Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > On derste ahmaklık tekniği

On derste ahmaklık tekniği



1. Başkalarının çocukları para sayma makinalarıyla yatarken, sen onların derdiyle perişan olup, kefenlere bürüneceksin... Onların şatolarında bulunan para kasalarının derdi yine sana düşecek, ‘vay ben öleydim’ diye ızdıraptan kıvranacaksın...
2. Hayatında borsanın önünden bile geçmemiş olsan da, yandaş gazetecinin ‘uluslararası operasyon’ temalı yazılarına eklenen “Borsada tarihÎ düşüş” notlarını okudukça üzüntüden başını taşlara vuracak, çay parasını zor ödediğin mahalle kahvehanesinde ‘yedirmeyiz’ türünden konuşmalar yapacaksın...
3. Cebinde ay sonunu getirecek kadar para bulunmasa da Euro-Dolar paritesini, memleketin kredi notunu büyük bir görev aşkıyla takip edeceksin... Sadece uzaktan bankamatiğine bakabildiğin bilmem hangi bankanın ’marka değeri’ni, çoluğunun çocuğunun ve soyulan ülkenin istikbâlinden daha çok düşüneceksin...
4.  “Hangi cephede savaşmış da bu sıfatı almış?” diye merak bile etmediğin kişiye ‘mücahiiiiit’ diye sesleneceksin... Her türlü yalanını ve çuvallamasını zemzem suyuyla yıkayacak, kendisine ‘Kârun’ damgası çakanları yanına almasını onun büyüklüğüne yoracaksın... “Allah’ım bizim ömrümüzden al ona ver, bizim çocuklardan esirge, onların sabilerinin filolarına bereket eyle” şeklinde hulûsi kalp ile dualar edeceksin...
5. Çalınanı, çırpılanı, yutulanı konuşmayacak, ve “Neden on bir yıldır değil de şimdi? Komplo, komplo” diye diye pisliği bastırmaya çalışacaksın... Türkiye’nin büyümesini istemeyen güçlerin ‘çalan ama iyi çalışan’ kardeşlerimize tuzak kurduklarını anlatacaksın... “Yolsuzluk olsa bu kadar yatırım yapılır mıydı?” diye savunma duyunca, “Şerefsizim doğru konuşuyor” diyerek kalıbını basacaksın...
6. “Komşularla sıfır sorun” derken alayıyla kanlı bıçaklı olduğumuz yetmiyormuş gibi, iç düşmanların sayısını arttıracaksın... Kim nasıra basarsa, savcı, polis demeden cadı avına çıkanlara ellerin çatlayıncaya kadar alkış tutacaksın... Bir darbenin bastırıldığını anlatırken, aslında bastırılanın ‘yağmacılara karşı görevini yapmaya mecbur kamu otoritesi’ olduğunu umursamayacaksın...
7. İstimlâk, proje bedeli, yağma şu bu seni hiç ırgalamayacak... Züğürt Ağa’nın Yeni Cami şadırvanında abdest esnasında cebinin boşaltılması gibi söğüşlenirken, üçüncü havaalanının Frankfurt Havaalanı’ndan büyüklüğü gibi bir gurur kalacak sana... Buğulu gözlerle bekleyeceksin o ânı; Kanal İstanbul’u beklediğin gibi... Sen Marmaray’la denizin altından hızla geçme mutluluğunu doyasıya yaşarken, denizin altından üstünden, havadan, karadan el çabukluğu ve ‘müteşebbis ruh’la götürülenleri görmeyeceksin... “Gördüm” diyenlerin boynuna ‘darbeci, ajan, Gezici’ yaftası asacaksın...
8. İcap ederse, fani olduğun için kendi abdestinden bile şüphe edeceksin ama ‘ileri demokrasi fedaileri’nin abdestinden asla şüphe etmeyeceksin...’Müminlerin emiri’ne yapılan ‘ABD-İsrail komplosu’nu dilinden düşürmeyecek, yanlış yaptığında Hz.Ömer’i düzeltmeye yarayacak o ‘demode’ kılıcı münasip bir yerde saklayacaksın...
9. “Hırsızlık yapan kızı Fatma olsa elini keser miydi, yoksa öper miydi, sahi bu konuda ne buyurulmuştu?” sorusu karşısında hafıza kaybı numarası yapacaksın, savcı ve polislerin aslında Filipinler ve Moğolistan’tan istihbaratlarına hizmet ettiğini vurgulayacaksın...
10. “Aptal görünmeye cesaret etmek, büyük bir akıllılıktır”  diyor ya Andre Gide... Bu işin pik noktasıdır ve bu seviyede kalmak lâzımdır... Eğer Lincoln’ün “Konuşup da aptallığınızı ortaya çıkaracağınıza, konuşmayın da hiç olmazsa herkesin şüphesi kalsın”  derecesine gerilerseniz işte o zaman kötü... Tedavi gerekebilir...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS