Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Ülke sokak sokak dönüşürken

Ülke sokak sokak dönüşürken



Gazeteciler...  Üniversite hocaları... Siyasetçiler... Pek çoğu alanında iyi yetişmiş, saygı duyduğumuz insanlar... Üşenmediler, abartılmış bir ‘ne oldum delisi’nin zırvalarına karşılık, Anadolu’da Türklerin yaşadığını ispatlamaya çalıştılar... Orhun abidelerinden, Çin Seddi’nden, Haçlı seferlerinden, tarihin izlerinden söz ettiler... İspata ihtiyacı olmayan bir gerçeği  vurgulamaya çalıştılar... Şüphesiz iyi niyetli çıkışlardı bunlar ama değer miydi?
Kaldı ki, karşınızda ikna olmaya hazır beyinler değil, kuşandığı cehaleti siyasî gündemden mülhem cesaretle fırsat buldukça kusan bir güruh var... Bunlara Türk’ü anlatmak, onun varlığının gözlerine sokmak,  zaman ve kaynak israfından başka bir şey değil... Bu çabaları küçümsüyor değilim... İtirazım, içindeki etnik kompleksin gereği olarak sözü ‘Sen aslında yoksun’a getiren bir alçaklığa karşı zaten ‘var’ olanı ispatlama uğruna gereksiz bir mesaiye koyulmaya... 
Türklüğün ispata ihtiyacı yok ki... Bunu siyasette kısa yoldan zirveye yaklaşma amacıyla liderlerinin ayak izini yalaya yalaya ilerleyen sözde akademisyenler de biliyor... Zaten bildikleri için bu ‘düşman’la harbediyorlar... Allah aşkına, Türklüğün gerçekten yok olduğuna inansalar, bu ‘olmayan düşman’a galebe çalmaya çalışırlar mı? 
Dostlarımız ve birikimlerine saygı duyduğumuz hocalar bu tip durumlarda çelişkilere ışık tutan, arka planı deşifre eden, yağcılıklarını öne çıkaran, adamlıktan nasipsizliklerini vurgulayan, aşağılayan ve dalga geçen bir üslup belirlemelidir... Bunun yerine oturup ciddi ciddi Türklük var mıdır, yok mudur tartışmasına girmek, sanki bu eblehlerin işine geliyor gibi... 
Söylemek lâzım: “Sen adamsan, akademik kariyerine güvenecek kadar yüreğin varsa sözünün arkasında duracaksın, ‘öyle demedim’, ‘yanlış anlaşıldım’, ‘ben de şuyum’ masaları arasında konsomasyona kalkışmayacaksın!.. Başka etnik grupları baştacı ederken, Türk deyince neden aklına ırkçılık geliyor?  Bu sinsice beslediğin kinin kaynağını açıklayacaksın... Ben, sen ‘yok’ deyince yok olmam ama ben seni ‘var’ saydığım için varsın ve tarihte ‘yok’ saysaydım, bugün yoktun... ” 
Düşünen beyinler bunların tevil götürmeyecek zırvalarına cevap yetiştirmek yerine, kâinatta bir benzeri olmayan yalan, cehalet, pişkinlik ve ikiyüzlülükten müteşekkil bir ‘idare kimyası’nın toplumda bulduğu karşılığı yorumlayacak analizlerde bulunmalı, teklifler geliştirmelidir... Bir toplum böylesine yüksek bir oranda büyülenmiş ve içine ‘ihanet virüsü’ kaçmış olamayacağına göre, var olan tablonun nedenlerini araştırmak ve ülkenin her biri yüzyıllara bedel onyıllarını tekrar kaybetmemesi için projeler üretmek çok daha önemli... 
Türk denilince tüyleri diken diken olanlara bu topraklarda Türklerin yaşadığını ispatlamaya çalışmak, bunun için de tarihten ve coğrafyadaki izlerden referanslar getirmek gerçekten beyhûde bir gayretti... Bu cahil cesareti ‘dünya düzdür’ derse, onu bir limana götürüp, yaklaşmakta olan geminin dumanıyla işe başlamayacağımıza göre, onun Türklükle ilgili husûmet yüklü zırvalarının tersini ispatlamak için çırpınmamalıyız... Türklük konusunda hassasiyet taşıyanların önceliği, deli görünümlü uşakların kuyuya attığı taşları çıkarmak değil, bir yandan onların aşağılıklarını ve çifte standartlarını deşifre etmek, diğer yandan da arkalarındaki toplumsal desteği azaltmanın formülleri üzerinde yoğunlaşmak olmalıdır...  Aksi hâlde sistem sür-git biçimde kemire kemire ilerlemeye devam edecektir... 
Ülkeye bakın, ‘savunan’lar ve ‘kuran’lar yıkılırken, ‘vuran’lar baştacı ediliyor... Seyit Onbaşı tabelası çoktan hurdalıktaki yerini aldı, ‘Kürdistan ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ kelimelerinin bütçe tasarısında yerini alması gibi!.. Yoksa bizlerin ‘tarihî doğrular’dan yola çıkarak yükselttiği itirazlar Çanakkale sembollerimizden Seyit Onbaşı’ın adının sokak duvarından silinip atılmasına, yerine dostu Apo’ya şarkılar yazan Ahmet Kaya tabelasının asılmasını engellemeye yetmiyor... Ülkeyi sokak sokak, şehir şehir dönüştürüyorlar... 
Neden ve çözüm... Buraya odaklanmak, ahlâksızın sözüm ona tezine cevap yetiştirmekten çok daha hayatî bir öncelik...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS