Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Ülkemizi bekleyen büyük tehlike

Ülkemizi bekleyen büyük tehlike





Sosyal gerginlik çok tehlikeli biçimde tırmandı, âdeta patlamak için fırsat kolluyor... Önümüzdeki mahallî seçimleri ‘tarihin en önemli mahallî seçimleri’ne çeviren de bu... Aslında bu seçimleri yalnızca ‘mahallî seçimler’ olarak nitelemek bile anlamı daraltıyor...
Bu seçimler toplumda biriken gazı almaya yarayacak mı, yoksa hukuku sadece ‘güç’le tanımlayan siyasî iktidarın daha da pervasızlaşmasına yol açacak mı, hep birlikte göreceğiz... Ama anlaşılan o ki, Cumhuriyet tarihimizin ‘en sıcak yazları’na doğru yol alıyoruz ve kaos endişesi son derece yüksek düzeyde seyrediyor...
Türkiye, bütün kesimleri birbirine hasım ‘katı ve tahammülsüz’ taraftarlar hâline getiren bu sorumsuz siyasî iktidarı değiştirmek mecburiyetinde... İktidarda kalmak uğruna sürekli ‘ötekiler’ oluşturarak, onu düşmanlaştırarak, kendi toplumsal mevzilerini sağlamlaştırma stratejisi orta vâdede ülkeyi bu gergin atmosfere sürükledi... Bu öylesine alışkanlık meydana getirdi ki devamı da ancak dozajı yükseltmekle mümkün... Nitekim Başbakan da bunu yapıyor, bütün sorumsuzluğuyla, sosyal maliyeti hiç umursamadan... 
Yenilgiyi görmektense, kutuplaşmaların önünü açarak günü kurtarmak can simidi olarak görülüyor... Doğrudur, eğer ‘ülke’ kaygınız daha az önem ifade ediyorsa, ‘karşı’ tarafların düşmanlığını bileyerek, kendi taraftarlarınızdaki bağlılığı artırabilir, iktidarınızı bu yolla sürdürmeyi umabilirsiniz... Bugün yapılan tam da budur... 
Oysa bu strateji, kitlelerdeki tansiyonu yükselterek, hükûmeti değiştirmeyle ilgili demokratik olmayan yöntemleri de meşrulaştırma riski taşıyor... Siyasî önceliklerimizi ve farklarımızı bir yana bırakır, ülkedeki iç barışı göz önüne alırsak, kabul edelim, en büyük tehlike burada... Eğer tansiyon daha da artar ve iktidar değişikliği için ‘sokak hareketleri’ bir yöntem olarak benimsenirse, mesela Ukrayna gibi kaosa sürüklenirse çok ağır bedel öderiz... 
Türkiye’nin bu siyasî iktidardan acilen kurtulmasına ve bunu da ‘yumuşak geçiş’le sağlamaya ihtiyacı var... Demokrasi dışı sokak hareketlerinin doğuracağı komplikasyonlar ülke birliğini tehlikeye sokabilecektir... Eğer kitleler, ülke yönetimin kaderini sokaklarda belirlemeye kalkarlarsa, bunun güneydoğumuza bir başka yansıması olabilir... ‘Çözüm süreci’nin doğurduğu boşlukta her türlü altyapı hazırlanmış güneydoğuda, zaten ülkedeki otorite boşluğu ve kaos bir fırsat olarak görülüp, ‘kendi kaderini tayin’ hareketi başlayabilir, fiilî durum meydana gelebilir... Ankara’yı kendi derdine hapsederek, daha rahat ve dokunulmaz alan meydana getirmek isteyen terör örgütleri de bu kaosu tetikleyebilir, rol alabilir, tahrik edebilir... 
Türkiye’nin ‘sivil’ görünümlü muhtemel kalkışmayı askerî yöntemlerle bastırmasına karşı ‘uluslararası duvar’ oluşabilir... Çünkü Türkiye’nin bu anlamda ‘menfaatçi bakıştan arınmış’ tam güvenebileceği dostu neredeyse yok gibidir... Bir anda yalnızlaşabilir... İşte bu yüzden Ankara’da iktidar mutlaka değişmelidir ama bu boşluk meydana getirmeden ‘yumuşak geçiş’le gerçekleşmelidir... 
Unutmayalım; nasıl Bağdat’ın otoritesi sarsılınca Kuzey Irak meydana geldiyse, nasıl Şam’ın otoritesi sarsılınca Kuzey Suriye meydana geldiyse, sözde ‘Kuzey Kürdistan’ın statüye kavuşması için de Türkiye Cumhuriyeti başkentinin boşluğa ve kaosa sürüklenmesine ihtiyaç var...
Çok nazik bir süreçten geçiyoruz... Bir yanda kendisinin, ailesinin ve partisinin geleceğini, ülke birliğinin ve geleceğinin önüne geçirmiş bir Başbakan, diğer yanda hem demokrasisini hem de toprak bütünlüğünü yaşatması gereken Türkiye var... Zor bir denklem elbette... Önümüzdeki seçimlere ‘hayatiyet’ katan da bu zorluk olsa gerek...
Toplumsal tansiyonun düşmesi için AKP’nin ciddi oranda oy kaybetmesi gerekiyor... Ortaya çıkacak skor, hem gerilimi azaltacak, hem de genel seçimleri öne çağıracaktır... Ayrıca Başbakan Erdoğan’ın siyasetten tasfiyesine hem parti hem ülke için de zemin doğurmuş olacaktır...
Erdoğan, çıkacak oyu, bu seçimleri referanduma dönüştüren kendisi değilmiş gibi, yüzde 50’yle değil, önceki mahallî seçim oranlarıyla mukayese ederek direnmeye çalışacaktır... Fakat daha az ciddiye alınacaktır...

Yorumlar

seyit

sayın servet avcı bey;sizi gencecik yaşınzda bir nizamı alem alpereni olarak tanımış ve sevmiştim.
rahmetli muhsin başkanın rahle tedrisinde geçmiştir diyerek takip ediyorum.heyhat o rahmetlinin ,demokrasi dışı varyasyonlarla millete kumpas kuranlara karşı yiğit ve civanmert duruşu,ferasetli hali büyük birlk camiasında muhsin başkanla birlikte öldü .Allah rahmet eylesin.

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS