Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > İstiklal değil istikbal savaşı

İstiklal değil istikbal savaşı



Tamam anladık, bizim dış düşmanlarımız var ve her şeyi onlar yapıyorlar... Gizli/açık ambargolar koyuyorlar, borsayla oynuyorlar, büyük havaalanı yapmamızı zinhar istemiyorlar, petrol ticaretimize karşı çıkıyorlar, bölgesel güç olmamıza ve büyük Türkiye’ye dayanamıyorlar...
Hadi buraya kadar eyvallah diyelim... Yani bu savaşın ‘millî-gayrimillî savaşı’ olduğuna bir an hak verelim... Peki kim bu düşmanlar? Eğer isimleri verilmezse biz bu düşmanları neresinden tanıyacağız Allah aşkına? Şayet isim verilmemekle birlikte kastedilen ABD ise bu bühtanı stratejik ortağımıza asla yakıştıramayız!.. Israr edilirse bozuşuruz!.. AKP o kadar millî, o kadar millî ki, duyan da Altaylardan getirdiği veya Bozok yaylasından aldığı ruhla ayağa kalkıp, Ankara siyasetine el koymuş sanacak!.. Hele Egemen Bağış’ın başına gelenleri ‘dış güçler’le ilişkilendirmesi tam bir Zaytung haberi gibiydi... Okyanus ötesinden paraşütle siyasete giren zatın dış güçlerden kastettiğiuzaydan gelen bir meteor veya Nijerya Dışişleri Bakanlığı değilse eğer, durum tıbbın ilgi sahasına giriyor demektir!..
Başbakan’ın Başdanışmanı ve şimdiki Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın açıkladığı ‘orduya kumpas’ meselesi çok önemli... Malumunuz o tarihlerde dünyada hükûmetler arası rotasyon yaşanıyordu... AKP hükûmeti ‘şark hizmeti’ dolayısıyla Yeni Zelanda’da görevliydi... Allah inandırsın, Türkiye’yi de Moritanya hükümeti yönetiyordu!.. Ama fena da sayılmazlardı, bu operasyonlarda at izi, it izine karışırken, Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu, ülkenin bağırsaklarını temizlediğini pek güzel vurguluyorlardı o Moritanyalı kardeşlerimiz!.. Soruşturmanın gizliliği, ‘masumiyet karinesi’ filan bugün olduğu kadar çok umurlarında değil idiyse bile o kadar kusur kadı kızında da bulunurdu!..
‘Gayrimillî istilacılar’a ve işbirlikçilerine karşı amansız direniş gösteren şimdiki hükümetimiz Allah’tan aşırı millî... O kadar aşırı ki, dünya milliyetçilik literatürünün kalıplarından taşıyor!.. Kainatta milliyetçiliği ayaklar altına alan ilk ‘millî hükûmet’ vasfı dolayısıyla siyaset bilimcilerin inceleme konusu!..
Tekrar söyleyelim: Başbakan Erdoğan ve çevresi sonuna kadar haklı; bu bir istiklâl mücadelesi ve millî-gayrimillî savaşı!.. Oslo’da teröristlerle masaya paşa paşa değil, millî millî oturdular!.. Açılım sürecine yön veren Kandil’in tehditlerini millî millî yediler!.. Hâkimiyet alanlarını millî millî boşalttılar... KİT’leri özelleştirirken rastgele davranmadılar, millîliğe aşırı özen gösterdiler!.. Sıcak paranın Türkiye’ye gelmesi için faiz oranlarını dünya ortalamasının üzerinde tutarken de pek millîydiler!..
İnsanın zeki olması elbette güzel bir şey... Zeki olmasa da zeki taklidi yapması katlanılabilir bir durum... Ama karşısındakini aptal yerine koyması gerçekten sinir bozucu...  “Bunlar alışkındır, arpa da versek yerler, küspe de versek yerler”  tavrı bardakları taşırıyor, ülkeyi yönetenler bu süreci doğru okuyamıyor... Ve kendi ‘istikbâl savaşları’nı milletin ‘istiklâl savaşı’ olarak omuzlamasını sipariş edenler, şimdi millîlik edebiyatına sarılarak, ona ‘can yeleği’ gözüyle bakıyorlar...
Gezi olaylarının akabinde Ali Babacan’a  “Kim bu faiz lobisi?”  diye sorulduğunda  “Onlar kendilerini biliyorlar” cevabını vermişti, tabii bu cevaptan sayılırsa... Belki de aşırı nezaket gereği o faizcileri arkadaşlarının içinde mahcup etmemek için bu inceliği göstermişti!.. Aynı durum bugün için de geçerli...  “Kim bu Türkiye’ye operasyon yapanlar?”  diye sorduğunuzda, yutkunmadan, kekelemeden cevap alamıyorsunuz: “Onlar kendilerini biliyorlar!..” 
İyi ki bizler ‘millî’ olanları biliyoruz da, gayrimillîyi ayırmak kolay oluyor!.. Sağ olsun Başbakan Erdoğan, arada bir ihtiyaç hasıl olduğunda ayağını kaldırıp, milliyetçiliği serbest bırakıyor da ülke savunmasız kalmıyor!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS