Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Şaptı şeker oldu!

Artık bütün kavramların karşılığı ‘mobil’!.. Herhangi bir kavramın son anlamı neydi, yetişebilene helâl olsun!.. Kişiler, kavramlar ve olaylarla ilgili karşılıklar, siyasî pozisyona ve menfaate göre öylesine baş döndürücü bir hızla farklılaşabiliyor ki, hiç birinin altı ay garantisi yok!.. 


“Ne istedilerse verdik”  denilecek kadar büyük dostlar bir anda ‘haşhaşi’ oldu!.. Bir zamanlar ‘dostluğuna güvenilen’, ‘gücüne saygı duyulan’ ve kendileriyle iktidar paylaşılan insanlar, bugüne kadar benzeri görülmemiş, ‘önceki darbelerden çok daha ahlâksız’ bir darbenin hem planlayıcısı hem de uygulayıcısı ilân edildiler, ‘dost-modern’ damgası yediler!.. 


Tabii içeride kokusundan durulamayan pisliğin bastırılması için ‘uluslararası operasyon’ hikâyelerine sarılmak, ‘millîlik’ edebiyatını kuşanmak gerekiyordu... Bu ‘haricî’ saldırısına karşı ‘yerel direniş’ destanları yazılmalıydı!.. O vakit de BOP mop lâfları bir dahaki kullanım tarihine kadar serin yerde muhafaza edilmeliydi!.. 


Bizatihi kendileri uluslararası operasyonun parçası olanlar, istedikleri gibi kavramları eğip bükme, gerçeği çarpıtma hakkına sahip olanlardı... Şefin menüsü neyse ona uyulmalıydı... Suriye’ye gönderilen malzemeleri, hayatta ağızlarına almadıkları Suriye Türkmenleri için gönderilen malzemeye bir çırpıda dönüştürme gücüne nasıl da sahipler değil mi? Aynı tecrübeyi Halkbank Genel Müdürü’nün evinde yakalanan paralarda da yaşamıştık... Utanmadan, sıkılmadan, ar damarları çatlamadan buyurmuşlardı bu para imam-hatip lisesi ve Makedonya’daki Türk üniversitesi için toplanan bağış diye... Zaten para sayma makinelerini de polis getirmişti!.. 


O TIR’ın içindeki malzeme -öyle bir ihtimal yok ama- farz edelim Türkmenlere gidiyordu, o hâlde bu ‘devlet sırrı’nı açıklamak neyin nesiydi? Ayrıca bu açıklama Türkmenleri bulundukları topraklarda daha fazla ‘hedef’ hâline getirmeyecek miydi? Üstelik bu durum BM yasalarına göre devlet yöneticilerinin itiraf ettiği bir suç değil miydi? 


Belli ki, içine düşülen panik, ülkeyi yönetenlerin aklından sağduyuyu çekip almış... Üzerine fazlaca düşünülmeden söylenen yalanlar ülkenin hangi psikoloji, korku ve vehimlerle yönetildiğini gösteriyor... Yalan endüstrisi ‘carî’ açığı kapatmaya yarar mı bilmiyoruz ama ‘ahlâkî’ açığı kapatmaya yetmiyor... İki-üç yıl öncesine kadar, ‘Apo’ vardı, ‘teröristbaşı’vardı, ‘bebek katili’ vardı, şimdi ise ‘Abdullah Öcalan’ var, ‘İmralı’ var... Apo’nun aklına ve tecrübesine saygı duyan, son olaylarda onun yol göstericiliğine köşesinde övgüler düzen ‘iktidar memuru’ bu denli yoktu, şimdi var!.. Kavramlar burada da değişti, Apo ‘uluslararası operatörler’e karşı ‘yerli yandaş’ pozisyonuna yükseltildi!.. 


Bu arada ‘şeref’ bile dağıldı gitti... ‘Görüşen şerefsiz’den, neredeyse ‘görüşmeyen şerefsizdir’ konumuna geçtik!.. ‘Kan içenler’ ana kuzusuna, kırılan ana kuzularının hakkını aramakta ısrar edenler ‘kan içici’ye dönüştürüldü... Kimi lisanlarda hırsızlar ‘hayırsever’leşirken, halk ‘gavat’laştı, gavatlar ise ‘seçkin’leşti!.. O tarihlerde sanki Malta’da sürgündeymiş gibi davranan tipler, ‘millî ordumuza kumpas kuranlar’ı ispiyon etti!..


İslâmî terminolojinin en önemli maddelerinden olan ‘helâl-haram’ kavramları tamamen birbirine karıştı... Bir helâli haram veya bir haramı helâl ilan etmenin dindeki korkunç karşılığı bile ‘memur ilahiyatçılar’a İmâm-ı Azam’ı hatırlatmaya yetmedi... Dün ‘uçkurlara göre’ fetva vermekten utanmayanlara benzer şekilde ‘ceplere göre’ fetva vermeye başladılar... Ulemanın ‘resmî’ patronu yolsuzluk yangını bacaları sararken sessizliğe bürünmeyi tercih etti, Ebu Hanife ahlâkı ve ilminden nasipsiz olanlar ise ‘yol verme’yi uygun 
gördü... 


İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde olmasa da hırsızlık ve yolsuzluk ‘amacınız kutsalsa’ bizde neredeyse bir ‘hak’ka dönüştü!.. Ortada savaşılacak bir düşman yok ama ne hikmetse ‘ganimet’ var ve bu ganimette ilgilinin payı var!.. 
Kimse oturup da bu kavramların karşılıklarıyla ilgili bugüne ait yeni bir sözlük yazmaya kalkışmasın... Zira garantisi yok altı ay sonra onlar da değişebilir... Ve dün bunları söyleyen başkasıymış gibi pişkin pişkin konuşulabilir, utanmak da yine başkalarına düşer!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS