Telvin Hüsn-ü Hat Sahaf Şiir sine40
Anasayfa > Servet Avcı > Enerji Bakanlığı’nda tuhaf işler

Enerji Bakanlığı’nda tuhaf işler



Doğrusu şahsen herhangi bir istifa beklentim yok... Olmayacağını da daha önce yazmıştım... Zaten sağ olsunlar, Enerji Bakanımızın günlerdir uykusuz kaldığını ve iki gün arka arkaya aynı gömleği giydiğini yazarak, bizlere Soma’da hükûmetin ne büyük fedakârlık yaptığını sık sık hatırlatıyorlar!.. 
Oysa ortada büyük bir garabet var ve Türkiye basını henüz bunun farkında değil... Hani bir yandan yaralar sarılacak, diğer yandan kimin suçu varsa hesabı sorulacak ya? Nasıl olacak bu iş? Ya da bu hesabı kim soracak?
Daha bu ayın başında 2 Mayıs tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan atamalardan birisi çok ilginç... Çünkü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde açık bulunan yönetim kurulu üyeliğine Mustafa Hacı Eminoğlu atanıyor... Bu atamayı ilginç kılan, daha doğrusu ‘sıradan’ olmaktan çıkaran adı geçen şahsın aynı zamanda bakanlığın eski adıyla Teftiş Kurulu, yeni adıyla Denetim Hizmetleri Başkanı olması... 
Yani arkadaş hem icranın içinde, hem yargının başı!.. Enerji Bakanı Taner Yıldız’a sormak lâzım, bu uygulama ne kadar etik ve mevzuatın neresinde var? Meselâ üç yüzden fazla madencinin can verdiği bir büyük felaket soruşturulacak ama ‘denetleyen’le ‘denetlenen’ arasında bu tipten garip bir ilişki olacak!.. 
Felâketten önce yönetim kurulu üyeliğine atanan bu şahsı tanımayız, etmeyiz... Belki de son derece ehil ve adil birisidir... Öyle bile olsa yapılan skandaldır... Şimdi bu unvanlara sahip şahsın görevlendireceği müfettişler ne kadar etki altında kalmadan inceleme yapacaklar? Bir anlamda mahkemeye benzetmek gerekirse ‘yargılayan’ ve ‘yargılanan’ arasında var olan bu hiyerarşik bağın soruşturmanın selâmetine gölge düşürmeyeceğini kim garanti edecek?
Yönetim kurulu üyelikleri, önceki iktidarlardan beri ülkede tartışma konusu... Genellikle ‘siyasî arpalık’ olarak değerlendiriliyor kamuoyunda... Ahbap-çavuş ilişkisiyle yapılan atamalar bunlar... Bu iktidar döneminde bu özelliği çok daha fazla pekişti... Sözünü ettiğimiz atamayla anlaşılıyor ki konunun ne kadar hukukî, ne kadar etik olduğu umursanmıyor bile...
Enerji Bakanlığı, bünyesinde barındırdığı bu çelişkiyle Soma soruşturmasını asla yürütemez, yürüttüğü soruşturmanın sonunda hazırlayacağı raporla asla inandırıcı olamaz, kamu vicdanını tatmin edemez... Savcılardan Ömer Türken’in daha önce AKP’den Bilecik il başkan adayı olmasına rağmen Soma için görevlendirilmiş bulunması toplumdaki adalet beklentisine nasıl bir darbe vurmuşsa, Enerji Bakanlığı bünyesindeki bu çarpıklık ondan daha aşağı bir durum olamaz...
Yüzlerce insan öldü, bütün Türkiye yaralandı... Bu acı ortadayken, icranın başındakiler için inceden inceye uydurmaya çalışılan fedakârlık hikâyeleri bu skandalı örtememeli... Sadece Bakan değil, bu garabetin altında imzaları bulunan diğer iki devlet büyüğü de bu hesabı vermeli... 
Kömür madeni patlamış... Sadece ağır insan yanığı kokuları değil, ağır ihmal kokuları ortalığa yayılmış... Milyonlar açıklama, adalet ve hesap beklerken tabloya bakalım... Buradan etki altında kalmadan, ne bağımsız soruşturma, ne adalet çıkar değil mi?
Zaten Enerji Bakanlığı’nda ‘teftiş’ kurumu bir ‘fazlalık’ gibi görüldüğünden olsa gerek, Eti Maden İşletmeleri’nin teftiş kurulu 16 Kasım 2012’de kaldırılmıştı... Daha sonra, 2013’te mahkeme kararıyla yeniden açmak zorunda kalınmıştı... Açıldı da ne oldu, iki yıldır taşradaki işletme müdürlükleri ve merkezdeki daire başkanlıklarıyla ilgili ‘olağan denetim’ yapılmıyor...
‘Denetim’ müessesesinin neredeyse bütün devlet yönetme anlayışında devreden çıkarılmaya çalışıldığı bu dönemde Enerji Bakanlığı’ndaki bu garip tasarruflarıyla daha fazla dikkat çekiyor... Bu anlamda bakanlık bünyesinde hem icracı hem de denetçi unvanlarının aynı kişiler üzerinde toplanabilmesi ne tuhaftır ki, şaşırtıcı gelmiyor insana...
Taner Yıldız, bu skandalı daha fazla taşıyabilir mi, ne tür tedbirler alabilir, hep birlikte göreceğiz... Ama çekilen bunca acıdan sonra hepsi biliyor olmalılar, “Bu bir Türkiye klâsiğidir”  deyip geçilecek, umursanmayacak günler artık geride kaldı... Toplumsal hassasiyetin nefesi enselerinde...

Yorumlar

Güvenlik Kodu

vahiy  insan  şehir  revelation  ahlâk  etik  ethica  nüzhet yalan estetik  metafizik  ebrah doğu  batı  fıtrat  creation  yaratılış  iyilik  kötülük  dürüstlük  eşref-i mahlûkat  kişilik  asâlet  cesâret  vefâ  sadâkat  ihânet  yalan  immoralist  mitoloji  belh’um adâl  aere perennius  antere  genetik  şuur  terbiye  muâşeret  muâşaka  muvâsalat  firâk  zarâfet  letâfet  ferâset  panteon   rolyef  fresk  heykel  portre  gravür   ideal  ülkü  ülkücü   kerbelâ  aşk keşke  cennet  cehennem  araf  âdem  havva  hâbil  kâbil  elma  haz  hayâ  hicap  gurur  hürriyet  adâlet  musâvat  agnostic  akıl  dacret  locig  analytical  antiq  aristokrasi  kûrûn-i vustâ  giyotin  hakikat  hikmet  paradox  dialectic  tenkit  stoa  akademia  logos  logos spermaticos  felâsife  gelenek  hermeneutic  semantic  hint  upanişad  mutezile  ihvân-ı safa  ilk neden   iskenderiye okulu  medinetü’l fâzıla   hürriyet  kölelik  rönesans  ütopya  rethoric allah’ın kulu abdullah muhammed  kur’ân  endülüs ibn-i rüşd  aristotales  şeyh gâlip  farâbi  platon  sokrat   marcus aurelius  galile  mimar sinan  kirkedard  farabi  ibn-i sina   ibn-i hâldun  kafka  taşköprülüzâde  gazâli  musa cârullah  şemseddin sâmi frasheri  bergson  enver paşa  muhammed ikbal  hayyam  mehmet âkif  yâkup cemil  şems  ibn-i haldun  mevlâna  ali şeriâti  fuzulî  ebu’l âlâ el maarrî  ahmet mithat efendi  cemil meriç  nâmık kemal  ahmed hamdi tanpınar  kemal tahir  yahya kemal  cahid zarifoğlu  dostoyevski  tolstoy  knut hamsun  nietzsche  oğuz atay gogol  albert camus  descartes  herman hesse  puşkin  halil cibran  kaşgarlı mahmut  tevfik fikret  cenap şehabettin  neyzen tevfik  motzart  bach  mahler  tarkovski  suç ve  cezâ   anna karenina  madonna  prag  istanbul  çocuk kalbi  sn. petersburg  soljenitsin  marks  kant  heraklit  hegel  el-hamra  endülüs  kâmus u türkî  redhouse  wagner  kâmus u okyanus  lugat-i fransevî  iliria shqip  meydan larusse  şakâyık-ı nûmâniye  mevzuâtü’l ulûm  abdülkadir merâgi  ıtrî  muhammed esed  michelangelo van gogh  cezanne  rembrand  monet  hoca ali rıza  ulysess gaze  eleni karaindrou  sezen aksu  golha  farid farjad  osman hamdi

Tasarım : ATS