Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > 'KARŞIT GÖRÜŞLÜLER' NEYE KARŞI?

Bu dili tanıyorduk... Üniversitelerde yuvalanan PKK çetelerinin her saldırısından sonra ortaya çıkıyordu... Medya şablon başlıklar atıyordu  “Karşıt görüşlü öğrenciler çatıştı”  diye... O ‘karşıt görüş’ün neye ‘karşıt’ olduğunu ifade edemiyorlar, adlarını bağışlayamıyorlardı... 
Bu ‘karşıt görüşlü’ ifadesi medyayla sınırlı kalmıyordu... İşin kötü tarafı olaylardan sonra gözaltına alınanların ifade tutanaklarında da olayların bu şekilde tanımlanması için kolluk ve adliye de özen gösteriyordu!.. Tıpkı klasik ‘sağ-sol’ kapsamında kalması için ne gerekiyorsa yapılıyordu... ‘Karşıt görüş’ büyük bir terör probleminden ziyade, ‘eski alışkanlıklarıyla yaramazlık yapan iki kesim’i işaret ettiği için konu abartılmamış oluyordu!..
Böylece el birliğiyle küçülte küçülte büyüttüler şehirlerdeki terörizmi... PKK vurdukça kalemleriyle ve dilleriyle sinenler veya organize biçimde olayı basitleştirenler, bugünlerin hazırlanmasında günaha ortak oldular... Esenyurt’ta MHP seçim bürosuna yapılan saldırı kesinlikle organizedir... O an organize olmasa bile, genel hazırlıklar ve önü açılan saldırganlık, bu tür durumları kaçınılmaz bir mecburiyet hâline getirmiştir...
Ülkenin asayişinden sorumlu olanların, bu olaya ad koymaya cesaret edemediği bir süreçten geçiyoruz... Ağlak mücahit utanmasa “Kavga çocukların top meselesinden çıktı” bile diyebilecek durumda!.. ‘PKK’ deyip de, yeni yol arkadaşlarını üzmekten, kırmaktan, kızdırmaktan korkuyor!.. Ülkeyi yönetenlerin içinde bulunduğu bu ipoteği iyi bilen katiller, bir yandan süreci istediği yöne çevirirken, diğer yandan dün dağlarda beceremedikleri ‘alan hâkimiyeti’ni, şimdi öncelikle güneydoğuda, ardından da nüfusça yeterli çoğunluğa ulaştıklarını düşündükleri şehir merkezlerinde hayata geçirmeye çalışıyorlar... 
AKP önceki seçimlerde yüzde 50 oy aldığı bir çok güneydoğu ilçesinde bugün aday gösteremeyecek duruma geldi... Medya buraları görmüyor, görmek istemiyor... Aday olmak isteyenler üzerinde öyle bir baskı oluştu ki, devletin de ‘koruma gücü’nün etkisizleştiği ortamda insanlar geri çekiliyor... Bu atmosferde sandık güvenliğinin nasıl sağlanacağını tartışmanın âlemi zaten yok... Bırakılacağı söylenen silahların gölgesindeki seçimlerin adil olup olmaması çok da önemli değil!.. Sonuçlara bakılacak ve haritamızın önemli bir bölümü farklı bir renge boyanacak!..
BDP’yi destekleyen yayın organlarına bir göz atın; sürekli olarak seçimlerin ‘özerkliğin oylanması’ anlamına geldiği ilân ediliyor... Bu sonuçların dünya tarafından bir nevi ‘halk oylaması’ olarak algılanması için çok yönlü bir çalışma söz konusu... Böylece Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki gelişmelere paralel olarak Türkiye’deki Kürtlerin de ‘kendi kaderlerinin tayin hakkı’ konusundaki iradesi vurgulanmış olacak... Oranların en yüksek derecede seyretmesi için esas görev, çözüm süreci pazarlanırken bırakılacağı söylenen o silahları ellerinde tutan katillere düşüyor... Onlar da, devletin adı konulmamış geri çekilişi sayesinde tek yanlı olarak o seçimi kumanda ediyorlar... 
Yusufiyeli Cengiz Akyıldız’ın katledilmesiyle sonuçlanan Esenyurt’taki saldırı, Başkale’de başka aday çıkartmamaya kararlı terörizmin doğal bir sonucudur... Bunu ‘karşıt görüşlüler’in çatışması olarak sunanların hepsi bunu biliyor aslında... Ülkeyi yönetenler de biliyor, medya da!.. Ama dilleri varmıyor söylemeye... Olan bu ülkenin has çocuklarına, hesapsız kitapsız sevenlere oluyor...
Bu çirkinliğin rol ortağı olan medya birinci derecede Sit alanı ilan edilmelidir... Çünkü dünyada benzeri görülmemiş biçimde onursuzluğu ve şahsiyetsizliğiyle böyle bir zirveye tırmanan medya, tarihî özelliğe sahiptir ve gelecek nesillere ibret için mutlaka korumaya alınmalıdır!..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS