Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Yaşasın sazan dayanışması!

Yaşasın sazan dayanışması!

O üniversitemizin muhtelif derelerimizi araştırarak dünyada bilinmeyen üç yeni sazan türünü bulmaları gerçekten göğsümüzü kabarttı!.. Ama ondan daha önemlisi, büyük bir kadirşinaslık örneği göstererek o sazanlara koydukları isimlerdi… Endemik türdeki Emineae, Velioglui ve Recepi isimli yeni sazan türlerinin faunamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz… 
Açıklandığı üzere, o isimlerin şüphelenilen kişilerle uzaktan yakından bir ilgisi yokmuş… Mezkûr balıklardan birisi ilgili profesörün annesine, diğeri ne alâkası varsa bilinmeyen bir başhekime, üçüncüsü ise saha araştırmalarında yardımcı olan kişiye atfedilmiş!.. Şimdi kendilerinden yeni saha çalışmaları bekliyoruz, henüz tanımlanmamış ’balık’ türlerinden ziyade, henüz tanımlanmamış ‘alık’ türleri üzerine!.. Sazanlardan mülhem olmak üzere isimleri de ‘sazanîler’ olabilir meselâ; Sasanîlerle karıştırmamak kaydıyla… 
Literatürden araştırdım, sazanlar göllerde ve ağır ağır akan derelerin diplerinde yaşarmış… Ot, çöp, larva, solucan ne bulursa nimeti ayırmaz yermiş… ’İyi yiyici’ oldukları için boyları ve ağırlıkları diğer tatlı su balıklarından ileride olurmuş… Yer ama iyi çalışırmış!.. Suyunun ısısını beğenmezlik yapmazmış, 3 derecede de yaşarmış, 30 derecede de… 
Fakat en şaşırtıcı özellikleri toplu hâlde çamura gömülebilmeleri… Tehlike sezdiklerinde, meselâ hava aşırı soğuduğunda çamura gömülüp ‘kış uykusu’na yatabiliyorlar… ‘Çamurlaşma’yı hayata tutunmak için bir nevî ideoloji hâline getirmişler... Ne kadar tanıdık bir sahne değil mi? Zamanı gelip o çamurdan çıkarken ‘Güneş balçıkla sıvanmaz’ gibi süslü lâflar ederler mi bilmiyoruz ama kışın ölmeden donabilme özellikleri çok ilginç… Her dem işe yarayabilecek mânidar bir mağduriyet hikâyesi; ölmüyorsun, ölmüş numarası yapıyorsun!.. Sasanîler Roma’nın üstadıydı, sazanîler fotoromanın… 
İnanmayan Vikipedi’den kolayca bulabilir, sazanların renk ve biçimleri yaşadıkları ortama göre değişirmiş… Tespit on numara!.. Pulsuz çeşitleri de bulunmakla birlikte, pullu olanları ‘gömlek değiştirir’ gibi pul değiştirirmiş… Oynak dudaklıymış, üst çenesinden dört bıyık sarkarmış, öğütme işini yutak dişleriyle yaparmış… Sistem son derece entegre yani!.. Yine de esas mahareti bunlar değil, dipleri karıştırması ve suyu bulandırmasıymış!.. Çevik ve hareketliymiş, sürü hâlinde dolaşırmış!.. 
Uyanık geçinen ve menfaat ümidiyle her tuzağa atlayan insanları tanımlamak için kullanılan ‘sazan’ sıfatı çok doğru bir benzetme değil… Bu bir eko-sistem meselesi… Kurnazı var, alığı, balığı, kalabalığı var!.. Biri olmasa, diğeri de olmaz… Sazanî cumhuriyetinde birileri kefenlere bürünecek ki, diğerleri para sayma makinesi koleksiyonu yapabilsin!.. Böyle yürür bu işler, endemik endemik!.. 
Bu arada siyasî bir mesaj da verelim: Sazanî cumhuriyeti muz cumhuriyetini her zaman döver!.. Üzerimize tropikal ideolojilerle gelmek isteyen ne kadar ‘dış mihrak’ varsa, onlarla su altında ve üstünde mücadeleye hazır o kadar ‘iç mihrak’ vardır!.. Onun için sazanlar yeryüzündeki eko-sistemin en önemli parçalarından birisidir!.. Hatta sistemin temel taşıdır!..
Ömrünü bilime adamış, hür düşünceli üniversite hocalarımızdan henüz tanımlanmamış yeni türler bekliyoruz… Onlara da Bekiri gibi ‘ilçe mal müdürü’nün, Beşiri gibi ‘kayınbirader’in, Bülentiea gibi hayranlık duydukları ‘ses sanatçısı’nın isimleri atfedilir olur biter!.. 
Sazansız kalan bir rejimin hayat damarlarından biri kopmuş demektir!.. Yaşasın sazan dayanışması!.. 

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS