Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > ‘Ailevî yapılanma’ için mi ‘Alevî yapılanma’ bitirilecekti?

‘Ailevî yapılanma’ için mi ‘Alevî yapılanma’ bitirilecekti?


 


Milyarlarca dolarlık medya operasyonlarının niye yapıldığı bugünlerde çok daha iyi anlaşılıyor... Devletle iş yapan büyük patronların aslında hiç ilgileri olmadığı halde bu sektöre girmeleri tamamen ‘talimat’la gerçekleşiyor... ‘Talimat’a direnemeyen patron gösterilen medya kuruluşunu bünyesine almasına alıyor ama yönetimine pek karışamıyor!.. Hatta kapıdan bile giremiyor dersek abartmış olmayız...


Onun işi, imtiyaz hakkını ve vergi levhasını almakla sınırlı... Zaten ilgili medya kuruluşlarını satın alırken kullanılan paranın kaynağı da kamu bankaları olduğu için fazla problem yaşanmıyor... Patronun diğer işleri ‘sancısız’ yürümeye devam ederken, devralınan gazete ve televizyonlar da siyasî otoritenin inisiyatifine bırakılıyor... Yöneticilerini siyasî otorite belirliyor, içeriğe yine o karar veriyor...


Misyonu, haber vermek, kamu adına denetim yapmak, çağa ve olaylara namusluca şahitlik etmek olması gereken medya, bütün bunları yapmak yerine, zihin bulandırmak, adres saptırmak, cambaza baktırmak, iktidar lehine algı oluşturmak gibi ‘yüz kızartıcı’ bir zemine oturmuş durumda...


Böylesine ‘profesyonelce’ bir kurgudan namussuzluğa ve haksızlığa karşı asil bir isyankârlık yükselmez... Bu bir ‘entegre memurlar’ sistemidir, ahlâklı olması veya olmaması hiç önemli değildir, önemli olan ‘en büyük patron’a bedeli mukabilinde hizmettir...


Bir parmak şıklatma sesiyle nasıl da hizalanıyorlar!.. Ergenekon’u bunlardan öğrendik!.. Sonra Ergenekon’un aslında bir ‘kumpas’olduğunu da!.. Son derece uyumlu bir orkestra gibi hareket ediyorlar; yalan söylerken de, o yalanın başkasına ait olduğunu ispatlarken de!.. Siyasî kariyerini ve gazetecilik hayatını neredeyse Ergenekon operasyonu ve dâvâlarıyla ilgili yazdıklarına borçlu olanlar bile bugün çark edebiliyorlar...
Bunlar vesayet rejimini bitirmek ve demokrasiyi hakim kılmak isteyenlere sözüm ona destek çıktılar!.. Oysa her şey rol icabıydı... Rahatsız oldukları ‘vesayet rejimi’nin niteliği değil, o rejime hükmedenlerdi!.. Aksi olsaydı bugün de varlığını sürdüren ama sahipleri değişen ‘vesayet rejimi’ne isyan etmeleri gerekmez miydi? 28 Şubat rejimi, devlet memurlarının işten çıkarılmalarını ‘ita amirleri’nin iki dudağı arasına bırakacak bir kanun değişikliğine yeltenmişti de bu keyfîlik Köşk’ten dönmüştü... Peki Başbakan’ın 657 sayılı kanunla ilgili rahatsızlığını ifade ettiği ve ‘icabına bakmak’ için fırsat kolladığı açık bir gerçekken o çevrelerden sesini çıkaran oldu mu? 28 Şubat bir dikta özlemiydi, bu hükûmet geldi tehlikeyi bertaraf etti öyle mi?


Bakın yerli Pravda’lara... Yolsuzluklarla ilgili bırakın operasyonu, aklından geçiren polis, savcı, maliyeci giyotin altına gidiyor... Var mı bu gidişi tehlikeli bulan? Var mı bu gidişin yeni bir ‘vesayet’in tescili olduğunu, BAAS tipi tek parti rejimine doğru yol aldığımızı öne süren? Bu ‘mevsimlik partizan kalemler’in herhangi birisinin ihale kanununun neden yılda on kere değiştiğini sorduğunu okuyan olmuş mu? Ya da Sayıştay’ın günden güne neden ‘göstermelik’ bir kuruma dönüştüğünü?


Yeni HSYK’yı kendileri inşa etmişti... Şimdi değiştiriyorlar ‘paralel devlet’i yıkma adına!.. 12 Eylül referandumunda alttan alta ‘yargıdaki Alevî yapılanma’nın bitirilmesi propaganda ediliyordu... Anlaşılan o ki ‘Alevî yapılanma’yı bitirme propagandası meğer ‘ailevî yapılanma’yı başlatma plânıymış!.. Çünkü kanun tasarısı tam da ‘siyasî aile’ye göre!.. Bakan her HSYK üyesini görevden alma yetkisine kavuşacak... Savcıların adlî, hâkimlerin idarî görevlerini Bakan belirleyecek... Hangi üyenin hangi dairede görev alacağına Bakan karar verecek... HSYK’da görev yapacak tetkik hâkimlerini Bakan seçecek... Genel kurulun toplantı gündemini ve tarihini Bakan belirleyecek... Teftiş Kurulu Başkanlığı doğrudan Bakan’a bağlanacak... Ve daha neler...
Bu ‘tiranlaşma’ eğilimlerini hiç konu etmeyenler, hırsızlık, yağma ve yolsuzluk konularını gölgelemek için ‘uluslararası operasyon, hükûmete suikast, komplo’ gibi gizemli sahalarda top çevirmeyi, kamuoyu algısını burada sabitleyerek, konuyu kriminal boyuttan uzak tutmayı görev edinmiş durumdalar... İşte yüksek maliyetli medya operasyonları bu ‘kara günler’de işe yaraması içindi... Bu ‘konsorsiyum’un becerdiklerine bakınca, kabul etmeliyiz ki, maliyet hafif kalıyor...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS