Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Bir ‘aydın direnişi’ lâzım

Bir ‘aydın direnişi’ lâzım



‘Hayır’ diyecek... Nasıl o kızdığında üniversite hocalarına veya hukukçuya   “Cüppeni çıkar da gel, siyasete gir” diyebiliyorsa, birileri de ona “Makamı bırak, siyasetçi rozetini at, tarih eğitimi al da gel”  diyecek...
Akademik namusunu konjonktüre feda etmemiş bilim adamları lâzım bize...  “Senin krize giren uluslararası itibarını kurtarma formülü olarak bu tuttuğun yol, yol değil”  diye diklenecek, ‘şahsî meşruiyet’i yeniden diriltmek için Ermeni diasporasına göz kırpmaya karşı sesini yükseltecek...  “Türkiye’nin yıllardır savunageldiği ‘arşivleri karşılıklı açmak ve tarihi tarihçilere bırakmak’tezini, ‘günlük siyasî krizleri’ni aşma uğruna kurban edemezsin”  diyebilecek, yürekli ve organize tavır koyacak...  “Siyasette her üşüdüğünde ısınmak için evi yakamazsın, o ev bizim devletimizdir, vatanımızdan, tarihimizdir”  diye direnecek...
Yoksa dün ‘Dersim isyanı’yla ilgili sözde ‘tabuları yıkıyorum’ diye ama gerçekte CHP’ye gol atmak için dilenen özür siyasetinin buralara varacağını tahmin etmek gerekiyordu... Baktı ki, tarihçilerin alanına girip, oradan siyasî cevher çıkarmak mümkün, üstelik ciddi bir direniş de yok, doğruluğu yanlışlığı hesaplamadan, devlete ve millete maliyetini umursamadan saldırıyor... 
Son ‘taziye’ye krizini ‘Ermeni sempatisi’yle değil, daha çok dünyada daralan ve soluklanmakta zorlanan bir anlayışın ‘hayata tutunma’ arayışı olarak okumak gerekiyor... Bunu yaparken, Türkiye’nin ne gibi bir zorluğa savrulduğu, bu açıklamaların kısa zamanda Türkiye’nin önüne ne gibi ağır faturalar getireceği, Türklük adına nasıl itiraf niteliği taşıdığı onun açısından çok da önemli değil... Çünkü burada asıl önemli olan, giderek yalnızlaşılan dünyada, bu konu üzerinden yeni açılım sağlamak... 
İktidarda kalma uğruna gözünü karartan, iktidardan düştükten sonra kendilerini ve yakınlarını nasıl bir hayatın beklediğini düşündükçe içi ürperen ve iktidarda kalma uğruna devletin ‘kabuller’ini yerle bir etmekten başka çaresi kalmayan bir anlayış kendince doğruyu yapmakta olabilir... Ermeni meselesinde ‘kritik eşikler’ cesaretle aşılacaktır, ‘Kürdistan’ partisine onay verilecektir, Abdullah Öcalan’la birlikte ‘çözüm süreci’ yönetilecektir... Bunlar yapılırken, tribünlere dönülüp, “Büyük devlet oluyoruz”  gazı verilecek, aksini düşünenlere ‘istikrar’dan dem vurulacak, yoksa aç kalacağımız korkusu yayılacaktır... Günlük düşünen milyonlar bu yolla ikna edilecektir...
 Doğrusu bu düzen tıkır tıkır işliyor... Problem bilim adamlarında ve aydınların tutumunda... Türkiye’de ‘millî hassasiyet’ sahibi aydınlar, İstanbul’un özel üniversitelerinde yuvalanmış ‘Ermenici’ hocalar ve gazeteciler kadar organize ve cesur değiller... Elbette istisnalar var ve adı üzerinde istisnalar!..
Artin Penik bir Ermeni’ydi... Ermeni terör örgütü ASALA’nın Türk diplomatlarına karşı saldırılarına üzülüyor ve öfkeleniyordu... 1982’deki Esenboğa katliamı onun için bardağı taşıran son damla oldu... Dokuz masum vatandaşın katledildiği saldırıdan sonra, Ermeni terörüne göz yuman dünyaya ibret olsun diye intihara karar verdİ... 
Olaydan üç gün sonra 10 Ağustos’ta Taksim meydanında üzerine benzin dökerek kendisini yaktı... Ağır yanıklarla kaldırıldığı hastanede beş gün yaşadıktan sonra vefat etti... Cenaze merasiminin yapıldığı Kumkapı Meryem Ana Kilisesi’nde de Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda da yıllar sonra  “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıracak korodan bir kişi bile yoktu!.. Çünkü bu Ermeni, onların ‘iyi Ermeni’ kategorisine girmeyecek kadar vatanseverdi...  Artin Penik, ‘kirli kan’la bezenmiş nefreti kusmak yerine, ağır yanıklarla hayat mücadelesi verirken bile Türk’e ‘kardeşim’diyen ve  “Vatanım için, milletim için kendimi bin defa daha yakarım”  diye haykıran bir vatandaşımızdı... 
Görülen o ki, 1915 öncesinde katledilen Türklerin acısı da, yıllar sonra Artin Penik’le bir kere daha ortaya çıkan ‘vatansever Ermeniler’in kendilerini yakacak derecedeki teröre öfkesi de bizim ‘özürcüler’i pek ilgilendirmiyor... Onlar için tek referans, oportünizmin dayattığı anlık ihtiyaçlar, gerisi hikâye...
İşte bundan dolayı bizim bir ‘aydın direnişi’ne ihtiyacımız var... Kimseden Artin Penik gibi kendisini yakmasını bekleyen yok... Ama memleket yanarken hiç olmazsa, kovalarla su taşıması gereken ‘aydın direnişi’..

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS