Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Başbakan yargıya neden başvurmuyor

Başbakan yargıya neden başvurmuyor?


Bu aslında tam bir dâvâ konusudur ama ne hikmetse dâvâ açılmıyor... Hadi ‘mağdur’un kendisine özel gerekçeleri var, basında çıkan haberlerin savcılığı harekete geçirmesi lâzımken, şu ana kadar ses çıkmaması ilginç değil mi? 
Medyanın sosyal-antisosyal fark etmez her türlüsünde, sokakta, Meclis’te kendisine yönelik ağır eleştirileri veya hakaretleri derhal savcılığa intikal ettiren Başbakan Erdoğan’ın sesi olduğu iddia edilen kasetlerle ilgili aynı yönteme henüz başvurmamış olması kafaları kurcalıyor... Dâvâ açılsa konu bilirkişiye aktarılacak, teknik incelemeler yapılacak, böylelikle kasetlerde montaj olup olmadığı, sesin Tayyip Erdoğan’a mı yoksa başkasına mı ait olduğu ortaya çıkacak... 
‘Hislenme’ yoluyla tespitte bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı dışında teknik anlamda Başbakan’a hak veren çıkmadı şimdiye kadar... Türkiye’nin önemli ses uzmanlarından olduğu söylenen kişilerin “Kesinlikle montaj değil” şeklinde açıklamaları gazete manşetlerine taşınırken, o ses kayıtları Meclis’te muhalefet sözcüleri tarafından kürsülerden dinletildi... Bildiğimiz Başbakan Erdoğan’ın hiç vakit geçirmeden bunlara ‘hakaret ve iftira’ dâvâsı açması gerekirdi... O bunu yapmak yerine  “Halk sandıkta hesap soracak”  derdinde... Sanki sandığın içinde seslerin taklit mi, montaj mı olduğunu tespite yarayan mekanizma var!..
Ülkedeki muhalefetin bu ‘gedik’ten yüklenmesi gerekirdi... Israrla Başbakanı bu alana sıkıştırarak ‘soruşturma’dan neden çekinildiği, başka bir konu olduğunda ‘sonuna kadar gidilsin’ iradesine bu alanda neden başvurulmadığı gerçeği gündemde tutulmalıydı... Aslında hâlâ geç kalınmış değil... Söz konusu tapelerde adı geçen, gerçekten mağdur edildikleri ortaya çıkan kişi ve kurumlar, iddiaya göre haksız yere ihaleleri iptal edilenler, kendilerine hakaret savrulanlar, mezhebinden dolayı ayrımcılık yapılanlar, yargıya baskı yoluyla haklarında mahkûmiyet istenenler, cesaret edip, bu kasetleri mutlaka yargıya taşıyabilirler... Adalet mekanizmasıyla ilgili endişeler elbette önemlidir ama bu konuda teknik inceleme ve bilirkişi gerektiği için bu konu hem sürekli gündemde kalacak, hem de ‘yorum’la değil, ‘teknoloji marifeti’yle sonuçlanacaktır... Ümraniye ve Balyoz dâvâlarında olduğu gibi hile varsa mutlaka ortaya çıkacaktır... 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CNN TURK’teki programda Başbakan’a birilerinin geldiğini, dershaneler üzerinden kendisini ve hükûmetini tehdit ettiklerini söylüyor... Arınç’a göre gelenler Başbakan’a “Elimizde kasetler var, piyasaya süreriz, hükûmetini yıkarız” demişler... Bir nevi ‘darbe’yle korkutmaya çalışmışlar... Başbakan da bunun üzerine resti görmüş ve  “Sonunda bu alçaklığı da yapacak mıydınız?”  şeklinde konuşmuş... Arınç’ın anlattıklarını doğru kabul edersek, şu soruyu sormamız gerekmiyor mu: Makamında tehdit edilen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ‘alçaklık’ olarak nitelediği bu şantaj karşısında derhal neden yargıya başvurmamış? Madem bir ‘alçaklık’ var, neden mukadderatı sandığa havale etme yerine, ‘abdestinden emin’ bir şekilde yargıya havale ettirmemiş? Neden şantajı kamuoyuna duyurarak deşifre yoluna gitmemiş veya gidememiş?
Belli ki Başbakan’ın yargıya başvuracak yerleri ağrıyor!.. Bu anlaşılabilir bir durum!.. Ama vatandaş olarak hepimizi ilgilendiren başka bir şüphe var... Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın özel işlerinde de kullandığı kriptolu telefonun delik deşik biçimde süzgece dönüşmüş olması, başka kimlerin hangi amaçlarla dinleme yapmış olabileceğini, ülke güvenliğinin ne kadar acınacak bir hâlde olduğunu, devlet sırlarının düşman ülke ve örgütlerin eline geçmiş olma ihtimalini, istihbarat zafiyetinin zirveye tırmandığını belgeliyor...
Bu saatten sonra Başbakan’ın ve onun hükûmetinin aldığı herhangi bir kararın ne kadar ‘bağımsız’ olduğuna, ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğine, ipoteksiz, millî ve şantajdan uzak olduğuna bizleri kim ikna edebilecek? Hakkındaki en ağır ithamlarla ilgili mahkemeye gitmeyen Başbakan, sandığa gitme yoluyla, ülke üzerindeki bu koca ‘güvenlik deliği’ni nasıl kapayacak ve nasıl inandırıcı olacak?

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS