihçiler araştırsın” fikrini savunan bir devletin şimdiki Başbakanı bir başka konuda kendisini tarihçilerin yerine koyarak tespitte bulundu ve devleti mahkûm eden açıklamayı yaptı... Dersim’de katliam yapıldığını söyledi ve özür diledi... Bunu AKP Genel Başkanı olarak bir başka siyasî partiyi sıkıştırmak adına yapsaydı ‘politik’ denir, geçilirdi... Ama bunu Türkiye Cumhuriyeti ‘nin Başbakanı olarak yaptı... 
Elbette bütün bunların bir siyasî sonuçları olacak, oturulan masalarda bu ifadeler Türkiye’nin karşısına çıkacaktır... Ve belki de bunun için tarla sürülmektedir... Tıpkı o uğursuz panayırda salınan o selâm gibi... Türkiye’yle Yunanistan’ı bir kere daha karşılaştıralım ve hangisinin ‘daha millî’ hassasiyetlerle yönetildiğine karar verelim... Üstelik birisi ilmen ve tarihen haklı, diğeri haksızken...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS